By Barış Atagün on Cumartesi, 26 Ağustos 2017
Category: Siyaset

Korkunun Ecele Faydası Yok. Kaybedenlerdensiniz…

Bahçeli yandaşı yazarların, Meral Akşener ve yeni partiye katılanlara saldırıları artarak devam ediyor… Tamamen mantıktan, insaftan, vicdandan uzak, sadece Sayın Bahçeli'nin gözüne girmek için çalakalem yazılmış yazılardaki saçmalıkların sınırı yok…

Gelecekte bu dönemin tarihi yazıldığında tarihe ibret vesikası olarak geçecekler. Her gün ayrı bir iftira, her gün ayrı bir hakaret…

Efendim Meral Akşener MHP'den ayrılıp yeni parti kurarak ülkücülük davasına ihanet etmiş, kendileri ülkücülük davasının sadık hizmetkârlarıymış, her zaman MHP'de kalacaklarmış, giden gitsin kalan sağlar onlarınmış. Ülkücülük sadece MHP'de olurmuş.

Hayırdır beyler? Bu ne şiddet bu celal? Daha yeni parti kurulmadan bu neyin korkusu? Bu neyin saldırganlığı? Biraz sakin olun…

Birincisi Türk Milliyetçiliği babanızın malı değildir. Alpaslan Türkeş'in yıllar önce söylediği bir sözü istismar etmekten vazgeçin.

Türkeş, "Ülkücülük sadece MHP'de olur" dediğinde MHP davasına sahip çıkan bir partiydi. Başkanlık sistemine karşıydı. Parlamenter sistemi savunuyordu.

Türkeş, Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına aldığını söyleyenlerle masaya oturmadı.

Sizler sokak eylemi yapmayı teröristlik olarak yorumlarken Türkeş 1970'lerde dava arkadaşlarıyla sokağa çıkmıştı.

Soruyorum… Şimdi hangi yüzle ülkücülük sadece MHP de olur diyorsunuz? MHP'nin şu an ülkücülükle alakası kaldı mı ki insanlara ülkücülük dersi vermeye kalkıyorsunuz?

Ülkücülük, düne kadar Türk Milliyetçiliğine küfredenlere tek adamlık yetkisi vermek değildir.

Ülkücülük, Anayasa'nın 123. Maddesindeki özerklik değişikliğine bile bile evet demek değildir.

Ülkücülük, "Perinçek ile Erdoğan arasında seçim yaparsak Erdoğan'ı seçeriz" demek değildir.

Ülkücü için davasından başka tercihi olamaz. Türk Milliyetçiliği düşmanları arasında ehven-i şer göremez.

Ülkücülük, parti ilkelerinden vazgeçip başkanlığa evet demek değildir.

Hala parti tüzüğünüzde parlamenter sistemi savunduğunuz yazıyor. Şu anki tüzüğe göre başta Sayın Bahçeli olmak üzere hepiniz parti tüzüğüne aykırı hareketten disiplin kuruluna sevk edilmelisiniz.

Ülkücülük, 2 partili sisteme evet diyerek 48 yıllık partinin kapısına kilit vurmak değildir.

Lütfen artık Milliyetçilik dersi vermeye kalkmayınız… Türk Milliyetçiliği ortaya çıktığında ne MHP vardı. Ne de Sayın Bahçeli… Dedeleriniz, nineleriniz bile doğmamıştı.

Türk Milliyetçiliği, İsmail Gaspıralı'nın, Mehmet Emin Yurdakul'un, Ziya Gökalp'ın, Yusuf Akçura'nın ateşini yaktığı bir diriliş hareketidir. Yüzyıllardır kimliği aşağılanan Türk milletinin özüne dönmesidir.

