By Yahya HOÇUR on Pazar, 13 Mayıs 2018
Category: Kültür ve Sanat

SON TÜKÜRÜCÜ

Bir o kalmıştı...

Nihayet türkücü Yavuz Bingöl, bugün havuzun Sabah'ında Türkiye'yi, "biraz fazla özgür bir ülke" olarak niteleyip Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı da, "Dünyadaki adaletsizlik ve hukuksuzlukla savaşan" tek lider olarak tanımladı.

Bingöl, gelişmiş Batı ülkeleri ile aramızdaki özgürlüğü ise sokağa tükürebilmek üzerinden kıyaslayıp "...Orada yere tüküremezsiniz, burada tükürüyorsunuz, kırmızı da geçemezsiniz, burada geçiyorsunuz. Burada iktidar, yasal bir düzenleme yaptığında ayağa kalkıyoruz. Herkes kurallara, yasaya uyacak. Biz fazla özgür bir ülkeyiz." diyerek resmen lâfın belini kırdı...

***

Adam, kurduğu bu akıllara ziyan cümlede yere tükürmeyi ve kırmızı ışıkta geçmeyi maharet sanıyor ve özgürlük olarak tanımlıyor. Sonrasında ise "herkes kurallara, yasaya uyacak" diyerek tükürüğünün üzerine tüy dikiyor...

Kuralsızlığı özgürlük olarak görüp sonra kuralla uymayı beklemek nası bir şeyse artık...

Kısacası biz bu adamı türkücü biliyorduk, tükürücü çıktı vesselam...

***

Sokağa tükürmeyi, kırmızıda geçmeyi özgürlük olarak görenler için, çoğu bölgesinde trafik lambası, tabelası, kuralı diye bir şey olmayan Hindistan'da yaşamayı tavsiye ederim.

Orada bütün inekler ve öküzler, otobanda bile istedikleri zaman yürüyüş yapıp, yatabiliyorlar. İstedikleri zaman, istedikleri yere rahatça işeyip s.çabiliyorlar.

Kimse kimseye bir şey demiyor, diyemiyor...

Çok özgürler çok...

***

Ha birde Arabistan var, milyonluk cipin lastiğine oturak takıp resmen yola ediyorlar. Bazen kaldırım kenarına çöküp oracıkta bile yapıyorlar. Allah'tan korkma, kuldan utanma filan hak getire...

Bizim yola kül tablası boşaltıp, pet şişe fırlatanların da çoğunluğunun milyonluk lüks araca binen hanzolar olduğunu düşünürsek Arabistan tam yaşanası yerdir bunlar için...

***

Şimdi bana, "Yahu bu ülkede eğitimin, edebiyatın, kültürün, sanatın içine tükürüldü...

Müziğin, sporun, spor ahlâkının içine tükürüldü...

Ormanlar, madenciliğe peşkeş çekilip tabiatın içine tükürüldü.

Dere yatakları ranta kurban verilip şehirlerin içine tükürüldü...

Farklı şey söyleyen, muhalif olan gazete, dergi, TV kalmadı; hepsi bir havuza doldurulup içine tükürüldü...

Cumhuriyetin kurucu kadrosunun yaptığı ne kadar fabrika, tesis, kurum, kuruluş varsa kimi kapatılarak, kimi satılarak içine tükürüldü...

Bu ülkede kozmik odaları darmadağın edilip gizli bilgiler düşmana verilerek ordunun bile içine tükürüldü...

Hatırlarsınız asker, kışlaya hapsedilip terörle mücadelenin bile içine tükürülmüştü; valiler, elini kolunu sallayarak şehir merkezinde bile dolaşmaya başlayan bölücü hainlere yapılması gereken operasyonları yukardan gelen emir gereğince engelliyordu.

Sınırlar yol geçen hanı olmuş, PKK'lıları devlet hastanelerinde tedavi ediyor, kebapçılarda devlet kesesinden lahmacun ısmarlıyorduk...

Bu ülkede iktidar tarafından 'Senin şehidin- Benim şehidim' diye ayrım yapılarak şehitliğin bile içine tükürüldü...

Sündüre sündüre, sakız gibi çiğneye çiğneye dinin ve ahlâkın bile içine tükürüldü...

Türlü türlü yalan-dolan ve iftiralarla insanların güven duygusunun içine tükürüldü...

Yere tükürülmüş, hatta burun sümkürülüp balgam atılmış çok mu?" diyeceksiniz...

Efendim, yere tükürüp, kırmızı ışık ihlali yapıncaya kadar haklısınız...

***

Haklısınız da...

Sokağa tükürmenin, kırmızı ışıkta geçmenin, kaldırıma, özellikle de engelli geçişine park etmenin, dönülmesi yasak olan yerden dönmenin görgüsüzlük ve ahlâksızlık olduğunun bilincinde olan insanlar, zaten yukarıda saydığınız değerlere tükürmezler tüküremezler.

Aldıkları terbiye, edindikleri kültür, birlikte yaşama bilinci ve toplumsal değer yargıları buna müsaade etmez...

***

Ey menfaat sen ne biçim şeysin?

Hülya Koçyiğit'in "Bu ülkede baskı yok, çok özgürüz" demiş ve bir süre sonra damadının Konya altı plajının işletme ihalesini kazandığı haber olmuştu...

Ferdi Tayfur'a ise Sayın Erdoğan'ın selam verip gülümsemesi lütuf olarak yetiyor ama görmediğimiz, duymadığımız örtülü bir alış-veriş var mı bilemiyoruz.

Ajda'yı, Ebru'yu, İbo'yu, Mustafa'yı ve Afrin klarnetçilerini filan saymıyorum artık...

***

Netice-i kelam: Beş yıl aradan sonra yeni albümü "İhsan"ı çıkaran Yavuz Bingöl, bunun PR'ını yerlere tükürmeden de yapabilirdi...

Sanatçıların siyasetçilerden, "İhsan" beklemesi yakışık almıyor.

Sanat, siyaset ile iç içe olunca tükürmek ne kelime, resmen s.çılıyor arkadaş...

12.5.2018

Related Posts

Leave Comments