tahtapod.com | Blog

OZAN ARİF

​ Uzun uzun yıllar.. Nasıl sürüklendi..? Nasıl geçip gitti? ..Anlayamadık. İnsan bir film gibi kayıverdi sona doğru. Dağda kardelenler baş verdi, miadını doldurdu. Karadeniz'de, Akdeniz'de tam kıyıdan başlayan mevsimsel şerit ki yüce tepelerin ucuna taşındı; orman gülleri yeşerdi, soldu. Ama bir şey vardı onursal düzeyiyle kimliğe, sınırsız hürriyete dokunan, çıktığı eşsiz minvalde soyut duruşuyla inancıyla ve itibarıyla solmayan, tükenmeyen bir şey.. Ucuz değildi, kırılgan değildi; yaşamsaldı, ebediydi tıpkı bir ruh gibi. Dağlara intikal edişi, ulu farklılıkta kokusu, hatırası, iklim iklim sevgisini yenileyen sadakat; onu bitirmeye, onu akıllardan kazımaya imkansız bir raddede tanımlıyordu....
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇOK CENAZE GÖRDÜM

​ Evet, bugüne kadar pek çok tanınmış insanın cenazesini ya bizzat katılarak veya televizyonlardan gördüm. Sanırım en akılda kalanları parti genel başkanları oldu.  Özal'ı cenazesi çok kalabalıktı. Milyonlar vardı cenazesinde. Neden olmasın ki; O bir cumhurbaşkanıydı. Başbakan ve bir partinin genel başkanlığından geçmişti bu mevkiye. Başbakan olduğu son seçimde milyonların oyunu almış ve halen partisinin üzerinde hakimiyetini koruyordu. Koca bir devlet töreni vardı ortada. Sırf görevli olarak gelen (kurumlardan, emniyetten, askeriyeden, yabancı erkan'dan) onbinlerce insan vardı. Milletvekilleri, gazeteciler, kendisinden sonra bırakacağı koltuktan nemalanmak isteyenler vs. Sevenleri de ç...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

YARAMAZ ADAMDI VESSELÂM...

​ Evet, lâfı dolandırmadan O'nun yaptığı gibi yapıp en son söylenecek sözü en baştan küt diye söyleyeyim: " İyi bilirim, yaramaz adamın tekiydi…" *** Dostlar, kendimi avutmak için bir sebep bulmuştum ve uzun zamandır yazmıyordum yine. Ve açıkçası yazmayı da pek düşünmüyordum. Susmak, bir kenara çekilmek kolay gelmişti bana… Lâkin halkın ve Hakk'ın sözcüsü, zor zamanların susturulamayan sesi, âşıklık geleneğimizin zirve ismi ve çağın Dede Korkut'u Ozan Arif'in vefat haberiyle derinden sarsıldım. Ve nedense aklıma ilk olarak, "Ölmez bu hareket ölmez bu dava" şiiri geldi.  *** Ozan, giderken bile, "Ölmez bu hareket ölmez bu dava" diyor ve o mısralarda sanki bana sesleniyordu: "Küfür g...
Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF'İN ARDINDAN: SUSMAYAN VE KORKMAYAN BİR ADAMIN PORTRESİ

​ Ne kadar konuşmaktan çekinsek de, düşünmek istemesek de kaçamadığımız bir şey var: Ölüm! Her ne kadar hepimiz bir gün öleceğimizi bilsek de o an geldiğinde gidenler kadar geride kalanlar için de vurucu oluyor. Hatta yaşı oldukça ilerlemiş veya ağır bir hastalık geçirmiş kişilerin bile hayatlarını kaybetmesini kabullenemiyoruz.Elbette her ölüm yakınlarını üzüyor ancak öyle kişiler var ki onların bu dünyadan göçüşü sadece aile ve arkadaş çevrelerini değil, milyonlarca insanı kahrediyor. İşte onlardan biri olan Ozan Arif de bugün hayata gözlerini yumdu. Ozan Arif, onu tanıyanlar için isminin başına onlarca sıfat getirmeye gerek olmayan, sadece "Ozan Arif" denilmesi bile çok anlam ifade eden b...
Devamını okuyun
  0 yorum

NOSTALJİ DUYGUSU ÜZERİNE

Nostalji duygusu üzerine düşündüğüm konulardan bir tanesidir. İnsanlar neden geçmişlerindeki anılara sempati beslerler? Neden eskilerden gelen müzikler içimizde garip duygular yaratır? Çocukluğumuza, gençliğimize ilişkin bir nesne bizi eskilere götürür, ama bu yolculuk mutlu / huzurlu bir yolculuktur. Bu mutluluğun / huzurun kaynağı nedir? Bu zamana kadar nostalji duygusunu Schopenhauer'dan esinlendiğim şöyle bir teoriyle izah ediyordum: İnsan süjesi / anlamlandıran ben, kendinden-şey bir varlık olarak, bugündedir. Benliğimiz şu andadır, anı yaşar. Geçmişe dönüp baktığımızda algılayan bende gerçekleşen eylem, zihne depo edilmiş bir takım verilerin algılayan ben tarafından algılanmasıdır. Şöy...
Devamını okuyun
  0 yorum

MACAR DANSI

keman21706

 ​Eskiden…Çocuklarım daha küçücükken... Sabah gözümü açar açmaz sanki başka işim yokmuş gibi, ilk işim teybe bir kaset koymak olurdu. "Beş Kardeş" dizisindeki gibi her gün aynı şarkıyla değil ama bazen Livaneli, bazen Edip Akbayram, Barış Manço…. Bazen Tom Jones, Pink Floyd'la güne başlardı bizim ev.

