By Yahya HOÇUR on Pazartesi, 22 Nisan 2019
Category: Kültür ve Sanat

DEMOKRASİYE KARŞI ÜÇ YÜZ METRE ULUYAN KURTLAR

"Atom ve uzay çağındayız ama yüz milyonlarca insan ilk primatlar seviyesindedir. Kendi yarattıkları putlara tapmaktadırlar. Bazen evliya diye seviyesiz ve iğrenç bir cahilin, bazen büyük adam diye seviyesiz ve korkak bir hainin, bazen ilerici ses diye alçak bir satılmışın ardından koşarlar."

H. N. Atsız

Rahmet olsun, Atsız yıllar öncesinden müthiş bir tespit yapmış…

***

Atsız'ın iki cümlede özetlediği bu tiplerin hangi birini yazayım; sadece isim listesi yapsam Meydan Larosse'den büyük ansiklopedi olur.

***

En iyisi "bizden" ya da daha doğru tabirle, "eski bizden" yeni iki örnek vereyim. Biliyorsunuz kişinin önce kendi gözündeki merteği görmesi elzemdir…

***

İlki, vaktiyle Başbuğ Türkeş'i oportünistlikle(çıkarcı) suçlayıp bayrak açan, iktidar yürüyüşü için güç toplamaya çalışan MHP'nin bölünerek belinin kırılmasında dahli olan ve "MHP'de bir dakika daha kalsaydım dinimden olacaktım" şeklinde iddialı bir cümle kuran zat.

Bildiniz, bu zat şimdi Devlet Bey'in prensi, genel başkan yardımcısı, milletvekili, MYK üyesi vs vs olarak sahnelerde arz-ı endam ediyor.

***

Bu kişi, en son havuz medyasına bağlanıp 31 Mart yerel seçimlerini değerlendirirken, CHP'nin asıl hedefinin tek adam rejimi devirip demokrasi getirmek olduğunu söyledi ve buna asla müsaade edilmemesi gerektiğini belirtti.

Vay be…

"Demokrasi" deyince adamların içi dışına karışıyormuş meğer.

Arkadaş, biz yıllardır neyin mücadelesini veriyoruz?

Söyledikleri eğer dil sürçmesi veya iyi bir kafanın ürünü değilse, "En kötü demokrasi, en iyi diktatörlükten iyidir" diyen rahmetli Türkeş'e niye düşman olduğu daha iyi anlaşılıyor.

***

İkincisi, isminden çok lâkabı ile tanınan ve sevilen dostumuz, arkadaşımız, ağabeyimiz. Bazen gülüp "helâl ulan!", bazen kızıp "de get ulan!" dediğimiz ayar ve seviye sorunumuzun kilometre taşlarından birisi.

Evet, O'nu da biliyorsunuz…

Bu beyimizin bir Ülkücü, bir Türk milliyetçisi olarak bu dünyadaki en önemli ahdi, bir gün Tanrı Dağları'na gidip kurt gibi ulumakmış. Tanrı nasip etmiş, video çekip sosyal medyaya koymuş. Artık ölse de gözü arkada kalmazmış…

Bazı arkadaşlar, "Biz bunu geçenlerde kırdığı sahte iphone'den biliyoruz, uluma videosunu köyünde bir yerde çekmiş olması yüksek ihtimal" diyorlar.

Bilemiyorum.

Fakat kendisi Tanrı Dağı diyorsa öyledir. Zaten biz dâhil her şey, her yer Tanrı'nın değil mi?

***

Ben sevimsiz sevimli dostumuzun gittiği yere değil yaptığı ucuz hareketlere ve bunları matah bir şeymiş gibi yayınlamasına takıldım…

Allah aşkına bu nasıl milliyetçilik, bu nasıl ülkücülüktür?

Bu nasıl bir kofluktur?

***

Bunları gördükçe -ki inanın her kademede çok varlar- ülkemin geleceği adına ıstırap çekiyorum.

Çünkü sadece bizde değil, diğer partilerde ve bütün kamu kurumlarının önemli yerlerinde sebil gibiler.

Bunları o makamlara getirenlerin çapını da okuyucunun tahayyülüne bırakalım…

***

Yukarılarda hava durumu böyle...

Şimdi durumdan vazife çıkarıp, "La bize ördek mi diyon?" deyip klavyeye sarılacak olanlara yazının girişinde bulunan Atsız'a ait tespiti tekrar okumalarını tavsiye ediyorum…

Atsız'ın bu tespiti, peşinde koştuklarınızı tanımak ve anlamak için net bir kılavuzdur…

Karga ile devam etmek isterseniz o da sizin sorununuz…

***

Not: Sevdiğim bir ağabeyim, Tanrı Dağı'nda uluma videosunun "yeni değil" çok eski olduğunu söyledi.

Olsun, ben Karadenizliyim; "yeni" gördüm…

22.04.2019

Related Posts

Leave Comments