By Mehmet Alp on Cuma, 30 Aralık 2022
Category: Ekonomi

EYT

Emeklilikten Yaşa Takılmamanın Bedeli... 

Üniversitedeyken Alman devletine danışmanlık yapan bir profesörün asistanlığını yapmıştım.

Hocanın uzmanlık alanı sosyal sigorta sistemleri idi. Kamu sağlık sigortaları ile ilgili çalışmaları vardı.

Ben asistanlığa başladığımda, başka bir ekiple emeklilik sigortası için hazırladığı araştırmanın sunumdan önce son değerlendirmesine katılmıştım. Araştırma Almanya'da önümüzdeki 30 yıl içinde ortalama yaşam süresinin 15 yıl daha artacağı varsayıldığında Alman ekonomisi ve özellikle emeklilik sistemini nasıl etkileyeceğine dairdi.

O sene Almanya'da ortalama yaşam süresi (erkek kadın ağırlığını da göz önünde bulundurarak) yaklaşık 78-79 yaşındaydı. Yani araştırmanın dayandığı varsayıma göre 2030 yıllarında ortalama yaşam beklentisinin 92 yıl olacaktı.

Bazı ülkelerde çalışanların ödediği emeklilik primleri bir fonda biriktirilerek insanlara emekliye ayrıldıklarında emeklilik maaşı olarak ödenir. Fonlama sistemi diye adlandırılan bu sitem genelde sosyal devlet yapısından uzak, daha fazla serbest piyasa - kapitalist sistemlerde özel emeklilik sigortaları tarafından uygulanır. Alman emeklilik sistemi böyle değildir. Almanya'da çalışanların ödediği emeklilik primi, emeklilerin maaşının ödenmesi için kullanılır. Buna dağıtım sistemi denir. Almanlar ‚Nesiller anlaşması' diye adlandırdıkları bu sisteme 1957'de halk oylaması ile geçmişler.

Almanya bu ‚Nesiller anlaşmasını' onayladığında yeni doğan çocuk sayısı ölen sayısının iki katıymış. Malum savaş sonrası Almanyası… O dönem bu orantı hep böyle kalır düşüncesi ile mi, yoksa fark fazla açılmadığı sürece sıkıntı olmaz düşüncesi ile mi hareket etmişler bilemiyorum ama 1973'ten sonra ölümler yeni doğan çocuk sayısını geçmiş ve 1990'da tekrar birbirlerine çok yaklaşsalarda sonrasında ölüm sayısı ile yeni doğan çocuk sayısı arasındaki fark gittikçe açılmış. 2021'de 1 milyonu aşkın ölüm gerçekleşirken yeni doğan çocuk sayısı ancak 800.000 civarındaymış.

Emeklilik sistemi dağıtım yöntemine bağlı olan bir ekonomi için bu çok önemli çünkü ölenleri doğanlardan sürekli çok olan bir toplumda bu emekli primi ödeyenlerin sayısı gittikçe azalırken emeklilik maaşı alanların sayısı ile gittikçe artıyor manasına gelir. Dolayısıyla çalışanların ödedikleri primler emeklilik maaşlarını karşılamadığı için Almanya'da devlet bütçesinden sosyal sigortalara ayrılan payın bir kısmı emeklilere harcanır.

Başta bahsettiğim rapor 2030'a kadar beklenilen yaşam süresinin 15 yıl daha artmasının mevcut sosyal güvenlik yapısı ile Alman ekonomisi tarafından taşınamayacağı sonucuna varıyordu. Çünkü insanların ortalama 15 yıl daha uzun yaşaması hayatlarının sonuna kadar sağlıklı bir yaşam sürdürecekleri manasına gelmiyor, aksine özellikle yaşamlarının son 10 yılında doktor ve hastanelerle çok daha fazla muhatap olacaklarını gösteriyordu. Yani Almanya'yı hem sağlık sistemine çok daha fazla yük olacak, hemde ortalama 15 yıl daha fazla emeklilik maaşı alacak bir nüfus beklemekteydi. Onun için Almanlar emeklilik yaşını basamak basamak artırma kararına vardılar.

Türkiye'de de bildiğim kadarıyla durum farklı değil. Aynı Almanya'da olduğu gibi Türkiye'de de emeklilik dağıtım sistemine göre uygulanır ve yine Almanya'da olduğu gibi prim ödeyenlerin sağladığı kaynak yetmediği için devlet bütçesinden sosyal güvenliğe para ayrılır. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de genç nüfus oranı Almanya'ya göre daha yüksek ama hem bu oran gittikçe geriliyor ve diğer yandan da genç nüfusta işsizlik yine Almanya'ya göre daha fazla.

