tahtapod.com | Blog

DÜŞÜNCELERİMİZİN KUMAŞI

​ Son üç haftadır, çalıştığım yerde, oturup konuştuğum insanlarda, yazıştığım yerlerde hatta sosyal medyada bile alttan alta yükselen bir hukukçu nefretiyle karşı karşıyayım. Açıkçası kendimi buradan izah etmeye gerek duymuyorum. Karşılaştığım argümanlar, meslek ayırmaksızın hukukçuların ve hukuk fakültesinde okuyanların kibirli (bütün tanımları yazmayayım) olduğu yönünde. Bu nefretin bir benzeri doktorlara karşı da yükseldi. Bu sistemli bir itibarsızlaştırma mı bilmiyorum.  Zamanında Ergenekon yargılamaları ile önce subayların itibarına saldırıldığı, devamında doktor cinayetlerinin arttığını hatırlıyorum. Subay, doktor veya hukukçu tanrının seçilmiş kutsal insanları değiller. Ancak tab...
Devamını okuyun
  0 yorum

MİLLETÇE KÖTÜMSER Mİ OLUYORUZ ?

Büyük gazetelerden birinde yönetici semineri veren uzman, Türklerin dünyada en kötümser milletlerden biri olduğunu iddia etmiş. Bunu ispatlamak için de peşinden küçük bir test yapmış. Bitişik sözcüklerden oluşan aşağıdaki cümleyi birkaç saniyeliğine gösterip yöneticilerden okumalarını istemiş: "THEGODISNOWHERE" Katılımcıların hepsi bu cümleyi: "THE GOD IS NO WHERE" diye okumuş. Yani "Tanrı hiçbir yerde değildir." seklinde.  Uzman acı acı gülümsemiş... "Tam bekledigim gibi" diye mırıldanmış. Arkasından eklemiş Batı ülkelerindeki seminerlerde katılımcılar bu cümleyi söyle okudular diye: "THE GOD IS NOW HERE" Yani: "Tanrı şimdi burada"...  Ne dersiniz? Konferansı veren uzman haklı mı ...
Devamını okuyun
  0 yorum

100.000

 100.000… Mehmet Levent Kaya'nın yeni romanı. Uygurlardan ve onların bir nevî opera olan dor adlı san'atlarından söz ettiği "Çölde Dor", günümüz Moğolistan'da geçen ve merkezinde Sakha Türkü bir genç ile Altaylı bir Türk kızının yer aldığı, Sibirya coğrafyasını önümüze seren "Ölüöne"nin yanına, üçüncü romanı 100.000 yerleşmiş durumda. 100.000 adı, birçok kişi tarafından ilginç bulunabilir. Tümen, 10.000; Bumın da, 100.000 anlamına geliyor. Yâni Bumın Kağan'ın iktidâra gelip, hânedânını kurmasını anlatan bir roman. Roman, bir aşk hikâyesi ve bu aşk hikâyesinin şekillendirdiği savaşı ele alıyor. Göktürk târihi konusunda biraz bilgisi olanlar, az da olsa bu konuda bilgi sâhibidirler, elbet...
Devamını okuyun
  0 yorum

HAKİKİ TOSUN PAŞA KİM?

​ Tosun Paşa adlı Türk sinema klasiklerinden birisi olan filmi neredeyse bütün memleket biliyordur. İki aile arasındaki bir toprak ihtilafında, sırf menfaatleri uğruna, Tellioğlu ailesinin büyük oğlu Lütfü'nün fikriyle kendi uşaklarına paşa elbisesi giydirip, dönemin kudretli paşası "Tosun Paşa" olarak cümle İskenderiye'yi kandırmasını konu alırken epey de bir güldürür izleyicisini. Sahte Tosun Paşa olan Şaban'ın aslında hiçbir hâl ve hareketi bir paşa havası verdirmese de, Tosun Paşa'yı görmemiş olmak, onu tanımazlığı çaktırmanın ölüm korkusunu taşımak koca koca adamları garip ve eğlenceli durumların içerisine sokar. Anlamak isteyen için pek çok şeyin hicvini içinde taşır bu sinema filmi. M...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

UYGUR BEBEK

Kolları iki yana açık, gözleri kapalı, donduğu için vücudu kaskatı kesilmiş bir bebek; UYGUR BEBEK! "Üşüdüm" demekten ar edip,"kahrolsun devran" dediğimiz o fotoğraf karesi. 26 Aralık 2018 günü sosyal medyaya, bir arkın içinde donarak ölmüş bir bebek fotoğrafı düştü. Vicdan sahibi her insanın yüreğini sızlatan bu görüntünün müsebbibi komünist Çin hükümeti! Olay sosyal medyada bir anda binlerce kişiye yayılırken, her haltı haber konusu yapan basınımız bu elim olaya karşı sağır, kör, dilsiz kesiliverdi. Doğu Türkistan'daki Çin zulmünün bir eseri olan Uygur bebek! Anne, babası Çin'in çıfıt idarecileri tarafından kampta sorguya ve işkenceye çekilen Uygur Türk'ü yavru, savunmasız ve sahipsiz kald...
Devamını okuyun
  0 yorum

