tahtapod.com | Blog

KALP GÖZÜ İLE GÖRMEK

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:  – Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.  Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:  – Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.  Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk:  -Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten. – İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek...
Devamını okuyun
  0 yorum

31 Mart’ta Oy Verirken Geleceğini Düşünerek Oy Ver!

31 Mart'ta ülkemiz için çok önemli bir yerel seçim olacak. Çünkü bu yerel seçim sadece bir yerel seçim olmayacak. İktidarın halktan güvenoyu alma seçimi olacak. Bu yüzden seçimlere sadece belediye seçimi olarak bakmamak gerekir. Vatandaşlarımıza tavsiyem; Lütfen oy verirken partizanlık yapmayın . Yaşadığınız hayatın gerçeklerini düşünerek oy verin. Ailenizi düşünün. İşsiz kalan eşinizi düşünün. Okul masraflarını karşılamakta zorlandığınız çocuklarınızı düşünün. Onların geleceğini düşünün. Ödediğiniz faturaları düşünün. En temel gıda maddelerine yapılan zamları düşünün. Kısacası oy verirken kendinizi düşünün. 16 yıldır hayatınızda ne değişti? Özel şirketlere yaptırılan yollar, köprüler size n...
Devamını okuyun
  0 yorum

SİYASETÇİLER NEDEN BAĞIRIR? 

Siyasetçiler neden öfke ile bağırırlar? Neden her sözlerini küfürle süslemek(!) zorundadır bu kişiler? Kendilerine karşı bir söz söylendiği anda sükûnetlerini kaybediyor bu insanlar niçin? 30 dakikalık bir konuşmaya 130 hakaret içeren söz yerleştirmek hangi ruh halinin tezahürüdür?  Oysa derdini anlatacak insanlar hemen yanı başındayken neden yüksek sesle konuşulur?  Derdimizi düşüncemizi istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?  Bir zat bu konuda şöyle der: " İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birb...
Devamını okuyun
  0 yorum

İTİRAZ EDİYORUM

İtiraz ediyorum Söylentiye göre ve inşallah söylentiden öteye gitmez; İYİ PARTİ tarafından AKP eski Manisa milletvekili Selçuk Özdağ'a ''Millet ittifakının ortak adayı olarak Manisa belediye başkanlığı için aday olması teklif edilmiş, o da teklife sıcak bakmış. ... Anlaşılıyor ki; İYİ PARTİ, Sayın Özdağ'ın şu paylaşımından cesaret alarak, kendisine teklif götürmüş olmalı. Sayın Özdağ ne demiş; ''Açık ara birinci olduğumuz(AKP'den bahsediyor) bir yerde büyükşehir belediye başkanlığının bir başka partiye verilmesini izah edemiyorum. Siyasette uzlaşma iyidir ama doğru olan bunu adalet temelinde yapmaktır. İnsanlara ait her karar tartışılabilir. Tek tartışılmazımız inançlarımız ve ülke menfaatle...
Devamını okuyun
  0 yorum

KALK AYAĞA ÜLKÜDAŞIM

Öyle sloganlarla olmuyor bu iş. Dövünmek vakti de değil, övünmek vakti de.  "Ülkücüler bu oyunu bozar" demek ne kadar kolay. Peki bu oyunu bozacak hangi güç?  "Ülkücüler" demeyin sakın. Onlar paramparça. Onların hepsi kendi havasında. Bu oyun bozulmalı burası doğru. Peki nasıl?  Oyunu bozmak için örgütlü olmak gerek. Bizde örgüt var mı? Yok...  Oyunu bozmak için geniş bir konsensüs gerek. Bu konsensüs bizde var mı? Yok.  Bu oyunu bozacak önder var mı? O da yok…  Bir şekilde güç olmak zorundayız. Örgütlü bir hareket olmalıyız. Samimi olmalıyız. Uyanık olmalıyız.  Daha bir günlük gazeteyi haftalık bir dergiyi adam gibi yaşatamayan bizler neyi nasıl durduracağ...
Devamını okuyun
  0 yorum

