tahtapod.com | Blog

DİLİMİZ NE?

AKP, CHP fark etmiyor; siyasi partilerimizin de futbol takımlarının bazı fanatik taraftarları gibi gözü dönmüş, körü körüne bağlanmış, kendini veya rakibini kesme derecesinde şartlanmış fanatik taraftarları var.

Kimi inandığı değerleri yaşattığını sanarak, kimi karşı tarafı yok edilmesi gereken düşman olarak bellediği için bağlanmış. Kimi de güncel ifade ile, "bankamatik maaşın" aşkıyla bağlanmış partisine.

Hatta bağlanmaktan öte tapınmış taraftarlar…

***

Mensup olduğu grubun dışında kalanları insan olarak görmeyen; bu ülkenin ferdi olarak, bu toplumun bir parçası olarak kabullenemeyen, eline geçecek ilk fırsatta Fizan'a kadar kovalamayı düşünen taraftarlar...

Devamını okuyun
  0 yorum

TURAN NEDİR? diyenlere...

​Şimdilerde çok kalmadı ancak, bir zamanlar 'TURAN' denildiğinde 'Sen faşist misin?' soruları ya da yaftaları ile karşılaşırdık. Şimdilerde kalmadı dediysem de TURAN ülküsünün de pek sesli olarak kalmadığındandır ne yazık ki.  TURAN dediğimizde hep başka ülke topraklarının istilası ya da Türk ırkının üstünlüğü vs.. vss.. gibi yanlış algılarla yetişmiş bir kesim vardı. İslamiyeti kabul etmiş bir toplumun bir ırkın üstünlüğünden bahsi zaten olamaz. Sadece herkesin ailesi kendine daha iyidir ya Türk de Türk'e daha iyidir.  Asıl TURAN Ozan Arifçeydi ; Kırım'dan Hazar'a koşturmaktı atı, Azerbaycan'da bir gece misafir kalmaktı, Musulda sazına düzen vermek, Abdesti Yeşil Tuna nehrind...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÜRETMEK GEREK

​ Dünyada yaşam baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bilim teknoloji almış başını gidiyor. "Bu baş döndürücü ilerleme acaba insanlığın yararına mı yoksa zararına mı?"  diye düşünmeden edemiyor insan. Teknolojik bir buluş daha sindirilmeden bir yenisinin bulunduğu haberini alıyoruz.  Malesef bu teknolojik ilerlemenin getirdiği rahatlık dünyanın her yerinde aynı oranda yaşanmıyor. Bu ilerleme teknolojiyi geliştiren ülkeler için refah,mutluluk demekken bunun dışında kalan insanlar içinse kan ,gözyaşı ve zulme demek olabiliyor. Bugün özellikle Ortadoğuda yaşanan savaşların altyapısında bu vardır. Yoksa neden 10 binlerce kilometre öteden Amerikanı, Rusu, Çini, İngilizi, Fransızı buralara ...
Devamını okuyun
  0 yorum

Pollyanna ve Schopenhauer

kitle-psikolojis_20190415-160758_1
İnsan, yeryüzüne yayılmış canlı çeşitliliğinin bir parçası olsa da diğer canlı türlerinden farklı olarak bazı yetilere sahiptir. Bu yetiler, insan beyninin gelişiminden kaynaklanır ve onun işlevlerindendir. Buna adlandırma olarak akıl diyoruz. Yani insanı insan kılan yetiler, her canlıda bulunan dürtü ve duygu yetisiyle birlikte akıl yetisidir. İnsanın bu özgünlüğü, insanlık tarihi boyunca insan eylemlerinin, çelişkilerinin, çatışmalarının ve gelişimlerinin temel nedenidir. İnsan yaşamı da içten içe bu üç yetinin mücadelesidir. Bu üç yetinden biri eğer insan bedeninde egemen olursa insan olağan yaşamından sapmaktadır. Örneğin, dürtü yetisi insan yaşamında ana eylemleyici olursa -ki, günümüz ...
Devamını okuyun
  0 yorum

BÜTÜN ANNELERE

​ BÜTÜN ANNELERE Bıktırdı siyasetin pis kokan havası. Yordu bizi sahte düşünceler. Kimliksiz kişiliksiz siyasi yapılar öldürdü içimizdeki çocuğu. Yüreğimiz yangın yeri. Nerede eski demler. Her yanımız cehennem çukuru. Fırıldaklık en güzel meslek. En güzeli boş vermek. Adaletsiz bir dünyada neyin adaletini bekliyoruz? Nasıl olsa bütün işlerimizi Allah'a gönderdik. Boş verin dedim ya. Gelin kendinize bir güzellik yapın. Eğer hayattaysa annenizin yanına gidin ( yoksa kabrini ziyaret edin dertleşin) ona güzelce sarılın öpün ellerini şöyle başınızı dizlerine koyun … Anam ilkokul bile tam okumamış. Ama, doktordu. - Başım ağrıyo yav… - Saçın ıslak ıslak çıktın ondan. - Başım dönüyo… - E bi şey yemi...
Devamını okuyun
  0 yorum

​EDEP ERKÂN BİLMEK

SE_20190408-135647_1

Söylenecek o kadar çok şey var ki... Hangisinden başlasam bilemedim.

Edep erkân bilmekten başlayayım, sonunu içsel sesime bırakayım. Bir yere götürür elbet beni.

Hiç kimseye edep erkân dersi vermek gibi bir niyetim yok, haddim de değil. Fakat 31 Mart gecesinden beri edebe ve erkâna aykırı o kadar şey yaşadık ki, sussam olmuyor, susmasam olmaz.

