tahtapod.com | Blog

O Başbuğuna Kavuştu, Sıra Bizde...

52681111_2271678039542349_1544363733042593792__20190227-200616_1

 Bundan yıllar yıllar evveldi... O zamanlar " çocuktum ufacıktım, top oynadım acıktım, buldum yerde bir erik, kaptı bir alageyik" dizelerini söyler dolanırdım ortalarda...

Ben çocuk şarkıları söylerken rahmetli babam " ben evimde otururken o sürgünde oy oy.." diye mırıldanırdı...

Birkaç defa anlatmıştı aslında da çocuk aklı işte idrak edemezmişim...

Bir gün işten eve koşa koşa geldi... " Sürgünden dönüyor Ozan" dedi...

"Ozan kim baba" dediğimde yarı sinirli, yarı şefkat edalı "Ozan Arif oğlum" dedi...

Sinirli tarafı üzerimde biraz fazla etki bırakmış olacak ki, çok da üstelemedim. Çünkü babamın siniri pistir... Ulan Eşşoğlu diye başlardı yoksa...

Devamını okuyun
  0 yorum

"Ülkü Adlı Yâr Peşinde" Bir Ömür; Ozan Arif

       80'li yılların başı; 12 Eylül cuntasının haklıyı-haksızı, eğriyi-doğruyu ve en önemlisi de haini-vatanperveri aynı kazanda eritip tek tip apolitik koyunlar halinde sokağa salmayı hedeflediği, bu amaçla akıl almaz işkencelere tabi tuttuğu, bu zulme direnen mangal yürekli yiğitleri ise darağacında sallandırdığı o kara dönem. Almanya'da çalışan bir kuzenimin Trabzon'un şirin mi şirin dağ köylerinden birindeki ata dede evinde, her tarafı kırık dökük, cızırdayan eski bir kasetçalarda duymak nasip olmuştu ilk defa sesini: "Başbuğ'um emrindeyiz!" diyordu. İşte tam o anda, o küçücük yaşımda - kafamda deli sorular; bu ozan kim, niye Başbuğ'un emrinde ve daha da önemlisi Başbuğ kim ve niçin bu kadar önemli onun için - saygıyla dinlemiş, sevmiş, benimsemiştim bu sesin sahibini. 

Devamını okuyun
  0 yorum

BİR GÖNÜL İNSANININ ARDINDAN...

ozan-arif_

Merhum Servet Somuncuoğlu tanıştırmıştı ilk. Ankara'da çalıştığım ve İstanbul'da tesadüfen bulunduğum bir gün telefon edip, uzatmamı istemeyen bir ses tonuyla "Onurcuğum hemen İMÇ'ye gel, çok önemli" diyerek yanına çağırmıştı.

Adrese ulaşıp içeri girdiğimde, arka odaya aldılar. Bütün haşmetiyle orada otururken gördüm ilk Ozan Arif'i. Bankada müdür yardımcısı idim, yurt dışı piyasalarla ilgileniyordum. "Benim oğlum da bankacı, o da Almanya'da yurt dışı piyasalarla ilgileniyor, tanışmanız iyi olur" dedi ve oğlunun kartını verdi. Ne onu bir daha gördüm, ne de oğluyla tanıştım. İsmini, davasının adamı olduğunu gayet iyi biliyordum, ama yakından tanımıyordum.

Üzerinden iki yıl geçti, Frankfurt'ta görev yapmak icap etti. Ozan Arif'in Almanya'da olduğunu duymuştum, ama Frankfurt'ta yaşadığından hiç haberim yoktu. 

Devamını okuyun
  0 yorum

23 ŞUBAT

ARDAHAN
​ "Bir bulut olsam, yüklenip yağsam Dökülsem damla damla toprağıma. Bir deli nehir, bir asi rüzgar olup Kavuşsam kendi toprağıma. Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi; ANNEMİN SESİYLE GÜNE UYANSAM!.. Radyoda yanık içli bir keman, Ağlasa nihavent acemaşiran..."   Sezen Aksu ...  Çoğu kimse için 23 Şubat 365 günden herhangi bir gündür. Biz Ardahanlılar için ise yılın en özel günlerinden biridir. Ardahan'ın "kurtuluşunu" kutladığımız gün. 98. Yıl dönümü bugün. Tarihsel süreci bilenler bilir; merak edenler de bulabilir. Benim şu an yapmak istediğim,doğup büyüdüğüm ve aşkla sevdiğim memleketimi bu vesileyle anmaktır. Çocukluğumuzda kar kış demeden yaptığımız coşkulu kutlamalar bir film şerid...
Devamını okuyun
  0 yorum

BENDEKİ OZAN ARİF

 ​"BENDEKİ OZAN ARİF" BAŞLIKLI YAZI ÜZERİNE!

Öyle zorki bazen meramını anlatmak,
bazı şeyleri yazmak veya yazılmışları sizin ile paylaşmak!
Hele de bu kendinizle ilgili bir övgü, bir methiye ise hepten zor.