SIKILDIM

Sıkıldım. Geçmişe, kitaplara, hatıralara bakıp ah çekmekten... İdeoloji zannetiğimiz, bugünden birhaber, geçmişi az bilip onları taklit etmeye çalışanlardan... Kuru sloganlardan, kalıp tavırlardan... Biz ülkücüleri sayıdan ibaret görenlerden... Salonlar dolu gözüksün diye üretilmiş nesnelerden farksız görülmekten... İşine gelme durumuna göre ağza alınan "Lider, teşkilat, doktrin" putundan... Soğuk savaş yıllarının mirası emir-komutalı hayattan... (Böyle mirasa sokayım) Yüzeysellikten, yaratıcılığımı çalmaya çalışanlardan sıkıldım. Bu yazılanlar bu insanların iktidara geçmesi durumunda neler yapacaklarının iz düşümüdür. Genç arkadaş bu sadece benim hikayem değil senin iç sesindir! Biz Türk mi...
Devamını okuyun
  0 yorum

İKİ HABER İKİ YORUM

1- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Ahtapot' siber saldırıyı engelledi, gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi + Bu memleketin kafası zehir gibi çalışan vatanperver, bir şeyler üretebilecek gençleri duygusal sebeplerle ya Edebiyat, ya da Tarih okumaya yöneliyorlar. Bunu çok görmemek lâzım, bu çocuklar henüz lise çağında birçok tarih/edebiyat lisans mezununa taş çıkartacak kadar bu alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar, sanıyorum her Türk milliyetçisi gencin tabii bir yatkınlığı da var bu alanlara. Okumaya biraz daha az önem vereni ise asker ya da polis oluyor. Fakat bu kanaatimce sorunlu bir durumdur. Her şeyden önce bu durum Türk milliyetçiliğinin gündemini kısırlaş...
Devamını okuyun
  0 yorum

SON YAŞANANLAR VE VATANDAŞIN TEPKİSİ

​ 16 Aralık 2018 tarihinde Polatlı'da bulunan Zafer Anıtı'na gerçekleştirdiğim ziyarette, anıttaki 8 sütuna Arapça bir takım karalamalar yapıldığını görmüş ve cep telefonumla sosyal medyada hem canlı yayın yapmış, hem de birkaç fotoğraf çekmiştim. Bu fotoğraf ve videoyu da sosyal medyada vatandaşın bilgisine sunmuştum. 20.03.2017'de CİMER'e yaptığım resmî şikayette kaygılarımı iletmeme ve görevlileri buraya sahip çıkmaya davet etmeme rağmen, kaygılarımız ve şikayetimiz ciddiye alınmamış olacak ki; 16 Aralık 2018'de bu rezaletle karşı karşıya kaldık. Ve bu rezaletle karşılaşmak, tabiri caizse beynimize kan sıçramasına sebep oldu. Esasında hem çektiğim videoda, hem de yazdığım yazılarda daha a...
Devamını okuyun
  0 yorum

HEY GİDİ GÜNLER HEY BİRAZ TEBESSÜM

Rahmetli babam 1970'lerde Milliyet gazetesi okurdu (ilkokul mezunuydu kendisi).  Haliyle biz de Burhan Felek,  Hasan Pulur gibi ustaları okuyarak büyüdük. Rahmetli reklamlara kadar okur sonra bana okuturdu köşe yazarlarını.  Şimdi bakıyorum gazetelere bir sürü kendini bilmez yalaka köşe yazarım diye yazıyor. Lağım kokan ağızlarıyla sağa sola sataşmayı gazetecilik zannediyorlar. Dün ak dediklerine bugün kara diyenler. Nemalandıkları siyasi parti genel başkanına yalakalık gazetecilik oldu. Onun için okunmayan kese kağıdı yapılan gazeteler doldu medyamız.  Seviye yerlerde. Bilgi birikim analarından öğrendikleri küfür.  Bu gün yazmak içimden gelmiyor. Yıllar yıllar ...
Devamını okuyun
  0 yorum

ABAGNALE SENDROMU

​ Sinemayla aranız nasıldır bilmiyorum. Ancak 2000'li yılların başında günümüzde bir klasik haline gelmeye aday olan, başrollerini Tom Hanks ve Leonardo Di Caprio'nun oynadığı "Sıkıysa Yakala" isimli filmi izlediğinizi varsayarak yazıyorum bu yazıyı. İzlemediyseniz de en kısa sürede izlemenizi tavsiye ederim. İzlemeyen okuyucular için kısa bir özet geçecek olursak, 1960'lı yıllarda henüz 16 yaşındayken çek dolandırıcılığı yapan pilot, doktor, avukat, akademisyen olduğunu söyleyerek toplamda 2.6 Milyon Doları cebine indirmeyi başaran Frank William Abagnale'in hayat hikayesini anlatıyor film. Abagnale, sahte çek yapmasının yanı sıra, sahte diplomalar ve sertifikalarda hazırlıyor. Son dönemlerd...
Devamını okuyun
  0 yorum