By Kutlu Altay Kocaova on Cumartesi, 25 Ağustos 2018
Category: Siyaset

EMPERYALİZM-ANTİEMPERYALİZM ÇELİŞKİSİ

Dünyâda emperyalizmin yaptığı zulüm ve akıttığı kan, devâsa boyuttadır. Bununla birlikte dünyânın herhangi bir yerinde yaşananları illâ emperyalizme bağlamak ve her olayı emperyalizm-antiemperyalizm ikilemi üzerinden açıklamaya çalışmak oldukça sığ, câhilce ve hattâ kötü niyetli bir yaklaşımdır. Emperyalizmin yaptıkları üzerinden hareket edip, her yanlış ve kötülüğü ona bağlayıp, bir nevî "içimizdeki şeytâna" dönüştürmek ve yanlışları aklamak, günü kurtarsa da, gerçeklerin üzerini örttüğü için sonu felâket getiren bir durumdur.

Şimdi dört ülke üzerinden hareket edeceğim:

1. Venezuela, bilindiği gibi sosyalist olduğu iddiâ eden bir hükûmet tarafından yönetiliyor. Yönetim, bâzı sosyalist uygulamaların peşinden körü körüne gittiği için sıkıntılar yaşadı. Meselâ halkın ücretsiz ulaşım hakkından söz ettiler. Aslında kulağa ne kadar hoş gelen bir söz... Halkın ücretsiz ulaşım hakkı. Ama işin farklı bir boyutu var. Venezuela, dünyânın en büyük petrol rezervine sâhib ülkesi. Öyle ki, Suûdî Arabistan'dan bile fazla petrolü var. Venezuela, elektrik üretiminde de doğal olarak petrolü kullanıyor. Buna göre sosyalist yönetim, halkın ücretsiz ulaşım hakkı adı altında, halka ücretsiz benzin dağıtmaya başladı. Gerçi tam ücretsiz sayılmaz. Çünkü bir depo benzin, bizim paramızla bir kuruştan bile ucuzdu. Hâliyle ülkede büyük bir benzin alımı başladı. Ayrıca ülkede otomobil üretilmediği ve tüm otomobiller ithâl edildiği için ithâlat patladı. Bu arada çok daha büyük bir sorun başladı. Elektrik üretimi petrolle olduğu için ülkedeki elektrik santrallerine yetecek kadar petrol bulunmamaya başladı. Böylece santrallerden fabrika ve atölyelere elektrik dağıtımı ciddî anlamda azaldı. Evlerde günlük, düzenli olarak kesinti yapılırken, fabrika ve atölyelerde haftada üç gün çalışma süresi başladı. Dolayısıyla milyonlarca kişi işsiz kaldı, binlerce fabrika ve atölye kapandı. Aşırı enflasyon başladı, çoğunluk parası olmadığı için bir şey alamadı; parası olanlar da ürün kalmadığı için ticâret çöktü ve peşinden açlık ve kıtlık geldi. Bugün 2,5 milyon Venezuelalı, başta Kolombiya olmak üzere komşu ülkelere kaçıyor. Ülkede savaş yok, iç çatışma yok, büyük çaplı bir isyân yok ama kaçan insan sayısı, Sûriyelilerle yarışıyor. Bununla birlikte bir antiemperyalizm türküsü söyleniyor ki, yaşananların sorumlusu olan sosyalist hükûmeti eleştiren herkes Amerikancı, herkes hâin, herkes ajan. Muhâlefet yok, anayasa yok, her şeyin üstü örtülü, gerçekleri öğrenme şansı yok. Yâni Maduro ve çevresinin ABD ve müttefikleriyle girişebileceği gizli ilişkiler de bilinmiyor. Hiçbir şey bilinmiyor. Ama deniyor ki, Venezuela'da tek sorumlu, emperyalizm; Maduro, emperyalizm ile mücâdele eden bir antiemperyalist. Her şeyin üstünü örtüp, karartanların bu sözüne niye inanalım ki?

