By Nurşen Karakaş on Çarşamba, 13 Mayıs 2020
Category: Kültür ve Sanat

Kaygılıyım Hüzünlüyüm

Koptu tûfan
Coştu derya
Savrulur millî gemi
Hangi yollar
Hangi obruk
Yutacak bilmem bizi!.. 

Asya ile Avrupanın kaynaştığı Güney Uralların Başkurdistan sınırlarında Ufa ve Orenburg arasındaki İsterlitamak bölgesinde, 1859 yılında bir mirza doğar, Muhammed Zakir Muhammedsadıkoğlu Remiyev, mahlası ile anarsak Derdemend'dir.

Derdemend: kaygılıyım hüzünlüyüm nitelemelerini ifade eder oysa Zakir Remiyev istese kaygısız hüzünsüz bir yaşamı sağlayacak ortama doğmuştur. Ata soyu asildir, kendisi varlıklı bir ailenin evladıdır, aile, toplum içinde ekonomik ve sosyal etkinliğe sahiptir. Remiyev ailesi çocuklarının eğitimi konusunda hassastır, dikkatli bir yönlendirme ile titizce eğitilirler. Arapça, Rusça lisanlarını öğrenir, Avrupa ülkelerindeki bilimsel toplumsal, felsefe, siyasa, ekonomi sahalarındaki gelişmeleri dikkatle takip ederek okuyarak öğrenerek toplumu için fayda sağlayacak ilerlemeci işler planlayarak yaşamını sürdürecektir.

Edebi dünyaya ilgi gösterir, birkaç yıl İstanbul'dabulunduğu resmi bir eğitim almamakla beraber dersler aldığı ve dönemin edebi kişilikleri ile tanışıp bilgi edindiği bilinmektedir.Süreç içinde roman çevirileri, araştırma inceleme yazıları üzerine çalışır ancak tutkusu şiir olur.

Siyaseten de aktiftir Derdemend, hem yerel yönetimde hem de Çarlık Rusya'sının Duma'sında temsilci olarak bulunur.

Remiyev'lerinaile işi olan ticaretin yanı sıra aynı zamanda ülkü ortağı olan ağabeyi ile birlikte altın madenciliği yapmaktadır. Remiyev ailesi Çarlık Rusya'sı şartlarında alabildiğine zengindir. Zenginlik Remiyev'lerde cömertlik olarak topluma yansır. Günün şartlarında toplumun sosyal hayatını düzenleyen ihtiyaç unsurlarının hemen hepsinde bir şeyler yapmışlardır.Camiler, medreseler açılması, mevcutmedrese/okulların fiziki ve eğitim içeriğinin ıslahı, yetim yurtları, hayır cemiyetleri, kadın eğitimine yönelik birimler, Fikir ve edebiyat insanlarına maddi manevi destekverme benzeri yüzlerce yapı kurulmak ile topluma fayda aktarmaktadırlar.

Tatar toplumunun kültürel gelişimini sağlamak, kendi dillerinde yayın sahibi olabilmek için çeyrek yüz yıl mücadele ederler. Nihayet 1906 yılında zorlukla alabildikleri izinden sadece altı gün sonra, Kendi imkanları ile kurdukları matbaalarında Tatarca yayımlanan gazetelerini çıkarabileceklerdir. Yayımcılık faaliyete geçtiği yıl içinde 150 kitap toplumun kültür dünyasına sunulur. Gazete,dergi yayımcılığında güncellik ve canlılık hedeflenir İstanbul, İran, Filistin coğrafyalarından taze haberler sağlanabilmesi için muhabirler istihdam edilir.

Remiyev'ler matbaacıdır, yayımcıdır ancak bu faaliyetlerinden para kazanmayı hedeflememişlerdir. Amaçları Türk dil kültür ve düşünce dünyasının gelişimi varlığının sürdürülmesi olmuştur. Yıllık hesaplarında ciddi zararlar olmasına rağmen faaliyeti sürdürmekten çekinmemişlerdir. Devrim sonrası durdurulan faaliyetlerini ortam müsait hale geldiğinde sürdürmedileklerini beyan ederek söz alarak vedalaşırlar çalışanlarıyla.

Yayım faaliyetindeki çalışanlarınayüksek sayılabilecek maaşlar vermek, kardeş Türk toplulukları aleyhine incitici beyanlardan sakınmak, bu toplumların gelişimini destekleyiciufuklargöstermenin dışındahiçbir etkide bulunmayarak özgür düşünce ortamı sağlamak tutumunu benimsemişlerdir.Remiyev imkanlı olmasına rağmen binlerce dizeye ulaşan kendi şiirlerini kitaplaştırmamış, süreli yayımlarında basılması için verdiği şiir ve yazılarını "münasip görürseniz basınız" üslubu ile teslim etmiştir.

1917 Bolşevik devrimi Başkurt-Tatar bölgesinde ancak 1918-19 sıralarında baskın karakterli olacaktır, fırsat vardır ancak Vatanve milletine duyduğu sevgi saygı duygusu o denli yüksektir ki ne ailesini ne de kendisini bu coğrafyadan çıkarma kaçmaisteği duymamıştır. Devrim tüm mülkünü elinden alarak hiç tanımadığı yoksulluk ile tanıştırmıştır Remiyev'leri. Derdemendtüm kayıplarını büyük bir asalet ile kabul etmiş yaşamın son yıllarında redaktör olarak çalışmış, şiirlerinin dışında yakınması, kaybettiği dünya varlığına acınması olmamıştır.

