tahtapod.com | Blog

Ülke Sahipsiz Har Vuralım, Harman Savuralım!

Elli dördüncü baharımı görmeye gittim, doğduğum topraklara. Yanımda kardeşlerim anam ve manevi kardeşliğe seçtiğim arkadaşlarımla birlikte. Çocukluğumun ilk yıllarında suyun şarkısını dinlediğim topraklar her daim çeker beni. Düşlerimde tam bu derenin kıyısındaki küçük bahçeye eski köy evlerinin aynısını yapıp, yaşlılığımda derenin akışındaki melodileri dinleyerek o son günü beklemek var.

Hem bir nazire olacak düşümün gerçekleşmesi,çoğu akrabam olan köy sakinlerinin yaptığı yeni betondan gecekondumsu evlerine gece gündüz ne kadar çirkin olduklarını söyleyecek. Kurum satacak 'bak dinle, gör!' diyecek;'İnce bir estetiğe sahiptin, yaşam görgün vardı eskiden. Evinin her noktasını kullanıyordun, Şimdi kötü çarpık odacıklara mahkûmsun. Oysa beni geliştirebilir, daha iyi ve keyifli yaşayabilirdin. Şimdi kötü şehirlerin berbat arka sokaklarının yapısını buraya taşıdın. Dış kapı eşiğinden diğer kardeşlerine nev'e ile el sallayamıyorsun, meydanda toplaşıp söyleşemiyorsun… '

Taştan örülmüş birinci katı elbette ahır yapmayacağım ikinci katı ahşap hartama (ahşap iskelet içine çaprazlama yerleştirilmiş tahta çatı ve duvar imalatında kullanılır.) arasına taş toprak katılarak örülmüş duvarlardan yapacağım. Dereden ödünç aldığım taşlar ışığı yansıtacak. Odalarımı içerden tahtalarla, eski usul kaplayacağım. Odalarında duvara gizlenmiş hamamlıkları olacak. Boydan boya evin yarısını kaplayangünlük yaşam alanını taş zemin yaparım belki, artık toprak olmaz ama o koca ocaklık- şömine değil- yaykın (kızılağaç) kütüklerinin çıtırdaması ile yanacak, ateşi yarım ay çevreleyerek oturup ev halkımla muhabbet edeceğim. sac ayak demiri üzerine oturttuğum kazanda mısır- armut haşlayacağım, duvarlara koyduğum terek raflarına ovulmuş bakır tencerelerimi sıralayacağım. Yarı kapalı tavan arasına kışlık erzakımı, yedeklerimi koyacağım. Ekşi ayranım olacak, bahçelerde çalışan Bahri emicemle yengeme serinlesin diye götüreceğim. İmatlı kızı yengem son yudumu içince gözlerini kısılı bırakan kocaman gülümsemesiyle ohh çok şükür! diyecek…

Devamını okuyun
  0 yorum

MEMLEKETİM OLDUN

BDCC20E7-3BA9-4BFC-9570-84E148B54CB6

Soğuk bir gündü o gün, sessizce çıktım evden.
Kimse uyanmadan.
Hızlı adımlarla ilerlerken bir an duraksadım. 

Devamını okuyun
  0 yorum

KADIN

​Kadın nedir?
Dünyanın 'ta' kendisidir.

Günümüz ataerkil bir diğer adıyla eril topluluklarda kadınlara birçok isim ve vazife yüklenmiştir.
Ülkemizde 'çiçektir' denmiştir.
Kadın çiçek değildir, yalnızca kadın, insan ve annedir. 

Günümüz ataerkil toplulukları okuyan ve öğrenen kadınlardan korkarlar.
Çünkü; Bilirler 'kadın öğrenirse çocuklarına öğretir' bu da ataerkil toplumda ve yapıda kişilerin işine gelmez bu yüzden korkarlar okuyan ve öğrenen kadınlardan. 

Devamını okuyun
  0 yorum

DEVLET VATANDAŞA YALAN SÖYLERSE

''Siyaset, yalan söyleme sanatı haline geldi ve politikacı inanılırlığını kaybetti." Recep Tayyip Erdoğan 13.08.2009 Bak bak bak! Şu söze bak, şu kurulan cümleye bak! Birileri, "Vatandaş devlete yalan söylerse büyük suç, devlet vatandaşa yalan söylerse siyaset olur" demiş. Verip mehteri oturmak varken soysuzca, namertçe ettikleri lâfa bak! Ulan alçaklar! Ulan namussuzlar! 1940'larda böyle bir şey söyleyebilir miydiniz? *** Ulan nankörler! İki ayyaşın CeHaPe'si varken hastanelerde iki kişi aynı yatakta yatıyordu be! Yoğun bakım ünitelerinde kadınlı-erkekli yatıyor, parklarda kızlı-erkekli geziyorlardı. 1862 yılında İngiltere'de yaşanan kömür madeni göçüğünde 204 kişi ölmüştü be! Ya 1942'de Çi...
Devamını okuyun
  0 yorum

Vazgeçmişler Ülkem Senden

Türkiye nüfusunun yüzde yirmisinin kontrolsüz göç sebebiyle yığıldığı şehir, İstanbul. Her birimizin gönlünde aşk zihninde bağlılık duyduğu, ömrümün 38 yılını geçirdiğim ve kalanında da yaşayacağım şehir. Umudumu hiç tüketmeyen, evim haline getirdiğim, taşralı çekinikliğinden kurtulmak için uzun yıllar çabaladığım, hayatımı kurduğum, gelince dönmeyi unuttuğum şehir. Sevgili İstanbul sana bu son yıllarda bakmaya ürküyorum, ihmal edilip çökmeye yüz tutuşunu görmekten korkuyorum. Türkiye'm ülkem şehirlerim, vazgeçmişler senden! Her sabah işime giderken, nispi olarak iyi denilebilecek yerleşim birimlerinden geçiyorum. Yol yapısı toprağın üzerine serilmiş asfalttan ibaret. Yol kenarları düzeltilm...
Devamını okuyun
  0 yorum