Bu milli uyanış, Türk tarihinin en büyük başbuğlarından biri olan Atatürk önderliğinde bir milli devlete dönüşmüştür ve tarihte Göktürkler ve Memluklardan sonra Türk ismini taşıyan 3. Devlet olan Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Türk Milliyetçiliği, gerçek Milliyetçiliğin bir araya geldiği her çatı altında devam eder. Tabelada hangi 3 harfin yan yana geldiğinin önemi yoktur. Önemli olan davadır. Davasına yürekten inanmış sadık insanların örgütlenmesidir.

Türk Milliyetçiliği, tabelalara, dört duvar arasına sığmaz. 100 yıldan fazla geçmişi olan bir davayı 48 yılla sınırlandırıp babanızın malı gibi göremezsiniz. Her şeyin bir sınırı var.

İkincisi Meral Akşener ve dava arkadaşlarına partide kendini ifade etme şansı mı verdiniz?

HDP'den bile geride kalındığı büyük bir seçim yenilgisinden sonra normalde Sayın Bahçeli'nin bu utanç tablosu karşısında istifa etmesi gerekirken kongre talep edildi. Başarısızlığına rağmen Sayın Bahçeli'ye tekrar aday olup başkanlığa devam etme şansı verildi. Son derece demokratik olağan bir talepti.

Siz bu isteğe nasıl karşılık verdiniz?

Kongre isteyenleri partiyi bölmekle suçladınız. Yıllardır dava kardeşliği yaptığınız insanları hainlikle suçlayacak kadar alçaldınız. Partiden ihraç ettiniz.

Partiden ihraç etmeniz yetmedi, iktidarın kanatları altına girerek Akşener'e konuşacak salon verilmemesini istediniz. Konuştuğu salonun elektriğini kestiniz. Salonları basıp kürsüyü yıktınız.

En başta kongreye evet deseydiniz ne olurdu? Sayın Bahçeli seçim yenilgisinden sonra büyüklük yaparak "Tamam seçime gidelim" dese ve aday olsa ne olurdu?

Şu yaşananların hiçbiri yaşanmazdı. Kongre yapılır, çıkacak sonuca herkes saygı duyar, Sayın Bahçeli tekrar başkan olursa muhalifler susardı. Böylece mevzu kavga çıkmadan halledilirdi.

Ancak bu medeni cesareti gösteremediniz. Çünkü kendinize güvenemediniz. Kongre yapılırsa kaybetmekten korktunuz ve çamura yatarak muhalifleri bölücülükle suçladınız. Sırf koltuk için 48 yıllık bir partiyi bölünmek zorunda bıraktınız.

Yeni partinin kurulmasının sorumluları Sayın Bahçeli ve MHP yönetim kuruludur. İnsanlara başka seçenek bırakmadınız.

Partiden ihraç ettiğiniz insanlar size göre ne yapmalıydı? Köşede kuzu kuzu oturmalı mıydı? Kurttan kuzu olmaz. Kendiniz iktidarın karşısında kuzu olduysanız herkes kuzu olacak değil…

Akşener ve dava arkadaşlarına saldırmanızın nedeni korkudur. Nasıl ki koltuğu kaybetmekten korkup kongre yaptırmadıysanız şimdi de ülkücü seçmeni kaybedip sandığa gömülmekten korkuyorsunuz. Yoksa bu öfke niye?

Akşener'i partiden kovan sizsiniz. Şimdi niye davaya ihanetle suçluyorsunuz?

Seçmene güveniyorsanız bırakın isteyen istediği partiyi kursun. Size ne?

Madem ülkücülük sadece MHP'de olur o halde ülkücü iradeye güvenin. Bakalım seçimlerde ülkücüler MHP'ye mi oy verecek yoksa Akşener'in partisine mi? Eğer MHP'ye verirse ülkücülük sadece MHP'de olur sözünüzün doğruluğu kanıtlanmış olur. Hayır, Akşener'in partisine oy verirse MHP nin ülkücülükle alakası kalmadığı ispatlanır.

Söz ve karar milletindir… Korkunun ecele faydası yok. Kaybedenlerdensiniz…

Kaybedeceksiniz…

Leave Comments