By Yahya HOÇUR on Pazartesi, 05 Mart 2018
Category: Ekonomi

ŞEREFSİZ ŞEKER

Kardeşlerim, şeker fabrikalarının kapatılıp şeker pancarı üretiminin durmasıyla çiftçiliği tamamen bitirdik hamd olsun...

***

Bazıları çıkmış, şeker pancarının çok ticari ve stratejik bir tarımsal sanayi ürünü olduğunu iddia edip, "Fabrikaları kapatmayın çalıştırın" diyor...

Dünyanın bizi kıskandığı zamanda şunların dediklerine bak...

Şeker fabrikaları zarar ediyor yauv!

Zarar eden fabrikayı niye çalıştıralım? Sarayın ihtiyaçları için ayırmamız gereken ödeneği, şeker fabrikalarına mı kaptıralım yani?

Bunlara kalsa, sarayın ampullerini de lüzumsuzsa söndüreceğiz...

***

Hem şeker fabrikaları kapanınca, o fabrikalarda üç kuruş maaşa talim etmek zorunda kalan benim işçi kardeşim de rahat edecek, nakliye yapan kamyoncu kardeşim de...

Kimse karda kışta yola çıkıp işe gitmek zorunda kalmayacak. Kimse yorulmayacak; herkes sıcacık evinde rahat rahat oturacak.

E, yola çıkan olmayınca trafik sorunumuz hafifleyecek...

Doğal olarak trafik kazaları da azalacak...

***

Benim köylü kardeşim, bundan böyle karda-kışta, yağmurda-çamurda, pancar peşinde kendini paralamayacak...

Artık elleri nasır, ayakları çamur tutmayacak...

Yok öyle, yaz-kış tarlada çalışıp yorulmak...

Bundan böyle dünya bizim için çalışacak; biz, elimizi sıcak sudan soğuk suya sokmadan yaşayacağız...

Kıçımızı devirip paşa paşa yatacağız...

Bunları muhalefet bilmez...

Anlamaz...

Kafası basmaz bunların basmaz...

***

Üç koyun versek güdemeyecek olan bu muhalefetin anlattığına göre, şeker pancarını işleyip şekeri aldıktan sonra melas denilen posasından da çok besleyici hayvan yemi (küspe)yapılıyormuş. Ayrıca ekmek mayası, mavi ispirto, parfümeri , ilaç ve eczacılıkta kullanılan ürünler elde edildiği gibi rakı, votka, cin, likör gibi alkollü içki yapımında kullanılan etil alkol de üretiliyormuş...

***

Parfümeriye ne gerek var yauv? Kaportası bozuk olanlar ruj bilmem ne sürer...

İlaç yapmaya zaten gerek yok, ülkenin dört bir köşesine devasa hastaneleri boşuna kurmuyoruz. İlaç lazım olunca yakınlarımız vasıtasıyla ithal ediyoruz...

Benim vatandaşım hekim olmak için tıp fakültesi amfilerinde dirsek çürütmesin diye pek yakında Doktor da ithal edeceğiz inşallah...

Kardeşlerim, biliyorsunuz Canan Karatay hoca, ekmeğin zararlı olduğunu söyleyip "yemeyin" diyor. Buğday tarımını da bu yüzden, sağlığınızı düşünerek bitirdik. Bu demektir ki, mayaya da ihtiyaç yok...

Şekerin kendisi derseniz o zaten çok zararlı, Lozan'ın gizli maddelerinde Türkiye'de şeker fabrikaları kurdurup ümmeti tatlı tatlı zehirleyip öldürmek maddesi var...

Hatta bu şerefsiz şekeri benim vatandaşıma cazip göstermek için türküler yapıp,"Atem tutem ben seni, şekere katem ben seni. Akşama baban gelende oy önüne atem ben seni" dediler. 

Kardeşlerim, bunlar var ya bunlar, "Halkalı Şeker" adlı türküyü de Lozan'ın gizli maddeleri sebebiyle yapıp ibneliği tatlı ve hasreti çekilir hale getirdiler...

Bu din ve ümmet düşmanları, elmayı bile şekere bulayıp utanmadan kıçına sopa soktular...

Renkli renkli pamuk şekeri yapıp çocukluğumuzda hep burnumuza, yanağımıza ve saçımıza yapıştırdılar...

Gençliğin imanını şekerle çaldılar...

İşte ümmeti yoldan çıkaran bu şerefsiz fabrikaları kapatarak şeker hastalığını da ortadan kaldıracağız...

Şeker fabrikalarını keşke Yunan kursaydı; ümmet şimdiye kadar hiç zehirlenmez, fesi önüne düşmezdi...

***

Geriye ne kaldı; rakı, votka, cin ve likör...

Gördün mü, "Ey bu millet!" bunların asıl derdi şeker, ekmek filan değil, alkollü içki imalatı...

Bakmayın işçiyi-köylüyü, ekmeği-mayayı düşünüyoruz dediklerine. Bunlar, içkilerini elinden alıyoruz diye isyan ediyorlar!

Rahat rahat içemeyecekler artık...

Kadeh tokuşturup çın-çın yapamayacaklar...

Dindar neslimizi sarhoş edemeyecekler...

***

Hem yeni nesil mallar, artık öyle "küspe" filan yemiyor.

O devirler geçti artık, yok öyle 1940'lı yıllardaki gibi küspeyi dayayıp inek gibi sağmak...

Artık yerli ve milli mallarımız, "Yeni Osmanlı" hayali ile besleniyor. Günde beş öğün din sosu ile kaynamış Osmanlı aşı içiyorlar ve atıştırmalık olarak, duble asfalt üzerine dizilmiş yerli otomobil ve jülyen doğranmış milli tank yiyip, taze sıkılmış yerli uçak içerek besleniyorlar...

Nereden nereye!

5.3.2018

Related Posts

Leave Comments