tahtapod.com | Blog

DOĞU TÜRKİSTAN SORUNUNA BAKIŞ

Kadım Türk ülkesi Doğu Türkistan Çin sömürgeciliğine karşı ölüm kalım mücadelesi vererek ayakta kalmaya çalışıyor, Asya egemenliğine soyunan güçlerin her zaman hedefindeki ülkelerden birisi Doğu Türkistandır..  Çinliler bu kadim Türk yurdunu ele geçirdikten sonra, Çince yeni işgal edilen bölge anlamında Sincan adını vermişlerdir. Rusya'da sosyalist devrimler olduktan sonra Çin'de aynı yola sonradan girmiş ve bir ideolojik dev Doğu Türkistan Merkezi Asya'nın uçsuz bucaksız toprakları üzerinde bir ülke olarak Çin sömürgeciliğilet yapılanması içinde Çin'in dışında kalan bölgelere de emperyal gözle bakmaya başlamıştır.  Çin'de sosyalist rejimin kurulması bu ülkeyi geleneksel uykusundan...
Devamını okuyun
  0 yorum

XI-XIV. Yüzyıllar Arasında Anadolu'da Uygulanan Askeri Hilelere Dair

Geçmişten günümüze Asya ile Avrupa arasında önemli bir kavşak başka bir ifade ile köprü konumunda olan Anadolu coğrafyası aynı zamanda önemli tarihi hadiselerin de beşiği olmuştur. Çoğu zamantarihe yön veren hatta seyrini değiştiren bu hadiselerin bir çoğu da askeri mücadeleler sonucunda vuku bulmuştur. Nitekim Ortaçağın son çeyreği olarak kabul edebileceğimizXI-XIV. yüzyıllar Anadolu'nun Türkleşmesi, hâkim güç Bizans İmparatorluğu'nun zayıflamasının yanı sıra haçlı seferlerinin cereyanına sahne olmuştur. Askeri, siyasi, kültürel tesirlerini hâlâ hissettiğimiz bu vakaların yaşandığı asırlarda hiç şüphesiz askerlik ve ordu son derece önemli idi. Özellikle de günümüzdeki kadar gelişmiş teknoloji olmadığı için az zayiat ile rakibe karşı üstün gelmek bugün olduğu gibi o dönemde de son derece önemliydi. Bu nedenle çalışmamızda kaynaklarının el verdiği ölçüde o çağda orduların kullandığı klasik taktiklerin dışında kalan ve bir nevi küçük askeri hile (kurnazlık)diyebileceğimiz uygulamalar üzerinde duracağız.

Konuyla ilgili ilk örneğimiz her ne kadar başarısızlıkla neticelense de bir beldenin düşman tarafından işgal edilişine dair. Bizans tarihçisi Zonaros'un naklettiğibu ilginç yönteme göre: IV. Mikhael (1034-1041) zamanında Bizans'ın elinde bulunan Urfa/ Edessa az kalsın elden çıkacaktı. Zira şehri ele geçirmek isteyen 12 Arap emirgüya imparatora armağan getirdik diyerek her bir deveye içinde birer asker bulunan iki sandık yükleyerek 500 deve ile Urfa/Edessa önüne geldi. Hedefleri kentten içeri girince sandıkların içindeki askerleri çıkarmak ve kenti işgal etmekti. Böylece emirler komutanın huzuruna çıktı ve getirdikleri hediye yüklerinin girişine izin istediler. Komutan onların istediğini kabul etti. Ancak Arapça bilen bir Ermeni dilencideve güdücülerin yanına gidip sadaka istedi ve bu sırada sandıkların birinden nerede olduklarını soran bir ses duydu. Dilenci şehre döner dönmez bir yolunu bulup durumu komutana bildirdi. Bunun üzerine komutan emirlere verdiği eğlenceden ayrılıp develerin konakladığı yere gelip sandık içindeki askerleri öldürdükten sonra emirleri de cezalandırdı. 

