By Faruk Kurtbaş on Pazar, 17 Nisan 2016
Category: Siyaset

"NEDEN BÜTÜN ŞEHİTLER ÜLKÜCÜ?"

gözleme dayalı bir değerlendirme...

Bir CNN-TÜRK'de Meral AKŞENER'i dinledim.İtiraf etmeliyim ki ilk defa bu kadar yetkin, açık ve anlaşılır bir dille dobra dobra konuşmasına şahit oldum.

Akşener' in gerek iktidar çevreleri gerekse MHP Genel Merkezi'nden kendine yönelik suçlamalara verdiği cevapların dışında esas olarak sorduğu sorular muhataplarının canını sıkacak türdendi.Neyse benim konum bu değil...

Sayın Akşener' in konuşmasının sonunda kurduğu cümleler, uzun zamandır gözlemlediğim ve canımı fazlası ile yakan bir hususun vurgulanması açısından önemli idi:

"Şehitlerle ilgili bizi sürekli arıyorlar.İlçe bakanımızın oğlu idi,il başkanımızın yakını idi,ülküdaşımızın oğlu idi diye...Soruyorum kendime,neden bütün şehitler ülkücü? Sonra bakıyorum bizim insanımız hep uzman çavuş. Anadolu'nun fakir fukara çocukları. Bizim insanımız işsiz kardeşim, işsiz!Bu iktidar döneminde yıllardır hile-i şeriye ile binlerce memur atandı.Bakıyorsunuz adam bir ay belediye başkanın özel kaleminde sonra bilmem nereye atanmış,bir ay bakanlık büroda sonra başka kurumda...."

Evet neden..? Neden,hemen hemen bütün şehitler ya da daha doğru bir tanımlama ile şehitlerin büyük çoğunluğu Ülkücü?

​Sayın Akşener'in yoksulluk vurgusu doğrudur.Bizim insanlarımızın dar gelirli yoksul çoğunluğunun çocukları için güvenlik bürokrasisi genel olarak bir iş bulma alanıdır.Fakat her yoksul da Uzman Çavuş,Polis olmamaktadır.İdeolojik olarak bu görevleri şerefli meslekler olarak kabul edenler,vatan savunması için toprağa düştüğünde şehadeti şereflerin en yücesi sayanlar,vatan için can vermenin de yaşamak kadar değerli olduğuna inananlar bu mesleklere yönelmektedirler. 

İkinci husus;programın sonuna gelinmemiş olsa herhalde Sayın Akşener de bu detaya girerdi: 1990' larda verilen; Mesut Yılmaz'ın "hepimizdeki duygu ,bölge ha gitti ha gidecek hissi idi" diye ifade ettiği Demirel'in ifadesi ile "devletin rutinin dışına çıkmak zorunda kaldığı" dönemden sonra araya giren görece sükunet döneminde MHP'li ailelerin dışında pek fazla kimse çocuklarını POLİS okulları,askeri okullar ve istihbarat kurumuna göndermemiş, göndermek istememiş...Şahsi gözlemlerimden edindiğim izlenim; bu alanların insan kaynağının yüzde 80'i MHP eğilimli ailelerden geliyor."Vatan savunması"ndan milliyetçilerin dışındaki kesimlerin büyük ekseriyeti sessiz sedasız çekilmiş. 

Hatırlıyorum merhum başbakanlarımızdan Ecevit'e, merhum gazeteci Savaş Ay sordu: "Sayın başbakan,bölgede özel hareket polislerinin kurt işareti yaptığından bahisle şikayetçi oldunuz.Merak ediyorum sizin tabanınızdan hiç polisliğe başvurup,DSP'li olduğu için geri çevrilen var mı?" Ecevit cevaben; "hayır hiç böyle bir konu bana aks etmedi" demişti.Savaş Ay yazısında soruyordu: "O halde özel olarak MHP'lilerin seçildiğini söylemek haksızlık değil mi?" 

Güvenlik bürokrasisi; POLİS,TSK,MİT sonuçta yaşadığımız ülkenin güven ve huzurunu sağlamakla görevli ,anayasa,kanunlar ve yönetmeliklerle sınırları tanımlanmış kurumlar.TERÖR ÖRGÜTLERİ değil-gerçi Ergenekon Terör Örgütü diye orduya bu çamur izafe edilmek istendi ama-... 

Siz liberal,islamcı,sosyal demokrat,sosyalist vesair kesimler.. Bu kurumları bizatihi varoluş sebepleri ile birlikte ontolojik olarak tahkir ve tezyif felsefesi ile yaşayacaksınız ,insan kaynağı olmayı Ülkücülere bırakacaksınız,kamusal sorumluluk üstlenmeyeceksiniz sonra da BOZKURT İŞARETİNİN vatan savunmasında kamuoyu nezdinde kararlılık sembolü olmasına karşı çıkıp,"kandan besleniyorlar" tezviratı yapacaksınız.Bu yaptığınızın bir tek adı vardır; o da namussuzluktur.Zira vatanın bekası için bedel ödemekten kaçanların kimseye akıl verme hakkı da haddi de yoktur.Suçladığın insanların aldığın hür nefeste payı var,kanı var bir defa... 

