tahtapod.com | Blog

DOĞRULUK

"Doğruluk, güçlünün işine gelendir.” Bu kişinin bahsettiği güçlüler sınıfı. Yani yönetenler sınıfıdır.  Kendi işlerine gelen hükümler verip, halktan kendilerine itaat etmelerini isteyenler yani. Onlar için gereken ise halkın itaat edip o hükümleri doğru saymalardır." Sokrates doğruluk denilince böyle düşünüyor.  Peki, eğer yönetenler gaflete düşerse ne olacak? Doğrular mı değişecek yoksa yöneticilerle beraber toplum olarak gaflet uykusuna mı yatacağız? Doğruluk kavramını alıp sadece kendi siyasi duruşunuza indigerseniz çıkan sonuca da katlanmak zorunda kalırsınız. Nereden çıktı bu doğruluk hikayesi diye mi düşünüyorsunuz? Haklısınız aslında böyle düşünmekte. Yalnız çevrenize iyi ba...
Devamını okuyun
  0 yorum

Şahsiyet Sahibi Olmak

sahsiyetsahibiOlmak

"Önce selam, sonra kelâm" diye buyurmuş Peygamber Efendimiz. Selamın en güzelini kelâm ile verdikten sonra, şahsiyetinin tekâmülüyle kelâm olan insan üzerine henüz mânâ aleminde zerre olamayan tahlillerimi muhterem okuyucuyla paylaşma arzusundayım. Bu mecradaki ilk karalamamı, derin bir mahcubiyetle kıymetli vaktinize sunuyorum.

Bergson'un zaman tasavvuru üzerine fazlaca düşündükten sonra vakte "kıymetli" sıfatını takdim ettim. Kıymetlidir çünkü, şahsiyeti oluşturan tarih vakti de biriktirir. Tarihi mesuliyet kesesine koyup âciz omuzlarımıza yük diye yüklediğimizde, acziyeti aşma noktasında cihâna sığmayan bir adım atmış oluruz. İnsan mesuliyeti ve tecrübeyi harmanlayarak, şahsiyetini tamamlar. Şahsiyetinin parçası hissiyatıyla, cihânı aşar. Bergson'un, saat ile ölçülen zamanı "soyut" olarak nitelemesi şüphesiz ki bu gerçeğe dayanır.

Devamını okuyun
  0 yorum

Sartre Bunalımı ve İnstagram

sartre-wannart-900x580
​         Sartre varoluşunun sıkıntılarını romanına aktarırken modern çağda neler olabileceğini acaba aklına getiriyor muydu? Kendini sergilemenin " full hd " mecralarda gösterildiği bir çağda bunalımlarını anlatmak ister miydi diye düşünüyorum. Ya da benim gibi sosyal medya üzerinden felsefe kasmaya çalışıp saçmalar mıydı bilmiyorum.         Midesini bulandıran karışık duygular içerisinde tuhaf laflar ettiğini okumuştum. Descartes gibi varlığı düşünce ile elde etmek yerine hiçliğe düşünce ile ulaşmak istediğini belli ediyor. Görünür olan akıl kavramı ile varoluşsal problemlere dalıyor. Soyut olan akıl ile görünür olmayan her şeyi hiçe iade ediyor. Mid...
Devamını okuyun
  0 yorum

BATIŞA BEŞ KALA VAPURUNU BEKLERKEN

batisa5kal_20190609-090921_1

ÇILDIRIYORUM, ÇILDIRIYORSUN, ÇILDIRIYOR 

Önce bilim adamları ihanet etti. Cahiller, edindikleri halk desteğiyle ne yalanlar söylediyse seslerini çıkarmadı bilim adamları. "Konuşursam, yazarsam, çocuklarıma nasıl ekmek götürebilirim" diyen bir insan iyi bir eş, iyi bir anne veya baba olabilir; ailesi tarafından "iyi bir reis" kabul edilebilir ama asla bilimin namusunu taşıyamaz. Ne kadar iyi bir eş ve iyi bir ebeveyn olursa olsun, gerçeği söylemeyen bilim adamı namussuzdur! Çünkü işi, her şeyden ve herkesten önce hakikatin namusuna sahip çıkmaktır!.. "Siz kabul etmeseniz de dünya dönüyor" diyemeyen bir bilim adamı, eşini ve çocuklarını isterse jet bilmem nelerle gezdirsin, isterse her gün ejderha sütü içirsin, namussuzdur!..

Devamını okuyun
  0 yorum

KADINLAR VE ERKEKLER NEDEN BÖYLE?

raw_kadinlarin-isigi-hic-sonmesin_406609508
Binlerce yıldır kadınların ve erkeklerin toplum tarafından biçilen rolleri evrimsel süreç ve yaşadıkları kültürlerin zorlu yaşam koşulları içerisinde var olma savaşı yüzünden kesin sınırlarla çizilmişti. Erkekler toplumsal normların koruyucusu, geliştiricisi ve tahrip edicisiydi. Din ve kültür özellikle modern çağımıza girmeden önce bütün bir dünyayı dizayn ediyordu . O yüzden erkekler toplumun kilit noktasında kudretli bir yapı oluşturuyorlardı. Kadınlar ise biyolojilerinin sadece bir noktası olan annelik mefhumuyla sınırlandırılmış, yuvayı yapmakla yükümlü ve daha sonra zaman kalırsa ya da imkan verilirse normları dizayn etmek için toplumsal hayata katılabiliyordu. Evrimsel süreç dedim diy...
Devamını okuyun
  0 yorum

