"Her kim Türk ve Atatürk düşmanıdır biliniz ki onlar, Malazgirt'te, İstanbul'un Fethi'nde, Çanakkale'de ve İstiklal Harbi'nde mağlup ettiklerimizin Anadolu'da kalmış uzantılarıdır."

Alparslan Türkeş




Afganistan'daki Topal Molla(1920-1925) olayını bilirsiniz.

Bilmeyenler için kısaca özetleyelim:

Ülkenin kıralı Emanullah Han'ın başlattığı reformlar ve eğitim seferberliği batılı ülkelerin ve özellikle bölgenin en büyük sömürgeni olan İngiltere'nin canını sıkıyordu. Emanullah Han, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda Türklere yardımda bulunmuş ve Atatürk ile arası çok iyi olup reformlarda kendisini örnek alan aydın bir insandır.

1920 yılında Topal Molla denilen birisi ortaya çıkar ve kısa sürede bir tekke kurarak Emanullah Han'ın bu eğitim ve modernleşme çalışmalarına dini motifleri kullanarak karşı çıkar. Kısa sürede yüzbinlerce mürit toplayan Topal Molla, 1925 yılında Afganistan'da büyük bir isyan ve iç savaş çıkartıp reformcu kral Emanullah Han'ın tahtı bırakarak ülkeyi terk etmesine neden olur.

Emanullah Han sınırı geçerken, Topal Molla sakalını kesip sarığını çıkarmış ve İngiliz kıyafeti giymiş olarak yanına gelerek, "Çok önemli bir görevi başarıyla yerine getirdim" diyerek Emanullah Han ile alay etmiştir.

O günden bu güne cemaatler, tarikatlar eliyle her geçen gün geriye götürülen Afganistan'ın günümüzde taş devrini yaşadığını söylemek abartı olmaz…

***

Yine dünyaya kafa tutacak derecede cehennem silahları var; çok güçlü bir orduya ve çılgın askerlere sahip, Bağdat'tan atacağı füze ile Beyaz Saray'ı bile vurabilecek güçte denilen Saddam'ın ordusunda bir uçak kalkmadan, bir tank hareket etmeden, bir mantar tabancası patlamadan ABD'ye topluca teslim olmalarının sebebinin Irak'ta etkin olan Kesnizani tarikatı olduğu söylenir. Öyle ki, Saddam'ın bazı aile üyeleri ve çok yakın dostları da bu tarikata üye olup gizliyormuş…

Şimdi Irak'ın hali de ortada…

***

Son yıllarda iktidar sahiplerinin görmezden gelişi veya bu durumların işlerine gelişi sebebiyle ortalığa garip garip hocalar, cemaatler, tarikatlar, dernekler çıktı. Saçma sapan konuşmalar, İslam dini ile bağdaşmayacak toplumu gerici, kutuplaştırıcı açıklamalar yaparak toplumun sinir uçları ile oynuyorlar. Ülkenin kurucusuna aslı astarı olamayan dinsizlik ve İslam düşmanlığı yaftası vurarak, bel altı hakaretler ederek mürit edindikleri cahil yığınları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Cumhuriyet değerlerine karşı düşmanca kışkırtıyorlar. Tarihi bilmeyen ve günümüzün şartlarını okuyamayan bu cahil fakat İslami hassasiyeti yüksek kitlelere Osmanlıyı yeniden kuracaklarını ve bu coğrafyayı yeniden güçlü bir İslam devleti olarak yönetecekleri vaadiyle kandırıp adeta ileride olası bir isyana hazırlıyorlar…

Vaazlarında geçen mezhep kışkırtıcılığı da cabası…

İçlerindeki Türk ve Türkiye nefretini ve bağlı oldukları odakların yıkım emrini; İslam ile ve Osmanlılık, Osmanlı çocuğu olmakla gizleyerek Topal Molla'nın yolundan ilerliyorlar.

