tahtapod.com | Blog

SIKILDIM

Sıkıldım. Geçmişe, kitaplara, hatıralara bakıp ah çekmekten... İdeoloji zannetiğimiz, bugünden birhaber, geçmişi az bilip onları taklit etmeye çalışanlardan... Kuru sloganlardan, kalıp tavırlardan... Biz ülkücüleri sayıdan ibaret görenlerden... Salonlar dolu gözüksün diye üretilmiş nesnelerden farksız görülmekten... İşine gelme durumuna göre ağza alınan "Lider, teşkilat, doktrin" putundan... Soğuk savaş yıllarının mirası emir-komutalı hayattan... (Böyle mirasa sokayım) Yüzeysellikten, yaratıcılığımı çalmaya çalışanlardan sıkıldım. Bu yazılanlar bu insanların iktidara geçmesi durumunda neler yapacaklarının iz düşümüdür. Genç arkadaş bu sadece benim hikayem değil senin iç sesindir! Biz Türk mi...
Devamını okuyun
  0 yorum

İKİ HABER İKİ YORUM

1- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 'Ahtapot' siber saldırıyı engelledi, gerçekleşecek bir NATO tatbikatına dahil edildi + Bu memleketin kafası zehir gibi çalışan vatanperver, bir şeyler üretebilecek gençleri duygusal sebeplerle ya Edebiyat, ya da Tarih okumaya yöneliyorlar. Bunu çok görmemek lâzım, bu çocuklar henüz lise çağında birçok tarih/edebiyat lisans mezununa taş çıkartacak kadar bu alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar, sanıyorum her Türk milliyetçisi gencin tabii bir yatkınlığı da var bu alanlara. Okumaya biraz daha az önem vereni ise asker ya da polis oluyor. Fakat bu kanaatimce sorunlu bir durumdur. Her şeyden önce bu durum Türk milliyetçiliğinin gündemini kısırlaş...
Devamını okuyun
  0 yorum

SON YAŞANANLAR VE VATANDAŞIN TEPKİSİ

​ 16 Aralık 2018 tarihinde Polatlı'da bulunan Zafer Anıtı'na gerçekleştirdiğim ziyarette, anıttaki 8 sütuna Arapça bir takım karalamalar yapıldığını görmüş ve cep telefonumla sosyal medyada hem canlı yayın yapmış, hem de birkaç fotoğraf çekmiştim. Bu fotoğraf ve videoyu da sosyal medyada vatandaşın bilgisine sunmuştum. 20.03.2017'de CİMER'e yaptığım resmî şikayette kaygılarımı iletmeme ve görevlileri buraya sahip çıkmaya davet etmeme rağmen, kaygılarımız ve şikayetimiz ciddiye alınmamış olacak ki; 16 Aralık 2018'de bu rezaletle karşı karşıya kaldık. Ve bu rezaletle karşılaşmak, tabiri caizse beynimize kan sıçramasına sebep oldu. Esasında hem çektiğim videoda, hem de yazdığım yazılarda daha a...
Devamını okuyun
  0 yorum

HEY GİDİ GÜNLER HEY BİRAZ TEBESSÜM

Rahmetli babam 1970'lerde Milliyet gazetesi okurdu (ilkokul mezunuydu kendisi).  Haliyle biz de Burhan Felek,  Hasan Pulur gibi ustaları okuyarak büyüdük. Rahmetli reklamlara kadar okur sonra bana okuturdu köşe yazarlarını.  Şimdi bakıyorum gazetelere bir sürü kendini bilmez yalaka köşe yazarım diye yazıyor. Lağım kokan ağızlarıyla sağa sola sataşmayı gazetecilik zannediyorlar. Dün ak dediklerine bugün kara diyenler. Nemalandıkları siyasi parti genel başkanına yalakalık gazetecilik oldu. Onun için okunmayan kese kağıdı yapılan gazeteler doldu medyamız.  Seviye yerlerde. Bilgi birikim analarından öğrendikleri küfür.  Bu gün yazmak içimden gelmiyor. Yıllar yıllar ...
Devamını okuyun
  0 yorum

ABAGNALE SENDROMU

​ Sinemayla aranız nasıldır bilmiyorum. Ancak 2000'li yılların başında günümüzde bir klasik haline gelmeye aday olan, başrollerini Tom Hanks ve Leonardo Di Caprio'nun oynadığı "Sıkıysa Yakala" isimli filmi izlediğinizi varsayarak yazıyorum bu yazıyı. İzlemediyseniz de en kısa sürede izlemenizi tavsiye ederim. İzlemeyen okuyucular için kısa bir özet geçecek olursak, 1960'lı yıllarda henüz 16 yaşındayken çek dolandırıcılığı yapan pilot, doktor, avukat, akademisyen olduğunu söyleyerek toplamda 2.6 Milyon Doları cebine indirmeyi başaran Frank William Abagnale'in hayat hikayesini anlatıyor film. Abagnale, sahte çek yapmasının yanı sıra, sahte diplomalar ve sertifikalarda hazırlıyor. Son dönemlerd...
Devamını okuyun
  0 yorum

BİR UMUT!

