tahtapod.com | Blog

BİR KİTABIN KAYIP KRİTİĞİ: TAMER SAĞCAN’IN İLK KİTABINI DÜŞÜNMEK

​ ​ ​ Efendim, başlıkta kitap ve kritik sözcüklerini görenler bir kitap kritiği yapacağımızı sanmasın. Kritik kitapların peşinde olsak da kitap kritiği ile barışamadık. Zaten, "tarihi irdeleyen kitapları irdeleyen" bir kitabı irdeleyecek değiliz. Oldum olası kitap tanıtım yazısı yazamadım. Kitap tanıtım yazı niyetiyle başladığım yazılarda kendimi yazarın imza gününde giyindiği gömleği betimlerken buldum. İşbu yazının da neye benzeyeceğinden emin değilim. Ama şu bir gerçek ki bu mekânda anılan kitabın kritiği, gerçekten kayıptır. Yazı dâhilinde tehlikeli sulara dalmadan önce ömrünü kitap okutmaya ve okunulan kitapları yorumlatmaya adamış olan şeyhimin (Bkz. Kitap Şuuru postnişini) ellerinden ...
Devamını okuyun
  0 yorum

Khalkedonya: Bir Körler Ülkesi

images-8
Doğadaki milyonlarca canlı çeşitliliğinin bir parçası olan insan türü, varoluşundan bugüne -belki de ebediyete değin- her yönüyle çözümleyemediği doğayı ve yaşamı kavrayabilmek, kısacık yaşamını anlamlandırabilmek için kendince sayısız söylenceler türetmiş ve kendi zuhuru olan söylencelere inanarak akıl ve gerçekliği reddetmiştir. Bu söylence zafiyeti, insan türünün kendini doğadan ayrı ve üstün görmesinin bir dışavurumudur. Hümanizm ve dini öğretiler, insanın doğanın bir parçası olmadığını, mükemmel, gökten zembille inmiş 'eşref-i mahluk' olduğunu öğütler. Böyle olunca insan, kendini merkeze konumlandırır, varoluşunda ve eylemlerinde sürekli bir fevkaladelik arar. Ulusların doğuş efsaneleri...
Devamını okuyun
  0 yorum

UYGUR TÜRKLERİNDE KAMLARIN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

​Günümüzde Uygur Türkleri arasında Kamlar büyü ve sihir yapma, fala bakma, çeşitli hastalıkları tedavi etme gibi işlevlerle varlığını sürdürmektedir. Uygur kamlar, Uygurların tarihi süreçte kabul ettikleri Maniheizm, Budizm ve İslamiyet gibi dinlerin bazı inanış ve uygulamalarını da bu faaliyetleri içinde harmanlayarak günümüze taşımışlardır.​ Şaman kelimesinin Ural-Altay kökenli bir dil olan Tunguzca "saman" sözcüğünden geldiği, Tunguzlarda "şaman" veya "saman"ın bir nevi "rahip" veya "sihirbaz" anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Ancak Şamanın bütün milletlerde ve tarihin her döneminde adlandırılması aynı değildir. Türk halkları şamanlarına genellikle kam (gam, ham) derler. Radloffa göre...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

UYGUR MUTFAĞI VE UYGUR ULUSAL KİMLİĞİ

​Türk tarihinin kadim Türk  boyu  olan Uygurlar  medeniyette  zirveye çıkmış,Dünyave Türk  medeniyetine  katkıları olan asil bir Türk boyudur.Bir  ulusun  milli kimliğinin korunmasında  milli mutfağının  yaşatılmasının büyük rolü vardır.Doğu Türkistanı  işgal eden Çin Uygur Mutfağını Çinlileştirmeye çalışsada Uygur Mutfağı günümüze kadar  varlığını israrla sürdürüyor. Uygur adı Türkçe kaynaklarda, Orhon yazıtlarında ilk defa 716 yılındaki olaylar sırasında, Uygur İlteberi'nin ismi vasıtasıyla zikredilmiştir. Bu sırada Uygurlar, Kök Türk (Göktürk) hâkimiyetini tanımak istemeyerek Kök Türk ülkesinin doğusuna, muhtemelen de Çin sınırla...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇILGIN

Bir partinin yıllardır ezici bir üstünlükle iktidarda kalma sebebi ve övünç kaynağı olan, "yolları-köprüleri" ilk ciddi yağmurda yıkılıp yok oluyorsa malzeme, işçilik, eğitim ve ahlakdaki eksikliğin boyutunu siz düşünün... *** Meselâ her fırsatta,  "ayyaş" diyerek hakaret ettiğimiz adamın yaptığı demir yolunu yandaşa makyajlatıp, "Ülkeyi demir ağlarla ben ördüm ben!" diye gürlüyoruz. Trenin ilk seferinde ne ray kalıyor orta da, ne de vagon... Ölen, yaralanan ve sakat kalan onlarca vatandaşımız da cabası… Milyarları cebe indiren yandaş müteahhidin, rayları toprağın üzerine dizdiği ortaya çıkıyor ama onun suçu yok. Suçlu yağmuru yağdıran… *** Öncekilerin yaptığı h...
Devamını okuyun
  0 yorum