Devamını okuyun
  0 yorum

AKP SEÇMENİ VE ERDOĞANCILIK

​Rte sevdası bir hummadır. Ezikliğin getirdiği intikam hissinin, cahilim ama güç bende diyebilmenin, kompleksine neden olan kendinden yüksek gördüğü güruha had bildirmenin kronikleşmiş halidir. En ufak rasyonel bir yani yoktur ve asla olmamıştır. Erdoğancılık  rövanş almanın ete kemiğe bürünmüş halidir. Reyisciler özdeşleşme histerisine gark olmuş vaziyetteler. Saray'da oturuyor, karısı 40bin euroluk çanta takıyor demek beyhude çünkü anlamazlar anlasalar dahi reisimizin eşi helal olsun diyebilme kapasitesine sahipler maalesef ki. Erdoğan o sarayda oturmuş biz gecekondudayız hiç önemli değil milletin adamı çalışıyor karşılığı olacak, diğer devlet başkanları gelince ül...
Devamını okuyun
  0 yorum

Doğu Türkistanın Dünya Türklüğü İçin Önemi!

Türklüğün Kanayan Yarası Doğu Türkistan ​Doğu Türkistan, Türklerin ilk varolduğu coğrafyadır.. Bugün özellikle Uygurların yaşadığı coğrafya olarak bildiğimiz bu bölge Tonyukuk'un, Kül Tigin'in, Bilge Kağan'ın taşlara tarihi kazıdığı bölgedir. Bunların hepsi Uygurların kökleri. Uygurlar, Göktürkler, Hunlar, Karahanlılar, Seyidiye Hanlığı, yakın tarihte 1933'te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 1944'te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti gibi birçok devlet ve imparatorluğun kurulduğu bir coğrafyadır. Türklerin ilk varolduğu coğrafyadır çünkü. Türk isminin ilk kullanıldığı coğrafyadır. Orhun Abideleri ve Kaşgarlı Mahmut'un Divanı Lügati't Türk'ü kaleme aldığı coğrafyadır. Kırgız'ın, Kaza...
Devamını okuyun
  0 yorum

MEKTEB-İ HARBİYE’NİN KURULUŞU VE İLK ZAMANLARI

​ Giriş Osmanlı Devleti 18. yüzyılın başlarından itibaren "gerileme dönemi" olarak adlandırılan bir sürece girmiştir. 18. Yüzyıl başlarında zaman zaman Osmanlı zaferleri görülüyor olsa da birçok savaştan mağlup ayrılmış ve toprak kayıpları yaşamıştır. Dönemin padişahları kötüye giden bu durumu fark etmiş olsalar bile çözüm bulunamamıştır. Özellikle Avusturya ve Rusya karşısında alınan mağlubiyetler, Osmanlı Devletini askeri alanda reformlar yapmaya itmiştir. Dönemin padişahları ve devlet adamlarının yapmış olduğu reformların bazılarına bakacak olursak; Mühendishane-i Berr-i Hümayün ve Bahr-i Hümayün'ün açılması, Avrupa'dan askeri uzmanlar getirilmesi, topçu ocaklarının açılması ve eğitim ver...
Devamını okuyun
  0 yorum

İbn Battûta’ya Göre Anadolu Coğrafyası Ve Yol Güzergâhları

Ortaçağın en büyük Müslüman, seyyah, coğrafyacı ve bazılarına göre de ilk antropologlarından biri olarak kabul edilen İbn Battûta 25 Şubat 1304 (17 Recep 703) yılında Fas'ın Tanca şehrinde doğmuştur . Asıl adı Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. İbrahim el-Levâtî et-Tancî'dir. 14 Haziran 1325 (2 Recep 725) tarihinde hac için Tanca 'dan yola çıkan İbn Battûta yaklaşık 28 yıl boyunca seyahat etmiş ve Avrupa hariç hemen- hemen Eski Dünya'nın tamamını dolaşmıştır. Onun bu seyahati sırasında edindiği bilgileri, gözlemlediklerini ise kâtip İbn Cüzey el-Kelbî 1355 -1356 yılları arasında Tuhfetü'n-Nuzzâr fî Garâibi'l-Emsâr ve Acâibi'l-Esfâr adı ile kaleme almıştır. Bu eser günümüzde kıs...
Devamını okuyun
  0 yorum

WEİMAR'DAN ÖĞRENEMEDİKLERİMİZ...

