rtedavutoglu

Şimdi bildiğiniz gibi T.C. 'nin Cumhurbaşkanı, yine T.C. Başbakanı'nı "görevi esnasında" yaptığı işlemlerle ilgili olarak "Dolandırıcılık" ile suçladı. Üstelik birlikte görev yaptıkları aynı dönemdeki fiillerinden dolayı. 

Ve yine T.C. 'nin dönemin Başbakanı da, dönemin T.C. Cumhurbaşkanın, "ima yoluyla", " sebepsiz zenginleşme" ile suçladı.

Peki bu suçlamalar ceza kanunumuzda tanımlı mı? elbette.
SORU: Bu suçlamalar hakkında bilginiz olduğu anda, yani göreviniz esnasında neden suç duyurusunda bulunmadınız?
OLAY'ın diğer yönü şu: Ceza yasamız der ki;

Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.279/1).

Burada diğer bir tartışmalı konu devreye girer: Cumhurbaşkanı ve Başbakan "Kamu görevlisi" sayılır mı? .. Evet burası tartışmalıdır. Ama doktrinde; Cumhurbaşkanı ve Başbakan "Kamu görevlisi" sayılır diyen vardır .

Örneğin AYANOĞLU, diğer kamu görevlilerini şöyle grupla- maktadır..
  1. Statüter konumdaki görevliler 
  2. Siyasî nitelikteki görevliler (Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve mahallî idarelerin seçimle gelen görevlileri) 
  3. Kadro karşılığı sözleşmeli çalışanlar 
  4. İdarî sözleşme ile istihdam edilen sözleşmeli ve geçici personel.

BİR BAŞKA KONU daha var bu olayda. "Şerefe Karşı Suçlar"

Detayına girmeyeceğim ama şuraya geleceğim:

"Bir kişiye herhangi bir olayla irtibatlandırmadan, soyut olarak ya­kıştırmalarda bulunulması hâlinde de, hakaret suçu oluşur. Kötü bir niteliği veya huyu ifade eden sözler, somut bir fiil veya olguyla irtibatlandırılmadıkları hâlde, yine de hakaret suçunu oluştururlar." der doktrin…

Yani bir kişiye, hırsız, dolandırıcı, rüşvetçi, sahtekâr, fahişe, gibi yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de hakaret suçu oluşmaktadır.

"Elbette bir kişiye izafeten söylenen sözün veya bulunulan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, toplumda hâkim olan telâkkileri, örf ve âdetleri göz önünde bulun­durmak gerekir."

Yani politikacıların birbirlerini "dolandırıcılıkla", "hırsızlıkla" suçlamaları, "politik süreçlerin doğasında vardır" gibi bir yorum da söz konusu olabilir.

Her ne olursa olsun. biz bu konuda Dünyadaki en muhteşem ülkeyiz.

Yani dünyanın herhangi bir köşesinde Cumhurbaşkanının, bir başbakan ya da bakanları bir suçu işlerken bunu görmezden gelip, o kişilerle yollar ayrıldıktan sonra suçlamalarda bulunmasının dünyada eşi benzeri olmadığını düşünüyorum.

Dünya bizi nasıl KISKANMASIN?