By A. Yağmur Tunalı on Salı, 25 Ağustos 2020
Category: Siyaset

​HADİ BİR FOTOGRAF ÇEKELİM

Türkiye'de muhalefet yok gibidir.
Bir yerde muhalefet de iktidardır.
Öyle bir duruma geldik.
Böyle bir arızamız var.
Böyle bir zaafımız var.
Böyle büyük bir noksanımız var.

Böyle olduğu halde ne yapıp edip hem de yönetimle ilgili muhalefetten bir şeyler beklemek de yeni çıktı.
"Siz ne yaptınız?"
"Siz bunu yaptınız mı?"
"Siz Bıden'a ağzının payını verdiniz mi?"
Hem muhalefet yok hükmünde, hem de böyle hiçbir vakit, dünyanın hiçbir yerinde olmayacak güç onda varmış da kullanmıyormuş algısı uyandırıyoruz.
Bunu da iktidarımız yapıyor.

Böyle bir saptırma ve karartma hüküm sürüyor.
Televizyon kanallarına bakın bunu görürsünüz.
Sosyal psikologlarımız, siyaset bilimcilerimiz ve daha bir çok sosyal alanda çalışanlar bunlarla ilgili araştırmalar yapsa biz de öğrensek.
Çünkü görülmüş iş değil.
Ziya Paşa merhum bunu söylüyor:
"Evvel yoğ idi iş bu rivâyet yeni çıktı."
Türkiye böyle görülmemiş durumlar yaşayan bir ülke haline geldi.
Merakım dolayısıyla halkı da yokluyorum.
Aslında çoğunluk memnun değil.
Ama muhalefet sindirilince halk ne yapsın?
Çaresiz kalınca böyle devam ediyor.
Benim yaşadığım yıllarda bu da ilk defa oluyor.
Halk da seçeneksizlik ve çaresizliğe mahkum.
Buna hiç hakkımız yok.
Yalnız şunu unutmamak lazımdır: Türkiye sürprizli ülkedir.
Burada "Ben işi bitirdim" diyenler her zaman yanılırlar.
Konuşacağız.

Bütün dünyada iktidarlar eleştirilir.
Totaliter rejimlerde bile böyledir.
Güç kimdeyse dikkatler ondadır.
Gücü nasıl kullandığına bakılır ve herkesin gözü üzerlerindedir.
Kontrol edilir, çeşitli şekillerde hesap sorulur.
Onlar da hesabı verirler.
Çünkü yetkisi olanın sorumluluğu da kabul edilir.

Bunu anlayamayacak hale geldiysek tehlike buradadır.
Türkiye bu akıl çizgisine dönmedikçe gideceği yer yoktur.
Hiçbir partiye yakınlığı olmayan, içi yanan memleket aydınları bunu söylemelidirler.
Bir partiye yakınlık, hatta içinde olmak da buna mani değildir.
Yanlışa yanlış , doğruya doğru diyebilme namusu aydın denenden zaten beklenir.
Türkiye'de bu yetişmiş insan potansiyeli de var.

Mehmet Emin'in
"Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir." 
deyişi budur.
Burada şair, aydın, kanaat önderi, yazan çizen, konuşan.. kim varsa o demektir.
Yüz otuz yıl ve devamında o sese uyanlar memleketi kurtardılar.
Şükür o durumda değiliz.
Ama konuşacak çok arızamız var.
Millî birlik problemi derinleşiyor.
Önce iktidardan, özellikle iktidardan beklediklerimiz var.

İktidarımızdan içerde-dışarda ona buna ayar vermeye çalışma görüntüsünü bırakmasını istemek Türkiye'nin birinci meselesidir.
Çünkü, içeride karışıklık, iç barış ve millî birlik zedeleniyor.
Dışarda, dostumuz kalmadı.
Çok sıkıştık.

İktidarlar bunu yapmamalıdır.
Yönetenlerin buna bağlı kavga dilini bırakmasını istemek birinci meselemizdir.

Related Posts

Leave Comments