By Engin Yeşilyurt on Perşembe, 29 Ekim 2026
Category: Kültür ve Sanat

KADİM TÜRK GELENEĞİ AÇIKLAMA YAPMANIZI BEKLİYOR YILMAZ BEY

​

KAM DAVULU ÜZERİNE

Sanatın Dili, Sinemanın Aynası ve Bir Kültürel Sembol: Kam Davulu

Sanatın yol gösteren, düşündüren, öyle ki bakış açısı kazandıran; bir şeyleri sevdirdiği gibi bir şeylere karşı tepkisel duruş sergilenmesinde etkisinin olduğu inkar edilemez. Sanat toplum için yapılabildiği gibi sanat için de yapılabilir; sanat yapılabilme, üretebilme, ortaya koyabilme gerçekliğinden beslenmektir. Sanatı bir yaşam biçimi, bir var oluş türü; bir kimliğin onursal yüzü, bir prestij yönü olarak da görebiliriz. Sanatın üreten olması ve ürettiği yerde özeni, sevgiyi, ilgiyi besleyen olması; işin özünde doğası gereği bulunduğunu söylemeyi destekler niteliktedir.

Sinemada görsel ve işitsel dil üzerinden kültürel bir değeri yansıtmak ya da o değerin içini boşaltarak göstermek mümkün müdür?

Evet, mümkündür. Sinema bir sanattır ve sanatın düşünen, konuşan, yaşayan yüzüdür; aynı zamanda beyaz perde, yansıttığı karakterlerin ötesinde değerlerin, kültürlerin, detayların ve bazen de satır arası (subliminal) mesajların aynasıdır. Bu yönüyle bakınca sinemayı bir insanın yaşayan yüzü olarak görürken, bir değerin ve kültürün de yansıması olarak ele almak gerekir. Ekranlar üzerinden geniş kitlelere ulaştırılan bu yapımlarda, bazen çok ince bir nüansta yer alan mesajları sıradan izleyici değil; sinemayı iyi bilen, araştıran, değerler ve kültür bilincine sahip kimseler hassasiyetleri sayesinde okurlar.

Gelelim son dönemde kültürel sembollerin kullanımı yönündeki tartışmaların odağındaki konuya:

Yılmaz Erdoğan'ın projesi olan ve Netflix platformunda dizi formatıyla yer alan "Organize İşler: Karun Hazinesi", izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. 

Geçmişteki "Organize İşler: Sazan Sarmalı" filminden aşina olduğumuz "Asım Noyan" karakteri ve Kıvanç Tatlıtuğ'un canlandırdığı "Sarı Saruhan" gibi figürler, bu organize suç ve dolandırıcılık temalı hikayenin merkezinde yer alıyor. Buraya kadar her şey bir kurmaca zincirinden ibaret görünse de, işin içine "kam davulu" dahil edildiğinde durum kültürel bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.

Kam davulu nedir ve bu suç-kara mizah temalı anlatının içinde ne işi vardır?

Kam, her şeyden evvel kutsal bir ritüel enstrüman olarak kabul edilir. Eski Türk topluluklarında, Şaman ve Gök Tengri geleneklerinde manevi ritüelleri yöneten kamlar (şamanlar); ruhlar alemiyle iletişim kurmayı, şifa dağıtmayı ve manevi bir yolculuğa çıkmayı gerçekleştirirken bu kutsal enstrümanı kullanırlardı. Kadim kültürün bu kutsal ögesi, "Organize İşler: Karun Hazinesi"nde karşımıza çıkıyor.

Peki, nasıl çıkıyor?

Kültürel anlamda şifa ve maneviyat dağıtan bu kutsal enstrüman, yapımda suç dünyasının, illegal ilişkilerin ve yozlaşmış karakterlerin elinde adeta sıradan bir eğlence aracına dönüştürülüyor.

Yıllardır kalemiyle, şairliğiyle, toplumsal analizleriyle ön plana çıkan bir senarist ve yönetmenin, kam davulunun taşıdığı bu kadim ve kutsal anlamdan haberdar olmadığı söylenebilir mi? En nihayetinde bilmemek de bir olasılıktır; lakin bu durum kam davulunun taşıdığı tarihsel gerçeği ortadan kaldırmaz.

Eğer bilerek yapıldıysa, burada kültürel değerlerin kasıtlı olarak itibarsızlaştırılmasına dair bir alt metin (subliminal mesaj) olduğunu düşünmek de bir o kadar mümkündür. Hayatı, insanı ve toplumsal dinamikleri bu kadar iyi sorgulayan bir kalemin, doğduğu coğrafyanın ve bu toprakların kadim ritüellerine uzanan Kam davulu gerçeğine karşı bu denli kayıtsız veya bilinçsiz olması rasyonel görünmüyor.

Bu durum, Türkiye'deki kültürel ve sosyolojik boşluklardan, dönemsel hassasiyetlerden yararlanma çabasının bir yansıması olarak da okunabilir. Ülkenin ortak acıları, etnik kimlikler üzerinden yürütülen tartışmalar ve siyasi konjonktürdeki "barış" söylemlerinin gölgesinde; kadim bir geleneğin kutsal enstrümanını niteliksiz karakterlerin elinde sıradanlaştırmak, kültürel bir erozyona zemin hazırlamaktadır.

Kültürel değerlerin ekrandaki bu sunumuna dair herhangi bir açıklama yapmayan, eleştirilere karşı bir netlik getirmeyen, ancak milli hassasiyetlerin yüksek olduğu günlerde toplumsal reflekslerden uzak durmayı tercih eden bu sanatsal duruşu sorgulamak izleyicinin hakkıdır.

Kam davulunun bu anlatıdaki varlığı derin bir alt metin içeriyorsa, sinemadaki bu kültürel serüven bizi gelecekte "Organize İşler: Orta Asya" gibi daha derin sembolik hesaplaşmalara doğru mu götürecektir? Bunu zaman gösterecek.

Engin Yeşilyurt

29 Ekim 2026

Related Posts

Leave Comments