Derdemend 1921 Ekim'inde hastalandığı Orsk şehrinde vefat etmiştir. Mezarının bulunduğuAydınlarMezarlığıı 1930'lu yıllarda Sovyet rejimi tarafından saygısızcatahrip edilerek üzerine fabrika inşaatı yapılmış, yazık ki mezarı yok edilmiştir.

Maalesef bizim düşünce iklimimize kendisine ait eserleri yayın halinde sunulmamıştır. Hakkındaki bilgi Üniversite tezleri, Kardeşlik dergisi 2019 özel yayını ve Yazar Roza Kurban ve Fatih Kerimi tarafından yapılan incelemelerle Türk kamu oyunun bilgisine sunulmuştur. Dileriz ki kendisinden kalanları müstakil eserler olarak yayımlansın.

Döneminin siyasasında yer, ekonomisinde ağırlık, davranış biçiminde cömertlik, düşünce ikliminde ruh, duygularında merhamettir. Ülküsü vatanı, dili, milleti ile aydınlık bir ufuktur. Geriye aziz bir hatıra, derinlikli binlerce mısra onlarca düz yazı eser bırakmıştır. Her ne kadar şiirinde Bezlerimi Boyayamadım dese de milleti için gök kuşağı bir ufuk boyamayı başarmıştır.

Aziz mirasından kıtalar seçerek sizlerle paylaşıyorum.

Saygıyla,

Nurşen Karakaş 13/05/2019

Kıtalar

Eğer sabâ varırsan bizim ele
Selam söyle selam o ince bele
Düşünde fal açıp saçın tarasın
Sılaya dönmeme çare arasın
***
Tatarlıktan Tatar hiç ar eder mi?
Kişi öz ismini inkâr eder mi?
Tatarlıkta Tatar oğlu Tatarım,
Tatar değil deme kurşun atarım!
***
"Oğlum sana derim,
Gelinim sen anla!"
Tatar mı ar mısın bilmem özünü?
Seçtiğin garip bir dil salatası
Ne zamandan beri "ık-mık" edersin
Nihayet güç bela dedin sözünü!
***
Dilin yarı Rusça, yarı Tatarca
Bilmem ki Rus musun, yoksa Tatar mı?
Nasıldır acaba ism-i şerîfin?
Hasan mısın, İvan mısın, Makar mı?.
***
Gel öğren ey kardeş bir başka dili
Dünyada dil bilmek büyük maharet
Karıştırma lakin dil ile dili,
Dil oynatmak cehalete işaret.
***
Sokaktan, pazardan derlenmeli söz
O bitmez hazine, gitme ırağa
Kaba da olsa dil, halkın özbeöz
Sözünü pişirip sal o kulağa
***
Atam anam yurdu için
Olsa bin canım feda
Doğup büyüdüğüm yurda
Son damla kanım feda
***
Yaz geçti
Rüzgârıyla, yağmuruyla güz geldi
Yeşil ormanın bağrına buz geldi
Gül soldu,
Yüreğinde kini kaldı.
Bülbül,
Sana bir diken, iğne kaldı.
***

Ömürlerdir görülmekte o düşler
Devam etmektedir şiddetli kışlar
Havalar çok durgun uçan hüma yok
Ezan duyulsa da kıblenüma yok
***
Yeter değilse de gücüm devletim
Merkep gibi yük altında değilim
Kendim başım, baş eğmedim kimseye
Huzurla yaşarım budur meyilim.
***
Zayıf karıncayım ben yolda yatan
Bir arı değilim sokup ağlatan
Ne büyük devlet ki şükrederim çok
Hiç kimseye zulmedecek gücüm yok
***
Yeter artık Derdemend sözü uzatma
Katılaşan yüreklere buz atma
Dilin için dilin olsun tuzaklı
Yüz aklığın için ağzın kilitli…
***
Nedir ey sevgilim bu yaş gözünde
Niçin hasret belirdi gül yüzünde
Önceki sevincin yoktur sözünde
Niçin hasret belirdi gül yüzünde
Topla saçların göster yanağın
Görünsün gözlerin gonca dudağın
Şifa parıltısı âhu gözünde
Hüznünün devası şirin sözünde
Özünde var iken tiryak pınarı
Niçin hasret ile yanağın sarı
***
Feda canım senin yolunda ey yar
Aman sağ ol, ama üzülme zinhar
Bilmem ki neyleyim gizli derdim var
Niçin hasret belirdi gül yüzünde
***
Denk olur mu yıldız hiç dolunaya
O canım boy-bosa açık simaya
O ceylan edalı yürüyüşlere
O hüzünlü, güzel göz süzüşlere
Yalvarmak gerekmez gerek naz ile
Ya da usulünce tatlı söz ile

*Derdemend
(Muhammed Zakir Muhammedsadıkoğlu Remiyev)

Related Posts

Leave Comments