Ancak bazı yazılar vardır daha önce de söylediğim gibi en beyhude hayat sürdüğünüzü düşündüğünüz, en daraldığınız anda,
Adeta dil altı hapı gibi tesir eder ve sizi o darlıktan kurtarırlar.
Yani size faydasız bir hayat sürmediğinizi, boşa yaşamadığınızı, boşa mücadele etmediğinizi anlatırlar…

Tıpkı şahsımla ilgili yazılmış aşağıdaki yazı gibi…

"Milli Bilinç" adlı bir sitede "Serhat KAHRAMAN" isimli genç bir kardeşimin köşe yazısı bu…

Devamını okuyun
  0 yorum

VEFA

​Yaşlı adam, sabah erken evinden çıkar, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanır ve hafif yaralanır. Sokaktan geçenler yaşlı adamı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırırlar. Hemşireler, önce pansuman yapar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylerler. Yaşlı adam huzursuzlanmıştır; acelesi olduğunu, röntgen istemediğini söyler. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sorar. "Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" der. Hemşireler "Eşinize haber edip biraz gecikeceğinizi söyleriz" deyince. Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım alz...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

İşte öyle içimde tuttuklarımı salasım geldi.

​3 yıl aradan sonra ilk defa yazasım geldi. İnsanın içi dolar dolar ve o dolduklarını tutar sonra salar ya... İşte öyle içimde tuttuklarımı salasım geldi.

Bir Ölüm... Bir Cenaze... Bana o kadar şeyler öğretti ki...

İçimde biriken yaşlar gözümden dökülemese de şimdi klavyenin ucuna dökülecek belki de. Ne kadar uzak olsan da gerçekten Baba Yarısı diye bir duygu varmış. İşte bunu öğrendim. Mesafelerin kan bağını koparamayacak kadar güçlü olduğunu öğrendim.

Siz hiç boş bomboş bir hayat yaşadığınızı düşündüğünüz oldu mu? Benim olurdu ara ara... Bu dünyaya hiç bir şey bırakamadan gitmek. İsminin bir gün bir yerlerde kaybolması. Mezarının başında olur da denk gelirse belki biri bir Fatiha okur gibisinden... '

Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF’İ UĞURLARKEN

​ Tarihe bir not düşmek adına bu yazıyı kaleme alıyorum… 13 Şubat 2019 sabahı, saat 04:50 sularında vefat haberini aldığımız Ozan Arif bizi ilk ve son kez üzdü. Oğlu Mehmet Alp ağabey, Ozan Arif'in resmî sosyal medya hesabından acı haberi duyurdu. Sabah görür görmez şaşkınlık ve üzüntüyle iletinin altına yazdığım cümle "ne diyorsun sen ağabey?" oldu. Cenaze Samsun'da 16 Şubat 2019 Cumartesi ve öğle namazına müteakip… Onüç Şubat günüydü, kara haber tez geldi, Gözden yaşlar döküldü, her bir işe vaz geldi, Yadigârdır sözlerin, yetim kalan saz geldi… Ardın sıra bıraktın gözü yaşlı gözleri, Asrın Dedem Korkut'u hüzne boğdun bizleri. (*1) Tanrı'nın takdiri! Diyecek hiçbir sözümüz yok. Üstümüzde de...
Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF

​ Uzun uzun yıllar.. Nasıl sürüklendi..? Nasıl geçip gitti? ..Anlayamadık. İnsan bir film gibi kayıverdi sona doğru. Dağda kardelenler baş verdi, miadını doldurdu. Karadeniz'de, Akdeniz'de tam kıyıdan başlayan mevsimsel şerit ki yüce tepelerin ucuna taşındı; orman gülleri yeşerdi, soldu. Ama bir şey vardı onursal düzeyiyle kimliğe, sınırsız hürriyete dokunan, çıktığı eşsiz minvalde soyut duruşuyla inancıyla ve itibarıyla solmayan, tükenmeyen bir şey.. Ucuz değildi, kırılgan değildi; yaşamsaldı, ebediydi tıpkı bir ruh gibi. Dağlara intikal edişi, ulu farklılıkta kokusu, hatırası, iklim iklim sevgisini yenileyen sadakat; onu bitirmeye, onu akıllardan kazımaya imkansız bir raddede tanımlıyordu....
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇOK CENAZE GÖRDÜM

Evet, bugüne kadar pek çok tanınmış insanın cenazesini ya bizzat katılarak veya televizyonlardan gördüm. Sanırım en akılda kalanları parti genel başkanları oldu.  Özal'ı cenazesi çok kalabalıktı. Milyonlar vardı cenazesinde. Neden olmasın ki; O bir cumhurbaşkanıydı. Başbakan ve bir partinin genel başkanlığından geçmişti bu mevkiye. Başbakan olduğu son seçimde milyonların oyunu almış ve halen partisinin üzerinde hakimiyetini koruyordu. Koca bir devlet töreni vardı ortada. Sırf görevli olarak gelen (kurumlardan, emniyetten, askeriyeden, yabancı erkan'dan) onbinlerce insan vardı. Milletvekilleri, gazeteciler, kendisinden sonra bırakacağı koltuktan nemalanmak isteyenler vs. Sevenleri de çok...
Devamını okuyun
Etiketler:
  2 yorum