Türkiye Selçuklu Sultan Ve Meliklerinin/Şehzâdeler Hapis Hayatı

Türkiye Selçuklu Devleti bilindiği gibi 1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından kitleler halinde Anadolu'ya göç eden Türkmenlerin Selçuklu hanedanından Arslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış'ın neslinden gelen Süleyman Şah etrafında teşkilâtlanmaları sonucunda kurulmuştur. Adı geçen devletin yaklaşık iki yüz otuz yıl kadar hüküm sürmesinde hiç şüphesiz başa geçen sultanların payı büyüktür. Türkiye Selçuklu Devleti'nin kaderini etkileyen sultanlar arasında ise bir şekilde hapis hayatı yaşamak zorunda kalanların sayısı hiç de az değildir. Hatta büyük babaları Arslan Yabgu'nun 1025 yılında hileile yakalanıp Gazneli Mahmut (998-1030) tarafından Kalincar kalesinde hapsedilmesi ve devletin kurucusu Süleyman Şah'ın da babası Kutalmış'ın, Sultan Alparslan ile taht mücadelesi için giriştiği savaşta ölmesinin (1064) ardından bir süre hapis hayatı yaşamasını göz önünde tutarsak hapis ve hapishanelerin Türkiye Selçuklu Sultanlarının kaderlerinin bir parçası olarak değerlendirmek abartılı olmaz. 

Devamını okuyun
  0 yorum

İPEK YOLU VE BİZANS

ipekyolu
İlkçağdan başlayarak tarihte önemli bir yer tutan ipek yolu özellikle ortaçağa ekonomik, siyasî ve kültürel anlamda damgasını vurmuştur. Adı geçen yol zaman- zaman farklı kollara ayrılsa da ana güzergâh olarak Çin'den başlayıp Orta-Asya ve İran üzerinden Mezopotamya'ya oradan da Akdeniz kıyısındaki Antakya vasıtasıyla Avrupa'ya kadar uzanmaktadır. Yaklaşık bin yıl kadar hüküm süren ve modern araştırmacıların adlandırmasına göre Bizans ismini taşıyan Doğu Roma devleti ipek yolunun Anadolu, Akdeniz, Avrupa bağlantısının ekonomik ve askerî kontrolü için tarih sahnesinde mücadele etmiştir. Kuruluşundan itibaren Bizans'ı bu konuda en çok uğraştıran güçlerin başında Sasani İmparatorlu (224- 651) g...
Devamını okuyun
  0 yorum

​ LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'NA DÂİR DÜŞÜNCELERİM

Lozan Barış Antlaşması'nın iki kazananı vardır. Türkiye ve İngiltere. Tek kaybedeni vardır, SSCB.  Lozan Barış Antlaşması'nın en önemli kazananı, Türkiye'dir. Lozan Barış Antlaşması, Türkiye'nin Türk olarak bağımsızlığının bütün dünyâ tarafından kabûl edilmesidir. "Türk olarak" ifâdesini biraz açayım. Mâlum olduğu üzere Osmanlı, çok uluslu bir imparatorluktu ve bünyesinde Müslümân ve Hristiyan çok sayıda millet yaşamaktaydı. 1897'de Marksizm'in ünlü ideologlarından Rosa Luxemburg, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü savunmanın yanlış olduğunu söyler. Çünkü hem Türklerin, Balkan Hristiyanlarından kurtulmadan; hem de Balkan Hristiyanlarının Türklerden kurtulmadan ayakta kalamayacakların...
Devamını okuyun
  0 yorum

İSLAMCI ANAYASAL GELİŞME TEZLERİNİN ELEŞTİRİSİ

​ 24 Haziran seçimleriyle birlikte ülkemizin içinde bulunduğu tarihsel durum; 1876'dan 1923 Cumhuriyet Devrimine oradan günümüze ulaşıncaya dek egemenliğin saraydan alınıp millete verilme mücadelesinin bütün kazanımlarının tersine evrildiği; egemenliğin yeniden sarayda toplandığı bir sürecin nihayetidir. 2010 Anayasa değişikliği ile başlayıp 2018'de rejim değişikliği ile tamamlanan bu süreç ve bu sürecin getirdikleri elbette bir "anayasal gelişme" hamlesi olarak tanımlanmaktan uzaktır. Çünkü bu süreçte yaşananlar başlı başına anayasayı, anayasanın başlangıç hükümlerini, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kuruluş prensiplerini ve cumhuriyet rejiminin temel dayanaklarını hiçe saymış ve ortadan...
Devamını okuyun
  0 yorum

DOĞU TÜRKİSTAN SORUNUNA BAKIŞ

Kadım Türk ülkesi Doğu Türkistan Çin sömürgeciliğine karşı ölüm kalım mücadelesi vererek ayakta kalmaya çalışıyor, Asya egemenliğine soyunan güçlerin her zaman hedefindeki ülkelerden birisi Doğu Türkistandır..  Çinliler bu kadim Türk yurdunu ele geçirdikten sonra, Çince yeni işgal edilen bölge anlamında Sincan adını vermişlerdir. Rusya'da sosyalist devrimler olduktan sonra Çin'de aynı yola sonradan girmiş ve bir ideolojik dev Doğu Türkistan Merkezi Asya'nın uçsuz bucaksız toprakları üzerinde bir ülke olarak Çin sömürgeciliğilet yapılanması içinde Çin'in dışında kalan bölgelere de emperyal gözle bakmaya başlamıştır.  Çin'de sosyalist rejimin kurulması bu ülkeyi geleneksel uykusundan...
Devamını okuyun
  0 yorum