Biz mi engel oluyoruz memleketin iç barışına?Biz mi PKK' yı ve diğer örgütleri kurduk,biz mi yarattık? 

Kiminiz "Sosyalist Türkiye "emeli için "halkların kardeşliği "teranesi ile, kiminiz "Müslüman Türkiye" emeli adına "ümmet/din kardeşliği" teranesi ile ülkemizin gelişmişlik düzeyi itibariyle-bütünüyle reel iktisadi gereklilikler nedeniyle/asla özellikle geri bırakma kastı olmadan- eşitsiz gelişmeye maruz kalmış Doğu bölgelerinin çocuklarını ellerine silah verip Ankara'nın üzerine salınacak,sürekli şiddet üreten ve aslında öyle olması onlar için uygun olan "devrim makineleri "olarak gördünüz.Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı "hür insanlar ülkesi olma "idealinin ifadesi olan VATANDAŞLIĞA layık görmediniz aslında Doğuyu... 

Bu ülkede asla kategorik sivil ayrımlara maruz kalmamış insanları birbirine ideoloji üzerinden şiddet temelinde salmak,satmayı pek sevdiğiniz "insanlığın" neresine oturuyordu bilemiyorum ama 1923'de daha yeni yeni yaralarını sarmaya başlayan; batı ile süregelen (iki asırlık ekseriyetle ric'at esaslı büyük mücadeleden)hayat memat kavgasından bu ülkenin son nefesini vermeden çıkmasını bir türlü hazmedemediniz. Tökezletmek için gizli açık ittifaklarınız ile her türlü şiddeti/ terörü üretip her melaneti tezgahladığınız bu devlet, tarihi bir inkırazın eşiğine nihayet dayandı.Şimdilik sevinebilirsiniz... 

......... 

Tecavüzden pedofiliye kadar cümle suç ve sapkınlıklara "nedenleri ne?" suali üzerinden hafifletici mazeret üretenler gibi, insan öldürmeyi amaçlarına ulaşmak için temel yöntem olarak seçmiş ve hiçbir şekilde vazgeçme yanlısı da olmayan terör gruplarına açık/örtük destek vermeyi aydın olmanın gereği" olarak pazarlayacaksınız ve katillerimizin ağzıyla bizi suçlayacaksınız: :"Kandan besleniyorlar!" 

Cemil Meriç'in o güzelim ifadesinde halet-i ruhiyeniz ne güzel tanımlanmış: "Ülkesini yaşanmaz bulanlar onu yaşanmaz hale getirenlerdir".İçinizdeki nadanlığı ve nereye ait olduğunuzu isterseniz kıyısından köşesinden bir sorgulayınız... 

ÜLKÜCÜ HAREKET bu devletin ve milletin bekası için ödediği her türlü bedelle iftihar eder;ister sivil ister üniformalı görevlere talip olarak olsun.Milliyetçi ideolojiden kaynaklı hayat felsefemiz, hissiyatımız bunu gerektirmektedir. Ama? 

"Siyasi çözüm "edebiyatlarını bizim kanımız canımız üzerinden yapıp, "barış meleği" pozlarında sürekli tedavülde tutup, "yaşanmaz abi bu memlekette" edebiyatlarını da dillerinden eksik etmeyen, kesimlere sormak istiyorum: 

Bekası ve varlığı için bedel ödemekten ısrarla kaçındığınız bu ülkenin geleceğini hangi yüzle ve hakla küresel güçlerin yerli taşeronları olan kanlı çetelerle pazarlık konusu yapma cür'etinde bulunuyorsunuz? 

Münafıkça "Analar ağlamasın "cümlesinin arkasına sığınarak-ki Balkan Savaşlarında Selanik savaşılmadan bu slogana dayanılarak teslim edildi ve arkada ağlayacak ana kalmadı-;en az bir asır boyunca anaları ağlatacak sözde demokrat, gerçekte bölücü fantezilerinizi;İnsan olmanın,insanca yaşamanın bu topraklardaki yegane siyasi formülü olan "milli,üniter, laik Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için kullanıyorsunuz... 

Bu ne saygısızlık,bu ne terbiyesizliktir! 

..... 

Merak etme şer cephesi, şimdilik sevinsen de başaramayacaksın!Telaşlan kapıkulu medyası ,titre kanımızı döken alçak terör! 

Önce MHP kurtulacak sonra Türkiye!

Related Posts

Leave Comments