WeimarCumhuriyeti
Dünyada bir çok kişi Weimar Cumhuriyetini, cumhuriyetin çöküşünü ve Nasyonal Sozyalizmin iktidara gelmesini Alman tarihine has bir olay olarak değerlendirir. Oysa bence bu çok büyük bir hata. Günümüzde en oturmuş ve köklü demokrasilerin bile ne tür tehlikelerle karşı karşıya olduklarını bir düşünelim. Örneğin ABD: Trump'ın seçimi ABD'nin uluslararası kurduğu bütün düzeni alt üst etti, eski müttefikleri ile bağları iyice gerdi, hatta kopardı. Ve Trump seçim kampanyası esnasında bunları yapacağını söylemişti. Seçimde en büyük destekçisi ve hükümeti kurduktan sonra yakın zamana kadar baş stratejist olarak tayin edilen Steve Bannon, hedeflerinin oturmuş devlet yapısını yıkmak oldu...
Devamını okuyun
  0 yorum

Bir Türkiye Selçuklu Sultanın Tebaası İle Olan İlişkilerine Dair

Üzerinde yaşadığımız toprakları bize vatan kılan ve Küçük Asya/Asia Minor ya da Doğu Roma/Diyar-ı Rum olarak bilinen bu coğrafyaya batılılar tarafından Türkiye adının verilmesini sağlayan Türkiye Selçuklu Devletinin Yükseliş dönemi hükümdarı I. Alâeddin Keykubad (1220-1237)'ın tebaası ile olan münasebetleri üzerinde duracağız. Günümüz idarecilerine de rol model olması ümidi ve konun rahat anlaşılmasını sağlamak için ana hatlarıyla tebaayı oluşturan üç ana zümre(reaya, devlet erkanı ve alimler) üzerinden örnekler vereceğiz. Reaya İle Olan İlişkilerine Dair: Sultan I. Alâeddin Keykubad'ın halk ile olan iyi ilişkilerine dair daha meliklik döneminden bilgi sahibiyiz. Meselâ, babası I. Gıyaseddin...
Devamını okuyun
  0 yorum

DEVE

​ Sanırım bilmeyen yoktur... Muaviye yandaşlarının Hz. Ali'ye, "Ya Ali sen haklısın, sen doğrusun fakat ekmeğimizi Muaviye veriyor" dediği yıllar… *** Hz. Ali Halifedir, Muaviye ise Şam valisi… Muaviye, Ali'nin halifeliğini kabul etmemektedir. Ve ikisinin arasında büyük bir anlaşmazlık vardır. Bu anlaşmazlıkta halk da kutuplaşmış olup kavga, kıyamet kopmak üzeredir ki, aslında Şamlılar da Ali'nin haklı olduğunu bilmektedir. Lâkin Muaviye halkına yiyecek, giyecek ve yakacak dağıttığı için susmaktadırlar… *** Bir gün Kufe'li bir vatandaş, devesine yüklediği mallarla ticaret yapmak için Şam'a gelir. Uyanık bir Şamlı, deveye sahip çıkarak, "Bu dişi deve benim" der. Kufel...
Devamını okuyun
  0 yorum

Çinlilerin Adım Adım, Uygur Türk Katliamı

uyh
​5 Temmuz 2009'da Urumçi'de Uygur Türklerine Çin tarafından büyük bir zulüm ve vahşet yaşatılmıştı. İşte o günlerden ayrıntılar... ​ Uzakdoğu'da, Çin Halk Cumhuriyeti'nin sömürgesi olan batı eyaletinde   Çinlilerin "Sincan" (Xīnjiāng Wéiwú'ěr Zìzhìqū) olarak adlandırdıkları  kadim Türk  yurdu Doğu Türkistan'da ilkel bir katliam yaşanmıştı. Çin devletinin ciddî desteğini aldıkları görülen Han Çinlileri, Müslüman Uygur halkına karşı acımasız bir katliam yaptılar. ​ Bu hadiselerin nasıl başladığını, Uygur katliamının adım adım nasıl geliştiğini, uzaklarda, çok uzaklarda kalmış, unutulmuş olan o "kayıp coğrafya"da neler olduğunu, neler yaşandığını anlatmak istiyoruz. Bu ilkel katl...
Devamını okuyun
  0 yorum