GAZİANTEP'TE BİR İMAM ve DÜŞÜNDÜRÜCÜ GELİŞMELER

"Neden; Türklüğün bu zinde gücü büyük bir yıkım süreci içindedir? Neden; Türk Milliyetçileri ruhlarını yitirmişlerdir? Neden; mücadele istek ve azimlerini kaybetmişlerdir? Bütün bunların ötesinde, heyecanlarını, ruhlarını, mücadele istek ve azimlerini kaybetmekte haklı mıdırlar?.." Hiç düşündünüz mü? Sahi neden? Hiç kimse particilik yapmadan düşünsün. Yok parti genel merkezi şöyle yaptı yok genel başkan şunu yaptı demeden düşünelim. Suçu başkasına atmadan yorum yapalım. Sahi neden bu haldeyiz? Bayram hutbesinde imam kılıklı soytarıya tepki gösteren beyefendi ve hanımefendiler şimdi düşünün bakalım neden bu haldeyiz? Yıllardır bu topraklarda din adına nifak tohumları ekildi peki biz ne yaptık...
Devamını okuyun
  0 yorum

MEZUNİYET TÖRENLERİ ve ETEK BOYU

Aralarında Ensar Vakfı, MEMUR-SEN, MÜSİAD, Kızılay, Anadolu Gençlik Derneği başta olmak üzere iktidarın himmetiyle büyüyen pek çok dernek ve vakfın şube başkanı ve yöneticileri Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız'ı ziyaret etti. Heyet adına açıklama yapan Anadolu Gençlik Derneği Balıkesir Şube Başkanı Ersin Güçlü mezuniyet törenlerinin İslam'a aykırı ortamlarda yapıldığına dikkat çekerek "Mezuniyet törenleri sırasında gayri ahlaki davranışlar sergileniyor." şeklinde açıklamalarda bulundu. "Gayrı ahlakî davranışlar sergileniyor buyurmuş muhterem heyet. Nedir bu gayri ahlaki durum bir bakalım. Vakıflarda erkek çocuklara musallat olmak var mıdır bu gayri ahlakî durum içinde? Devletin ...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇEKİN ELİNİZİ YAVRULARIMIZDAN

cocukistismari
"Öyle berbat bir dünya ki insanın yaşayası gelmiyor! Küçücük bebelere bakan ,onlara cinsel istek duyan erkekler var.. Hatta bu sapkın düşüncelerini kitaplaştıran soysuzlar...O kitabın basılmasına göz yuman yayıncılar var... Kadınları sadece cinsel obje gibi gören ,kullanan zihniyetler var...Hayvanlara bile cinsel açlık besleyen erkekler...Gurur duyduğum kadınlığımdan da utanır hale geldim... Çünkü bunları yetiştiren kadınlar... Cidden bir kıyamet var ise lütfen lütfen lütfen artık KOPSUN!!!!" Teslime ÖFKELİ kardeş böyle başlamış isyanını ifade etmeye. Evet bu bir isyanın haykırışın sesi. Belki de çaresizliğe başkaldırının ilk kıvılcımı. Sokaklar güvenli değil. Bırakınız sokakları evimizin iç...
Devamını okuyun
  0 yorum

BAŞÖRTÜSÜNDEN ÇOCUK DONUNA...

kind-114_768x432

Ben size inanmıyorum.

Kusura bakmayın...
Veya bakın, umurumda değil.

Onun için bana dinden, imandan, namustan bahsetmeyin.

Her ahlaklı insan dindar olmayabilir ama her dindar insanın ahlaklı olması gerektiğini düşünüyordum.

Ben sizin başörtüsü için polisle karşı karşıya geldiğiniz günleri hatırlıyorum ve inanmayacaksınız ama o zaman da sizin bu hakkınızı savundum. Ama şimdi görüyorum ki, başınızda o örtüyü inandığınız değerler uğruna değil, elde etmek istediğiniz siyasi güç için savunmuşsunuz.

Biliyorum hepiniz için değil, belki çoğunuz için bile değil ama en çok cırlayıp sesi çıkanlarınız için geçerli bu.

Devamını okuyun
  0 yorum

KORKU

​Yaşlanma korkusu, işsiz kalma, çirkinleşme, kel kalma, evsiz kalma korkusu, yalnız kalma, beni artık kimse sevmeyecek korkusu ve daha binlerce korku. 

Bu kadar çok korku olunca elbette bu korkuların pazarlayıcıları da oluyor.
Siyasetçiler, dinler, kozmetikçiler, cemaatler, özel zannedilen günler.

Özel zannedilen günler derken şunu demek istiyorum. Bi insan sadece bi gün değil, her gün özeldir. Ama içinde bulunduğumuz dünya düzeni öyle bi hal aldı ki, sadece belirli günlerde özel olduğumuzu zannediyoruz. Sevgililer günü,anneler günü vb.

Ayrıca normalde 3-5 tlye satılan güller bu özel günlerde 15-20 tl oluyor.

Aklıma gelmişken anneler gününde ve kadınlar gününde reklamlarda niçin hep ev araç gereçleri annemiz yahut kadınlarımız için en iyi hediye şeklinde gösterilmektedir? Yani kadının hayatı mutfak robotları ve ev işlerinden mi ibarettir? Asla! ancak kapitalist ve ataerkil toplumlar yavaş yavaş ve göstere göstere bunları gözümüze sokmaktadırlar. Gözümüze sokulan bu saçmalıklara karşı kör olduğumuz günlere uyanmak dileğiyle!

  0 yorum