Bir Külliyat Olarak ATSIZ

Vefatının kırk ikinci senesinde Hüseyin Nihal Atsız'ı biyografik, fikri-politik, yaşam acıları yerine ona dair olanı, onun kaleminden derlemeye çalıştım. Ne kadar yazılsa az, farkındayım. Ruhu şad olsun, adı Türklük yaşadıkça yaşasın!

​Tabiatın doğurduğu bir çocuk olan insan yeryüzüne yayılmış ve bu yayılmalar sonucu oluşan yalıtım nedeni ile çeşitli ırklara ve uluslara bölünmüştür. Tabiatta yaşanan iklim değişiklerinin yaşam alanlarını daraltması ile ırklar ve uluslar arasında bir hayat sahası mücadelesi başlamıştır.Hayat sahası mücadelesi, zaman zaman ulus içi boy mücadeleleri, kültür ve inanç mücadeleleri, ekonomi mücadeleleri olarak da yaşanmıştır.

On sekizinci yüzyılın sonlarında Uluslar Çağı'nın başlamasıyla, ortak genetiği, dili, tarihi, kültürü ve ülküyü paylaşan uluslar, hayat sahası mücadelesinde ulusun önemini kavrayarak; uluslarını, uluslarının geleceğini ve uluslarının hayat sahalarını korumaya yönelmişlerdir. Bunun için bilim, teknik, ahlak ve askeri olarak uluslarını hazırlarken, uluslarının tinsel yönünü de binlerce yıl önceki mitlerle, destanlarla, efsanelerle, yaşanmış tarihlerle doyurmaya çalışmış ve tüm bu kaynaklardan ulusları için bir gelecek yaratmayı düşünmüşlerdir. Bu çalışmalarda ulusal değerleri gözetmekten öte ulusal değerleri yaşayan bilim insanları, tarihçiler ve edebiyatçılar büyük bir önem taşımışlardır.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ali Kelle @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

72 Okuma
0 yorum

ATSIZ

​ Ben onun ilk kitabını okuduğumda işte benim okumam gereken kitap bu demiştim. Aldığım gün akşam okumaya başladım ve aynı gece Bozkurtlar Diriliyor kitabını bitirdiğimde saat sabaha karşı beşe geliyordu. Kitabı bitirdiğimde bir hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü kitabın arka kapağında yazarın diğer eserlerinin isimleri vardı ve ben ikinci kitabından başlamışım. Ertesi gün Bozkurtların Ölümü kitabını almış onu okumuş ve Bozkurtlar Diriliyor kitabını tekrar okumuştum. Gerçekten hayatımda büyük bir dönüm noktası olan yazar, kitaplarıyla ufkumu aydınlatmış beni bir hayli ferahlatmıştı. Hepinizin bildiği gibi Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olan Hüseyin Nihal Atsız'dan bahsediyorum. E...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

67 Okuma
0 yorum

BİR CUMHÛRİYET İRONİSİ: BİTMEYEN TARTIŞMA -Tanrı mı, Allâh mı?-

​ Geri kalmış toplumların en büyük sorunlarından ve geriliğinin işâretlerinden biri de, tartışmaları hep sözcükler üzerinden yürütmeleri ve bir türlü konuların özüyle ilgilenmemeleridir. Günümüzde maâlesef, bunu Türkiye'nin bütün kesimlerinde, hâlâ görebiliyoruz. Türkiye'nin cumhûriyet döneminde en uzun süre devâm eden, en anlamsız ve saçma tartışması, Allâh mı, yoksa Tanrı mı tartışmasıdır. Ancak ilginç bir şekilde bu tartışma, Türklerin dînî kurallara göre yönetilen yüzlerce yıl boyunca gündeme gelmeyip, laik kurallara göre yönetilen dönemde başlamış olmasıdır. Bu üzerinde durulması gereken bir durumdur ve bunu yapacağım. İşin İslâm ilâhiyâtı açısından yorumuyla -benim alanım, konum ve ilg...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

300 Okuma
0 yorum

VATANDAŞLIK ÜZERİNE - I

vatandaslik_20171126-110752_1
Türkiye'de egemenlik, kayıtsız şartsız akla geçmediği sürece mevcut sorunların çözülmesini beklemek veya talep etmek, en büyük hayalperestliktir. "Egemenlik, kayıtsız şartsız aklındır" düşüncesinin hakim olduğu devletler, yönettikleri toplumun mevcut sorunları üzerine gerekli bilimsel çalışmaları yaptıktan sonra mevcut sorunlar için köklü çözümleri eyleme dökmektedirler. Türkiye gibi egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olduğu devletler ise mevcut sorunlarını 'acil çözüm planları' yöntemi ile geçiştirerek, gelecek kuşaklara borç bırakmaktadırlar. 1946 yılından sonra egemenliğin kayıtsız şartsız halkın eline geçtiği Türkiye'de, günümüze kadar hiçbir sorun çözülememiş ve çözüleme...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ali Kelle @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

181 Okuma
0 yorum

NATO SERÜVENİMİZ

​ Son günlerde NATO ile ilişkilerimizle ilgili ülkemizde çok yönlü tartışmalar yapılmaktadır. Bütün bu tartışmaların çıkış notası ise içinde bulunduğumuz bu ittifakın aleyhimize dönüştüğü tepkisinden kaynaklanmaktadır. Bu konularda yapılan eleştirilerin büyük çoğunluğunun haklı yönü fazlasıyla vardır. NATO gibi ittifaklara Türkiye'nin içinde bulunduğu orta ölçekli ülkeler isteyerek değil milli güvenliklerini sağlama almak için girmişlerdir. Osmanlı devleti, milli güvenliği tehdit edildiğinde zaman zaman İngiltere ve Rusya ile ittifaka girme ihtiyacını duymuştur. Bugün Suriye ve Irak 'ta ortaya çıkan fiili durum karşısında Türkiye, içinde bulunduğu NATO ittifakıyla değil başka bir süper güç o...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Abdullah Alagöz @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

709 Okuma
0 yorum
© Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org
Bumerang - Yazarkafe