​ ++Efendim halk akın akın Eminönü istikametine yürüyor. --Üzerlerinde sarı yelekler var mı? ++Yok! --Deri eldiven, ceket falan… ++Yok, abi; ne sarı yeleği, ne ceketi? Kimisinin ayağında ayakkabısı, sırtında paltosu bile yok... *** --Ey teröristler bir gece ansızın! ++Efendim bunlar terörist değil, normal sıradan vatandaş. Ama haklısınız çoğu geceden çıkmış yola. --Ne için yürüyorlarmış bu kış günü, evlerinde otursalar ya! Kim bunlar? Bunlar kim ya? ++Yediden yetmişe herkes efendim. --Nasıl yani? Herkes diyorsun, bunların en az yarısı bizim değil miydi? ++Bizimkiler de yürüyor efendim. --Bizimkiler yürümez? ++Yürüyor efendim hatta birçoğu en önde yürüyor. --Olmaz öyle şey? Yalan bu. Benim va...
Devamını okuyun
  0 yorum

Yeni Bir Fikir - Dost A.Ş.

" Bütün varlığını dünyaya ilan etmeden yaşamanın seni sınırlayacağını düşünüyorsun, biliyorum. Yalnızca insanlara gösterilebilir şeyler yaşamaya çalışıyorsun artık; kendin için değil başkaları için yaşıyorsun tecrübelerini. Yalnız olmaktan korktuğunu biliyorum. Ama bu acınacak hâlimizi değiştirmiyor: Sonuçta hep yalnızız; ve daha önemlisi, asla yalnız değiliz." Bu paragraf, Dost A.Ş.'nin karakterlerinden birine âid. Dost A.Ş., İsmâil Biçer'in ikinci romanı. Daha önce 2016'da Düş Cambazı adlı bir roman kaleme almış. Henüz onu okumadığım için bir şey diyemem ama internetten arka kapak yazısına bakınca ilgimi çektiğini ve Dost A.Ş.'deki gördüğüm tarz ile yakın olduğunu söyleyebilirim. Dost A.Ş....
Devamını okuyun
  0 yorum

1945'TEN 2018'E TREN KAZALARI

​ Türkiye'de gerçekleşmiş "ÖLÜMLÜ" tren kazalarını incelediğimizde; 7 Ekim 1945 Erzincan Bağıştaş 'ta gerçekleşen 40 kişinin öldüğü tren kazasından, 13 Aralık 2018 Ankara Yenimahalle 'de gerçekleşen 9 kişinin öldüğü tren kazasına kadar toplam 451 kişinin öldüğünün ve 1945'ten, 2018'e kadar toplam 1084 kişinin de bu tren kazalarında ağır/hafif yaralandığının bilgisine ulaşıyoruz. Sadece, 2015'ten 2018'e yani son 3 yılda gerçekleşen tren kazalarında ise toplam 38 kişi ölmüş. İnsan canı önemlidir ve elbette bu kadar ucuz olmamalı. Çocukluğumuzda bize okullarda öğretilen "en güvenli ulaşım aracı" denilen trenin, bir vagon tabutu haline gelmemesi gerekirdi!.. 1945'ten başlayan ve ölümlerle sonuçl...
Devamını okuyun
  0 yorum

KASİYERİN SUÇU NE? (MARKET POŞETLERİ)

​ Bugünlerde bir poşet tartışmasıdır sürüp gidiyor. Türkiye'de terör, Ekonomik dar boğaz, Doğu Türkistan, Güney Azerbaycan, Kerkük, Musul, Karabağ, Türk Dünyası ve sair… Her şey bitti, kala kala poşet tartışmasına kaldık. Çünkü, vatandaş diğer önemli konuların önüne bu tartışmayı getirip dayadı. Madem öyle, ben de bu konuda öz fikirlerimi size aktarmış olayım. Esasında bu da önemsiz bir mesele değil, ben önemsiyorum. Çevre kirliliğinin en önemli sebeplerinden birisi de hunharca kullanılan poşetlerin sağa sola pervasızca saçılması. İnsanların kendi evinde görmek istemeyeceği kötü manzarayı, bütün insanlara dışarıda seyrettirmesi. Türkiye'de dağ, taş, tepe, ova, sokak, cadde, mahalle her yerde...
Devamını okuyun
  0 yorum

ASGARİ ÜCRET

Ne çabuk geldi zamanı. Oysa daha dün gibi hatırımda, o güne kadar hiç görülmemiş yüksek bir zam oranıyla 1.603 TL'ye çıkartılışı. Bir takım uzmanlar ve işverenler, "Çok yüksek oldu, bu asgari ücret kriz çıkartır, ödeyemeyiz, batarız" filan demişlerdi.  Ne yapıp ettiler haklı çıktılar… Sabah malum kanalların birinde rastladım, "Asgari ücret ne kadar olmalıdır?" diye sokaktaki vatandaşa sormuşlar. Dilin kemiği yokmuş. İki bin isteyen de var, üç bin isteyen de. Abuk sabuk laflar edip saçmalayanları ve hemen iktidara suç atanları kale almıyorum. Konuşanların içinde ciddi ciddi fikir beyan eden iki vatansever arkadaş dikkatimi çekti. Birisi, "1.603 Lira bana yetiyor" şekl...
Devamını okuyun
  0 yorum