By Halil İbrahim Bayrakçı on Perşembe, 16 Ağustos 2018
Category: Ekonomi

TÜRKİYE'Yİ NELER BEKLİYOR?

Son günlerde Türk ekonomisinde yaşananlar herkesin malumu. %20'ye yakın değer kaybını Türk lirası bir günde (9 Ağustos 2018) yaşadı.

Durumun vahametini tasvir etmek için hatırlatıyorum: Bu bir günde oluşan %20'lik değer kaybı, 2004-2012 arasında anca 8 senede yaşanmıştı.

Neden TL değer kaybediyor sorusunun cevabı tek cümleyle şu: Yatırımcılar hükümete umut ve güvenini tamamen kaybetti. Çözüm üreteceklerine inanmıyorlar...

Bu noktadan sonrası kısa vadeli portföy yatırımcısı yüksek faizlere gelirse gelir. TL sürekli satış baskısı altındadır. Özetle kur, faiz ve enflasyon yükselecek.

Yükselme hızı tek adam Hükümetinin yalpalama derecesine bağlıdır.

Türkiye'nin üretim mekanizmaları yapısal olarak bozuktur. Yapısal derken temelleri çürüktür demek istediğim.

Ayrıca gelişmiş, ciddi ticaret ve borçluluk içerisinde olduğumuz ülkelerin hemen hemen hepsiyle istisnasız gergin ilişkilere sahibiz. Yani Türkiye ekonomisi için bir kurtarma planını kimsenin gündeme alacağı yok.

Hem siyasi, hem iktisadi bir krize girmek üzereyiz. 1980, 1995, 2001, 2008 dönemlerinde ekonomimiz sektörel olarak (finansal) krizdeydi ama uluslararası ilişkilerimizde bir sıkıntı yoktu.

Yakında yaşayacağımız krize ise siyasi, iktisadi ve kurumsal yönetim sıkıntılarıyla giriyoruz. Ve ayrıca ekonomideki sıkıntı finans sektörüyle sınırlı değil, özel sektör ve hane halkının aşırı borçlu olması sebebiyle reel bir kriz olma yolundadır.

Kriz - Ödemeler dengesi krizi - iflas

Yukarıdaki üçleme bu gidişle tek tek yaşanacak.

İflas sonrası siyasi bedeller neler olur konusuna girmiyorum ama şunu biliniz: mevcut bütün kitleleşmiş siyasi yapılar tasfiye olmak durumunda.

Ekonomik olarak düze çıkabilmemiz, nispeten istikrarlı bir sistem yaratabilmek için en az 5 yıl ciddi fedakarlıklar yapılmak zorunda.

Bu fedakarlıkları, yeni nesil bir yönetim kadrosunun uygulayacağı ekonomik program için yapacağız.

Kısa vadede Türkiye'de ithalat ve kredi imkanları çok daralacak. İthalata bağımlı ihracat yapmayan özellikle küçük işletmeler batacak veya küçülecek.

Bankalar küçük krediler hariç kredi işlemlerini durduracak. Mevduat bankaları varlık kalitesini artıracak veya tasfiye olacaklar.

Faktöring şirketleri küçülecek. Borsa zaten küçüldü.

Kamu harcamaları azalmak zorunda, özellikle yatırımlar duracak.

Merkez bankası para arzını artırarak enflasyonu tetikleyecek.

Danışmanlık ve reklam sektörleri kamu müşterisi varsa ayakta kalanlarla yola devam edecek.

Turizm ve endüstriyel gıda ihracatçıları nisbi olarak zenginleşecek.

İthalata bağımlı, rekabetçi piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerimiz çok sıkıntı çekecekler.

Emek yoğun işleri olanlar ayakta kalacak, zira işçilik ucuzlayacak. Asgari ücret aylık 200 $ civarında olacak.

Enerji çok pahalanacak. Enerji sektöründe üretim ve dağıtım şirketlerinde seri iflaslar yaşanması kaçınılmaz.

Türkiye'nin geleneksel iş adamı, zengin ailelerinden birçoğu bu süreçte tasfiye olacak. Şirketlerde adları olacak ama hisseleri kalmayacak.

İflasın bir diğer sonucu geniş bir kamulaştırma dalgasıdır. Özel sektörümüzün yarısından fazlası kamuya geçecek.

Tarım bu süreçte en kritik sektör. Milletimizin karnını doyurmak zorundayız. Fakat enerjiden, tohuma her alanda ithalata bağımlı bir durumdayız.

Tek tek her sektör için ayrı ayrı konuşabiliriz. Özetle katma değer yaratabilen, ithalata çok az bağımlı sektörler ayakta kalabilecek.

Dolar yarın kaç lira olur artık sadece tüketiciler için bir önem arzettiğinden bu konuya girmiyorum. Zira 6 TL eşiğinden sonra özel sektördeki ithalata bağımlılar için kurun bir önemi kaldığını zannetmiyorum, artık bilançolarında bu kur yükünü taşıyamazlar. Oyun bitti çoğu için.

Hane halkına (tüketici) gelince, emekliler ve kamu çalılanları maaşlarında bir sıkıntı olmaz. Her ay maaşlarını alırlar ama o maaşla ne satın alabilirler orası ayrı konu. Banka mevduatlarında da bir sıkıntı olmaz, teorik olarak 100 bin TL'ye kadar güvence altında, pratik olarak ise tamamen koruma altındadır mevduatlar.

Döviz mevduatlarına el koyma olabilir mi? Hayır olamaz, bunun için kambiyo rejimi değişmelidir.

Kambiyo rejimi niçin değişmez? Kambiyo rejimi yani TL'nin diğer paralara full convertibilitesi (tahvili) değişirse dışarıdan Türkiye'ye tek bir dolar bile gelmez. Dolar gelmezse, mevcut borçlar çevrilemez.

Süreç yeni başladı. Umarım aklımızı başımıza almak için bu musibet vesile olur. Böylelikle vatanseverlerin ülke sorumluluklarını yüklenmeleri sağlanır.

Halkımız çok badireler atlattı. Bunlar da geçecektir...

Halil Ibrahim Bayrakçı

Related Posts

Leave Comments