Mesela;
İstanbul oylarının tekrar tekrar
saydırılması...

Genel seçimlerde bile iki saatte bütün Türkiye'nin sonuçları alınırken, nasıl oluyor da günlerdir İstanbul sayılamıyor?

Bu hangi kitaba sığar, hangi edep ve erkân usulünde vardır bu kadar gerginlik yaratmak!

Devamını okuyun
  0 yorum

BİR TAŞRALI HASTALIĞI: TEK TİPÇİLİK

Türkiye'de tedavisi olmayan bir hastalık var: Hakikatin merkezine kendini koyma hastalığı. Bu hastalık bencillikten ve taşralı olmaktan kurtulamamaktan kaynaklanıyor. İnsanların kendi fikirlerine inanmaları, inandıklarını savunmaları doğal ve olması gereken bir şeydir. Fakat kendi fikrini hakikatin tek ölçüsü hâline getirmek, alternatif düşüncelerden cüzamdan kaçar gibi kaçmak bir taşralılık hastalığıdır. Taşralılık derken dünyaya kapalı olmayı kast ediyorum. Pekala İstanbul'un göbeğinde de taşralı olunabilir, Bayburt'un köyünde de medenî olunabilir. Taşralı, "mahalle"sinin fikrini mutlak kabul eden, dünyaya yabancı insandır.

Bu hastalığın futbolda olması anlaşılabilir. Çünkü futbol tabiatıyla taraftarlıktır. Kişi bir takımı sever, destekler; yenilse de, hatalar yapsa da -belki eleştirir fakat- takımını desteklemeye devam eder. Ancak bu durum –memleketimizde yaygın olduğu üzere- din ve siyasette yaşanınca ortaya abes manzaralar çıkıyor. Bu hastalığı siyasette çok görüyoruz da, malum siyasî gündem çok kızgın, örneği dinî temayülden vereyim, siz onu siyasete teşmil edin.

Devamını okuyun
  0 yorum

BİZ BİLİRİZ CEMİYETİ

​Biraz uzun yazacağım baştan uyarayım. Sonra çekip gideceğim ama. Bir faydası olduğunu düşündüğüm için yazmıyorum. Sadece herkesin yaptığı gibi artık hapis tutamadığım, durduramadığım, içimde ne varsa kusasım geldi. 

Bu cemiyet, toplumumuz hasta. Teşhisi yaptık. Neden hasta ve hastalığı nedir açıklayayım.

"Biz biliriz, Biz de biliriz" hastalığına tutulmuş durumda bütün toplum. İnsanların uzmanlık alanı olmayan konularda bilgi sahibi olmaması bir ayıp veya kabahat değil. Hakkında çalışmadığı, yeterlik kazanmak için bir emek sarf etmediği, öğrenmek için acı çekmediği şeyleri bilmek zorunda değil insanlar.

Örneğin eğer bizzat o işle iştigal etmiyorsanız, bir cerrah gibi ameliyat yapmayı bilmemek cehalet değil, bir mimar gibi çizim yapmayı bilmemek de. Bu tip spesifik alanlarda eğitim görmediğiniz müddetçe hiçbir akl-ı selim insan çıkıp da sizi "nasıl bilemezsin" diye suçlayamaz. Doğrusu budur. Olması gereken de. Kanunları okuyabilir, kendinizce anlayabilirsiniz, ama bunların yorumlanması, uygulaması ancak belirli eğitimi almış, bu eğitimi diploma, sertifika, ruhsat gibi yeterlik belgeleriyle ispatlanmış ve bunların pratiğini yasal yollardan yapmış kişiler tarafından yapılırsa caridir.

Devamını okuyun
  0 yorum

TÜRK DİLİ

Türk Milletinin bilgisi görgüsü kültürel zenginliği asla tartışılamaz bile. Bazen binlerce kelime ile anca anlatabileceğiniz şeyi iki kelimeye sığdırıverir. Bu duruma en iyi örnek olabilecek kelimelerden biriside "çarşı iti" kelimesidir. Bu tamlamanın ne ifade ettiğini Rahmetli Bekir Hacıbozanoğlu yazısında o kadar güzel ifade etmiş ki. "Eski Urfa'daki Kasap Pazarı'nın üç kapısı vardır. Kapıların biri kuzeye, diğerleri Koyun Pazarı'na ve Şekerci Pazarı'na açılır. Eski Urfa'da çarşı itleri vardı ve bu çarşı itleri, bu üç kapıdan sadece birinin önünde toplanırlardı. Toplanma yerleri, Şekerci Pazarı'na açılan kapı önü idi. Şekerci Pazarı'na açılan kapının önünde toplanmalarının nedeni, kasap es...
Devamını okuyun
  0 yorum

TÜRKLÜK

"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça
daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

Ne kadarda haklı bir tespit.Atalarımız söylerde haksız olurlar mı hiç.

Milletleri ayakta tutan en sağlam duygu milliyetçiliktir.
Asimilasyona uğrayan milletlerin ortak özelliği kendi öz benliklerini unutup yabancı milletlere dini ve kültürel anlamda biat etmeleridir.

Kültür erozyonuna uğrayan toplumlarda en zayıf halka gençlerdir.

Yeterli besinlerle dengeli beslenmeyen insan nasıl ki hastalanırsa,milli duygularla beslenmeyen toplum bünyeside hastalanır, çürür ve yok olur.

Devamını okuyun
  0 yorum