Belki de o yüzdendir ki kızım daha küçücük bir çocukken, herkes "daha dün annemizi" söylerken o "güneş topla benim için" i söylerdi. Belki de oğlumun Rock aşkı öyle başladı.

Gençlikteki enerji, kavanozdaki taşları yerli yerine koymaya yetiyormuş. Şimdi zamanım olsa canım istemiyor, canım istese zamanım olmuyor. Ama bu sabah ikisini bir araya getirmeyi başardım ve eski güzel günlerdeki gibi Brahms'ın Macar Dansı ile güne başladım.

Devamını okuyun
  0 yorum

ÖĞRETMEN KEMAL

Çıvgınların onlarca gövdeyi ovaya, engebeye savurup boynunu bükmek istemesinden daha tehlikeli sonuçlar doğururdu tabiatın doğrularına, ilmi rehber edinmeyi salık vermesine karşı çıkan bağnazlığın saldırısı. Umudunu parıldayan bir yıldız gibi gözlerinde, düşüncelerinde gezdirmene; kendi toprağına, kendi toprağının insanına faydanın en mükemmelini sağlamana karşı çıkardı feodal yapılar. O günün şartlarını bugünün şartlarıyla mukayese etmek veya dün öyleydi bugün böyle demenin demokrasiye, teknolojiye biçtiği biçemi, özü daha farklı senaryolar, düzmece tasvirler geliştirildi. Başı kuma saplanmış bedenlerin başını sözde kumdan çıkarmaya elverişli atılımlar, gündelik çerçevede ne şişi yaktı ne k...
Devamını okuyun
  0 yorum

İYİ Kİ DE AYRILDIK EMİRDAĞLI'M

​ Şiber vana, kosva vana hele hele purjör vanaymış. Alman üretmiş, Batı üretmiş, Amerikalı üretmiş ve buralara kadar, şahinlerin, cilalı boylarıyla güzelim kara kargaların, minik serçelerin, geceleri yıldızların koynunu gıdıklayan en alımlı gözleriyle ishak kuşlarının ötüştüğü bu dağlara, Zigana'ya, Kaçkar'a nereden ulaşacaktılar? Sordum hep bir yarısı ağlamaklı dağlarımın kuzeyine, poyrazın sert estiği, falezlerin mermi gücüyle yayıldığı dik kıyılara, Muson yağmurlarına galebe çalabilecek rahmet duygusunun hızına sordum. Buradaydı dediler, rüzgarın uğultusuna müptela yalçın gerilimler; engebenin en büyüğü, buradaydı. Sanki yeni gelmişti buralara fırtınanın tevellüt bağı, tekamülden hasıl yı...
Devamını okuyun
  0 yorum

SAKINCALI PİYADE

1212631_cover_rect

​"Siyasi görüşlerimiz değişik olabilir. Ancak, yurtseverlik üzerinde tekel kurulamayacağına göre, birbirimizi anlamak zorundayız."

Sakıncalı Piyade
Uğur Mumcu

Böyle diyordu Sakıncalı Piyade… Ama yetmedi.

Biz birbirimizi hiç anlamadık. Alevi sünni dedik, sağ sol dedik; faşizm, komünizm dedik anlamadık. Anlamamak için ne lazımsa yaptırdılar, içeriden ve dışarıdan.

Çeyrek asır, dile kolay… O yıl doğan çocuklar bugün iş güç sahibi yetişkinler oldular… O yıl dikilen fidanlar, kocaman ağaçlar oldu, göğe ser çekti.

Devamını okuyun
  0 yorum

FİYAT VE DEĞER...

kalem

 Solda gördüğünüz kalem BIC marka. Üç farklı renk tükenmez ve iki farklı kalınlıkta kurşun kalem işlevi var.

Almanya'da satış fiyatı yaklaşık 5 Avro.

Sağda gördüğünüz kalem ise Faber Castell markanın tükenmezi. Sadece tek renk yazıyor. Şirketin 250. yıldönümü için özel tasarlanmış ve kısıtlı sayıda üretilmiş.

Almanya'da satış fiyatı yaklaşık 200 Avro.

Erkeklerin ziynet eşyası konusunda ürün yelpazesi hanımlara göre daha dardır. Saat, alyans hariç belki yüzük, en fazla takarsa künye, belki bir zincir, sigara kullanıyorsa çakmak… Ve tabii ki kullanıyorsa tesbih.

​Bende bu saydıklarımın saat haricinde hiç biri bulunmaz.

Ama eskiden beri kaleme, güzel ciltli defter ve bloklara merağım vardır.

Devamını okuyun
  0 yorum