İBO'NUN GAZI

​ Yalanlar ve yalancılar o kadar çok karıştı ki birbirine, artık hangi söylenen yalandı, hangi söylenen doğruydu bilen yok. Üç kuruşluk dünyevi çıkarları için dini ve milli değerlerimizi, ortak hassasiyetlerimizi katık yapıyorlar... Elini sallasan yalana çarpıyor, kolunu sallasan yalancıya... Kimsenin yüzü kızarmıyor; hemen her konuda nefes alır gibi, su içer gibi söylüyorlar yalanı... Biz de, "Yav he he!" diyerek başımızı sallayıp geçiyoruz... *** Türkücü, otobüsçü, otelci, çiğ köfteci, TV şovmeni, kadın dövücü, kısacası on parmağında on beş marifet bulunan İbrahim Tatlıses'in 1992 doğumlu oğlu İdo, Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'a Belediye Başkanı olduğu 1994 yılında henüz...
Devamını okuyun
  0 yorum

ZAMAN MAKİNESİ

Bir dünya klasiğinin düşündürdüğü...

'Distopya' edebiyatının ilk eserlerinden biri sayılan H. G. Wellls'in 'Zaman Makinesi' romanı, bir çok sefer filme çevirilmiş ve eminim toplumumuzun büyük kısmı bu muhteşem eseri kitap olarak değil film olarak tanımıştır.

Aslında bu çok üzücü bir durum, zira Wells'in eserinde 19. yy'ın Viktoryan İngilteresi'ndeki toplumsal sınıflanmaya karşı eleştirisi ön plandayken, filmlerde kitabın bu ana unsuru neredeyse tamamen yok sayılır ve 'bilim kurgu' özelliği ön plana alınır. 

Kitabın ismi söylenmeyen ana figürü, 4. boyutta, yani zamanda, seyahat etmeyi sağlayan bir makine icat ediyor ve geleceğe yolculuk yapıyor. 802701 senesinde dünyada iki hakim türün yaşadığını görüyor: Yer yüzünde yaşayan 'Eloi'ler, yer altında yaşayan 'Morlok'lar.

'Eloi'lerin yaşam tarzı çok tasasız, hatta neredeyse çocukça bir masumiyet içerisinde geçiyor gibi görünmekte. Cennet gibi bir ortamda dertsiz, kaygısız ve hatta vurdumduymaz bir hayat yaşamaktalar.

Devamını okuyun
  1 yorum

YIKAMADIĞIMIZ PUTLARIMIZ

Aslında gerek çok futbol ile ilgilenmem, gerekse geride kalan az ilgi alanımda da GS'lı olduğum için konuyla alakadar bir şey yazma niyetim yoktu. Ama son FB - BJK maçında yaşananlar, ve maçtan sonra gördüğüm tepkilerde olayın sadece futbol ile alakadar olmadığını, uzun zamandır toplumumuzda gözlemlediğim bir olumsuzluğun spor alanında yansıması olduğunu düşündüm. Bir çoğumuz hayatın farklı alanlarında kişisel hayatımızın haricinde değerlere inandığımızı iddia ediyoruz. Bu değerler gerek dini, gerek siyasi, gerekse daha evrensel, adalet, hak gibi insani.  Ama gerçek hayatta bir çoğumuzun bu değerlerin sadece kişisel mensubiyetimize uydukları sürece önemsediğini her seferinde gözlemlemem...
Devamını okuyun
  0 yorum

Bugün Bilinmezse, Yarın Bilinir...

Ne zaman öleceğimiz önemli değildir. Önemli olan nasıl öleceğimizdir, bize düşen şerefimizle ölmektir. İki ölüm olmadığına göre o tek ölüm yiğitçe olsun! Şehit Komutan, Çeçen Mücahit Şamil Basayev Namerde Değil, Merde Dahi Eğilmeyen; Bozkurt Yürekli Ozanım Arif Şirin'e; Her çağı şan ve şerefle dolu, tarihin gördüğü en büyük milletlerden olan büyük Türk Milleti, her devirde, tıpkı Ergenekon'da olduğu gibi zamanı ve mekanı kuşatan bir bozkurt misali, buhrandan çıkışı muştulayan kahramanlar yetiştirmiştir. Bu kahramanlar ki 'gece uyumadan gündüz oturmadan', aç milleti tok kılan' Bilge Kağan; Malazgirt Ovasında kefeni ile en ön safta cenk eden Alparslan, Türkistan'da kurduğu medeniyet ile çağını...
Devamını okuyun
  0 yorum

Kutlayın. Helâl-i hoş olsun.

​ "1919 Mayısının 19.Günü Samsun'a Çıktım. Genel Durum ve Görünüş : Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk savaşta yenilmiş, koşulları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış. Ulus yorgun ve yoksul durumda. Ulusu ve ülkeyi savaşa sürükleyenler, kendi yaşamlarının kaygılarına düşerek, yurttan kaçmışlar. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, kendilerini koruyacak herhangi bir duruma boyun eğmiş. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta… Bütün bu durum karşısında tek çaremiz millet egemenliğine dayalı tam bağımsız bir Türk devleti kurmaktır. Öyleyse Ya İstiklal Ya Ölüm !" Diyerek çıkmıştı Samsun'dan yola ve böyle başlamıştı ölümsüz eseri ...
Devamını okuyun
  0 yorum