Kimsenin ağzının tadınım bozmak gibi bir niyetim yok, kimse ile de bireysel olarak emeklilik hak edildi mi edilmedi mi elbette tartışmaya hakkım yok. Ayrıca şimdiye dek olan emeklilik sisteminin ne derece adaletli veya verimli olduğunun da başlı başınca ayrı bir tartışma konusu olduğunun farkındayım. Ama gördüğüm kadarı ile Türkiye iki gün önce açıklanan kararları kaldırabilecek bir ekonomiye sahip değil. Ve bunu söylerken mevcut döviz kuru veya başka kısa ve orta vadede hızlı değişken göstergelerden falan bahsetmiyorum, demografik gelişimden, nesillerden, yaşlanma oranından vesaire bahsetiyorum.

SGK'nın 2021 raporuna göre yaklaşık 13 milyon emeklilerin maaşını 25 milyon çalışan ödüyor. Çalışanların ödediği yetmediği için bütçeden ek pay ayrılıyor. Yani mevcut haliyle bile kaynak yetersizliği çeken bir sisteme iki küsür milyon insanın yeni maliyeti ekleniyor. Çalışan ve prim ödeyenlerin sayısı ciddi bir artış göstermezse (ki kısa vadede yeterli bir artış gerçekleşmesini umdurabilecek sebep yok) bu maliyet bütçeye yüklenecek, bu da yeni borçlanmaya, vergi artırımlarına, yüksek enflasyona yol açabilir.

Ama 2023'de Lozan anlaşmasının 100 yılı bitince ve Lozan'ın gizli maddeleri hükümlerini kaybedince birden kendi petrol ve altınlarımızı çıkarıp zengin olursak o zaman elbette durum farklı olabilir.

Neyse,… Mali yükü bir kenara bırakalım, anladığım kadarı ile yeni uygulama ile 40-50 yaş arası bir çok insan emeklilik hakkı kazanmış bulunmakta. Bu yaş gurubu her ekonomi için en önemli, en verimli yaş gurubudur, çünkü işini yapamayacak kadar yaşlı, yıpranmış değildir ve aynı zamanda tecrübelidir, işinde uzmanlaşmıştır. Bu insanları üretimden uzaklaştırmak ekonominin kalitesini düşürür.

Dolayısıyla gelecek Temmuz'u değil, gelecek nesilleri düşünen herkesin amacı insanları erken yaşta emekliye ayırmaktansa, sağlıklı ve huzurlu bir ortamda daha verimli çalışmalarını sağlamak, ve emeklerinin rahat ve mutlu bir hayatı karşılayabilmesi olmalı. Onun için bu yazı sadece bir iktidar eleştirisi değil, aynı zamanda bu olayın kitlesel gücünü kullanarak konuyu seçim malzemesi haline getiren muhalefet siyasilerinin de sorumluluğundadır.

Mesele sadece emekli olmak değil, emekli olarak geçinebilmek de önemli. Emekli olanlar lütfen maaşları ile bugün neler alabildiklerini ve 10 sene önce maaşlarının neye yettiğini kıyaslasın. Bunu sakın küresel dalgalanmadan kaynaklanan geçici bir enflasyon olarak yorumlamayın. Başka ülkelerde %9, %10, %11 gibi olan enflasyon sorunları bir kaç sene sonra tekrar düşebilir, veya Rusya - Ukrayna savaşından sonra değişebilir. Bizdeki enflasyon senelerdir sürdürülen yanlış ekonomi politikasının ve küresel gelişimlerin sonucu. 2001 krizi önceki enflasyon döneminin duraklaması için 2001 gibi bir kriz ve bu kriz yüzünden IMF vasıtası ile el aleme verilen bir sürü tavizler gerekti. Bunu unutmamak gerek.

Erken yaşta emekli olup, emeklilik gelirlerinin her gün daha da erimesi mi iyi, yoksa daha uzun çalışıp, yaşlılıkta güvenli ve sağlam bir gelire sahip olmak mı?

Bugün bu veya şu sebeplerden ötürü bu hakkı sonunda elde ettiğiniz için memnun olabilir, sevinebilirsiniz. Ama lütfen bunun bir toplumsal bedeli olduğunu da unutmayın. Ve bu bedeli sadece bizler değil, bizim çocuklarımız da ödeyecekler.

Related Posts

Leave Comments