2. İrân da bilindiği gibi 1979'dan beri dışarıya kapalı bir ülke. Ama içeride mollâ sınıfı, zengin ve güçlüyken, halk çok fakir. Açlık ve yoksulluk, inanılmaz boyutlarda. Sık sık başta ülkedeki Türk, Kürd, Peştun ve Arab gibi unsurlar, yoksulluk ve Fars ırkçılığının etkileriyle gösteriler yapıyor, isyân ediyorlar. Bununla birlikte İrân yönetiminin Batı karşıtı konumundan dolayı her türlü gösteri, ABD oyunu, ajanlarının faâliyeti denilerek açıklanıyor. İrân resmî yayınları Türkleri aşağılarken, hassâsiyet göstermeyenler, buna karşı gösterilen tepkilerde hassâsiyet bekliyor. Ayrıca Ortadoğu'da sergilediği emperyal politikaların acısını halkı çekiyor. İrân'ı yönetenler de Venezuela yöneticileri gibi konuşuyor. Yaşananlarda tek sorumlu, emperyalizm; Mollâlar, emperyalizm ile mücâdele eden bir antiemperyalist grup. Her şeyin üstünü örtüp, karartanların bu sözüne niye inanalım ki?

3. Çin de bilindiği gibi komünizm esâsları üzerine kurulup, sonraki süreçte ekonomide kapitalizme yönelen melez bir ideolojiyle yönetilen bir ülke. Ekonomideki aşırı ihrâcatçı politikasından dolayı birçok ülkeyi ekonomik olarak teslîm almış durumda. Ayrıca ABD ile yıllık 500 milyar dolar civârında ticâret hacmi var. Ama Çin, ABD emperyalizmi ile mücâdele ediyor, birilerine göre. Ayrıca özellikle Doğu Türkistan'da Çin'in yaptığı vahşetin haddi hesâbı yok. Yüz binlerce Türk, toplama kamplarında tutuluyor, uyum politikası adı altında her Türk evine bir Çinli'nin yerleştirilmesi zorunlu tutuluyor, Türkler her fırsatta katliâma uğratılıyor. Ama Çin, ABD emperyalizmi ile mücâdele ediyor ve ABD, Çin'e karşı Uygur Türklerini kullanıyor, birilerine göre. Öyle ki, yine bu kişilere göre Türklerin yaşadıklarında da tek sorumlu, emperyalizm; Çin KP, emperyalizm ile mücâdele eden bir antiemperyalist grup. Her şeyin üstünü örtüp, karartanların bu sözüne niye inanalım ki?

4. Rusya, yüzlerce yıldır Türklerin aleyhine büyüyen, bir emperyalist dev. Çarlık döneminde de, Sovyet döneminde de, günümüzde de bunu sürdürüyor. Komşuları için tehdit olmayı sürdürdüğü gibi, 21. yüzyılda fetihler yapılamaz sözünü çürütürcesine, bir başka ülkenin toprağını işgâl ve ilhâk edip, fetih yapmaya devâm ediyor. Bir federasyon olmasına rağmen, diğer milletlerin kendi dillerinde eğitim yapmasını engelliyor. Ayrıca Karabağ'daki Ermenî işgâlinde bilfiil yer alıyor. Sûriye'de yaptıkları da cabası... Bununla birlikte Rusya, sâdece silâh ve yer altı kaynaklarıyla biliniyor. Halkın çektiği ekonomik sıkıntılar ortada. Ama birilerine göre Rusya, ABD emperyalizmi ile mücâdele ediyor ve ABD, Rusya'ya karşı Kırım Türklerini kullanıyor. Yine bu kişilere göre Türklerin yaşadıklarında da tek sorumlu, emperyalizm; Putin, emperyalizm ile mücâdele eden bir antiemperyalist kahraman. Her şeyin üstünü örtüp, karartanların bu sözüne niye inanalım ki?

Sözün özü, birileri aklımızla dalga geçip, bizi yönlendirmeye çalışıyor. ABD ve Batı'ya karşı olmayı Rus ve Çin'in kucağına oturmak gibi algılatmaya çalışıp, bizi Rus ve Çinci yapmaya çalışıyorlar. İyi de, bizim aklımızla dalga geçenlerin var olmayan aklına niye inanalım ki?

25.08.2018

KUTLU ALTAY KOCAOVA

Related Posts

Leave Comments