DİKEN YETİŞTİREN ADAM 

Adamın biri herkesin gelip geçtiği işlek bir yolun üzerine diken ekmişti.  Bu yolu kullananlar, bu durumdan sıkıntı çekmeye başladılar. Gelip geçerken ayakları kanıyor, elbiseleri paramparça oluyordu.  Diken eken adama defalarca: "Bu dikenleri buradan sök," dediler. Adam, bu istekleri dikkate almadı.  "Bugün sökerim, yarın sökerim" diyerek insanları oyaladı. Durumdan şikâyetçi olanlar, sonunda adamı valiye şikâyet ettiler. Vali, adama dikenleri hemen sökmesini emretti. Adam valiye de "bugün yarın sökerim" dedi ama sökmedi. Dikenler ise her gün biraz daha kökleşmekteydi.  Vali adama en sonunda: "Acele hareket et," dedi. "Bilmiyorsun ki gün geçtikçe dikenler daha da kökleşi...
Devamını okuyun
  0 yorum

​HAYATTA KALMAYI MI ÖLMEYİ Mİ TERCİH EDERSİNİZ?

Kartallar, kuş türleri içinde  en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için,  40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında  pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını  kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır  ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden  birini yapmak zorundadır; Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gü...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÜLKÜCÜLERİN TERCİHİ NASIL OLACAK

Ülkücüler olarak oyumuzu hangi kıstasa göre kullanacağız.  Burada esas olan Türk milliyetçilerine zaman kaybettiren, enerjisini tükettiren; inanmışlığımıza ve adanmışlığımıza dair irademizi yönlendirme "Dümenine" geçerek; ideal ve ülkümüz için beslediğimiz umutlarımızı siyasal İslamcı "Tek adamlı partili Cumhurbaşkanlığı sistemi"nin hizmetine amade eden Devlet Bahçeli'nin kontrolünde hareket eden aday ülkücü bile olsa; bir ülkücü olarak oyumu vermeyeceğim. ... Cumhur it tifakının adayı ülkücü de olsa; bunun adına verilen her oy gerek Devlet Bahçeli, gerek Erdoğan ve gerekse "Tek adamlı partili Cumhurbaşkanlığı sistemi"nin kalıcılığına ve aynı zamanda siyasal İslamcıların T.C devletini d...
Devamını okuyun
  0 yorum

AĞLAYAN ÜLKÜCÜLÜK  KARDEŞLİK 

Son zamanlarda “ şehitlerimize hakkımızı helal ediyoruz ama onlar bize hakkını helal eder mi bilmem” sözü çok sık duyulur oldu. Hiç düşündünüz mü bunu. Gerçekten onlar bize hakkını helal eder mi? Yusuf İmamoğlu 8 Haziran 1970 günü okumakta olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi iken komünistler tarafından şehit edilen ülkücü öğrenci. Necdet Sevinç üstat bakınız ne yazıyor: “Imamogluna iki yüz elli liralık bir burs temin etmek için iki yüz elli gün uğraşılmıştı. Ve evraka son imza atıldığı gün şehit düşmüştü Yusuf. Dağ gibi delikanlının dal gibi yiğidin cebinden otuz beş kuruş çıkmıştı.” (Necdet Sevinç Ülküye Notlar Kariyer sayfa 33) Peki bugün ile ne farkımız var? Yıl 1970...
Devamını okuyun
  0 yorum

BUĞDAY YULAF HİKAYESİ VE BİZ 

Bahar mevsimi, toprak içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Buğday tohumu yanındaki yulaf tohumuna seslendi:  – Ben köklerimi toprağın derinliklerine salmak, filizimi toprağın üstüne uzatmak istiyorum. Baharın müjdecisi olmak, ileride tomurcuklar açmak ve güneşin sıcaklığını yapraklarım üzerinde hissetmek istiyorum. Rüzgar yavrusunun başını okşayan baba gibi okşasın istiyorum.  Yulaf tohumu korkulu bir sesle: – Ben korkuyorum. Köklerimi salarsam kurtlar kemirmeye kalkar, filizlerimi toprağın üstüne gönderirsem belki de kuzular beni bekler. En iyisi uygun zamanı beklemek. Hem burada sırtüstü yatmak, bana çok zevkli görünüyor. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmak, yeni bir maceraya ...
Devamını okuyun
  0 yorum