Türklüğü yok sayarak, ayaklar altına alarak Osmanlıcılık oynayanları rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık şöyle özetlemişti: "Tanzimat'tan sonra TÜRK aydınları azınlıklara yalvarırdı: Gelin, Ermeni, Kürt, Arnavut, Rum, yerine Osmanlıyız diyelim. Kabul ettiremediler. Türk hariç hepsi etnikçilik yaptı. Ne zaman ki Cumhuriyet kurulup Atatürk, BÜYÜK TÜRK MİLLETİ diye ortaya çıktı; bunların hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildiler."

Daha Osmanlı'nın hayal ettikleri gibi bir İslam devleti olmadığı ve asında Türk'ten başka bir sürü etnik ve ayrılıkçı milletin yaşadığı hatta Türk'ün yok sayıldığını, öz dedesinin insan yerine konulmadığını bilmeyen bu kitlelere, yine dünyada Türklerden başka kimsenin takmadığı özellikle Halifelik makamını geri getirip bütün İslam dünyasına baş olacağımızı iddia ediyorlar.

Öyle ki beyinlerini yıkayıp mevcut devletimize düşman etmeye bu çalıştıkları insanlar, halifeliğin aslında dini değil siyasi yani dünyevi bir makam olduğundan bile habersiz. Ayrıca Arapların biz Türkleri Müslüman bile saymayıp mevali(dönme) dediğini, Yavuz'un halifeliği Osmanlı/Türk devletine getirmesine karşı çıktıklarını ama güçleri yetmediği için engelleyemediğini ama asla Osmanlı padişahlarının halife unvanı kullanmasını kabul etmediğini de bilmiyorlar. Haliyle bu şartlar altında halifeliğin hiçbir işe yaramayacağının farkında değiller.

Birisi de çıkıp: "Hop arkadaş! Atatürk'ün kurtarıp yeniden vatan yaptığı topraklarda Osmanlıcılık oynamak kolay, sıkıysa Osmanlının kaybettiği topraklara gidip Osmanlıcılık vaazı ver. Örneğin, Sırbistan'da Sırpları, Yunanistan'da Yunan ve Rumları, Arabistan'da Arapları ikna et." demiyor, diyemiyor. Çünkü tarihini bilmiyor gerçek dedesini tanımıyor, hepsi soyunu İstanbul saray eşrafından sanıyor. Büyük büyük dedesini padişah sanıyor, hoşuna da gidiyor tabi. Çünkü yalanlar böyle anlatılıyor…

***

Afganistan'ı 1920-1925 Yılları arasında bir Topal Molla iç savaşa sürükleyip çok kısa zamanda yenmişti. Bizim Topal Mollalar biraz zayıf çıktı ama yine de iç karışıklık ve yıkıma doğru gidiyoruz.

Çünkü büyük komutan Kazım Karabekir'in deyimiyle: "Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giymiş…"

Burada bize ve özellikle gençlerimize düşen görev, ülkemizin Topal Molla'larına dikkat edip ağlarına düşmemektir…

***

Sofilik derecesinde bir Müslüman olan ve Atatürk'ün özellikle Genel Kurmay Başkanı yapıp ölünceye kadar o makamda tuttuğu, seccadesi ve Kur-an'ı Kerim'i devamlı masasında duran Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak'ın şu sözü kulaklara küpe olsun: "Cemaat ve tarikatlar haçlıların Anadolu'da kurdukları ileri karakollardır."

Şimdi bizim Topal Mollacıklara ve onların peşinden gidenlere sormak lazım:

Sahi, Mustafa Kemal Atatürk iddia edildiği gibi dinsiz ve İslam düşmanı olsaydı, Fevzi Çakmak Paşa'yı kendisi ölünceye kadar Genel Kurmay Başkanı olarak tutar mıydı?

Ya Elmalılı Hamdi Yazır Hocaya bizzat rica edip hâlâ üzerine çıkan bir eser yazılmamış olan Kur'an tefsiri yazdırır mıydı?

Hem de gücünün zirvesindeyken…


5 Temmuz 2026