tahtapod.com | Blog

YÜZÜK HIRSIZI TAŞIYICILAR

​ YÜZÜK HIRSIZI TAŞIYICILAR Liderlere gözümüzü dikip başka bir yol, başka bir çare görmeyiz ya bazen, meselâ Yüzüklerin Efendisi'nde evet, Frodo yükün taşıyıcısı bir kaptandır ama asıl kahraman Frodo değil, Frodo'nun yaveri Sam'dir. Frodo'nun taşıdığı yükle karşılaşacağı imtihan zaten bellidir ve hem kendisi, hem izleyiciler, özellikle okuyucular önceden uyarılmıştır. Oysa Sam, tüm düşmanlara rağmen, kendi nefsine rağmen, hatta Frodo'ya rağmen Frodo'yu amacının hizasına çekmekle mükelleftir. Yükün en büyüğü işte budur. Üstelik Sam'in beklediği veya olası gördüğü hiçbir maddî karşılık da yoktur. Aslında; Sam'in inancı, itimadı, bağlılığı, adanmışlığı olmasa, Frodo sadece cesur ama cılız bir H...
Devamını okuyun
  0 yorum

Suriye

​YÜZ YILIN PROJESİ  (SURİYELİLERE VATANDAŞLIK) Türkiye evet/hayır derdine düşmüşken arada gözden kaçan küçük detaylar oluyor. İşte bu küçük detaylardan biri de suriyelilere vatandaşlık verme çalışmalarıdır. Ne var bunda? İnsanlık için diye düşünülebilir. Veya müslüman müslümana kucak açıyor denebilir. 3.5 milyon insana vatandaşlık veriliyor. Bu rakam bir çok ilimizin nüfusundan fazla. Basit bir yardım meselesi değil bu vatandaşlık işi.  Bu işlem ile belli bölgelerimizin dogmatik yapısı ile oynanıyor. Sadece belli bölgelerimizin değil bir kaç yıl sonra Türkiye'nin dogmatik yapısıyla oynanıyor.  Özellikle Gaziantep Kilis Osmaniye illerimizde yaşayanlar mutlaka gözlemlenmiştir bu...
Devamını okuyun
  0 yorum

GUGUK DEVLETİ-1 Pasaport? Yok pasaport!

Malum olduğu üzere Anayasamıza göre; Türkiye Cumhuriyeti "…demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir ."   Dilimize pelesenk olan ve hemen herkesin her durumda kullandığı hukuk devleti nedir? Hukuk devleti en öz tanımıyla, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukukî güvenlik sağlayan, keyfiliğin olmadığı devlet demektir. Otoriter devletlerden demokratik devlete geçişi ve insan haklarının yükselişini ifade eden hukuk devleti kavramı karşısında maalesef ülkemizde sıklıkla yaşanan hukuk garabetlerini bu burada "Guguk Devleti" başlığı altında zaman zaman dile getirmeye çalışacağım. Bu konuda gönderi olursa onları da burada paylaşabiliriz. Bulunduğumuz noktada me...
Devamını okuyun
Etiketler:

Telif Hakkı

© Mehmet Alkan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Türk Milliyetçiliği ve İslamiyet

​ Günümüzde en çok tartışılan hatta eleştirilen bir konuya değinmek istiyorum bu yazımda. Milliyetçilik ve İslam. Evet, benim ve çevremdeki insanların en çok tartışma konusu yaptığı bir mesele olarak karşıma sürekli çıktığı için bu meseleyi ele almak istedim. Bu konuya açıklık getirmeden önce toplumdaki anlam kargaşasından bahsetmek istiyorum. Bu mesele üzerine tartışan insanlara her şeyden önce " Milliyetçilik Nedir? " sorusunu yöneltiyorum. Çünkü bu kavramı bilmeden tam manasını anlamadan eleştirmek doğru olmayacaktır. Bu kavram kimisine göre " ırkçılık " kimisine göre " toplumu ayrıştıran bir kavram " kimisine göre " bir milletin kendi çıkarları için çalışması " olarak karşımıza çıkar. To...
Devamını okuyun
  0 yorum

EMPATİ

Şimdi göz yaşını yitirmiş koca bir ülkeye bakınca ne büyük hataya düştüğümü anlıyorum.
Haklılık uğruna vicdanını satmış, ölümlerin her çeşidine kulp takabilen, trajedilerden menfaat devşiren, kalpsiz, empatisiz, bitik bir ülke...

Empati yapmak" nedir fikriniz var mı?(*)​

Söyleyip geçtiğimiz o cümlelerin içinde süs olmaktan öteye çok nadir geçer.
O yüzden severiz atalarımın "ateş düştüğü yeri yakar" sözünü. (tamam kızmayın siz sevmezsiniz)
Şimdi bir örnekle, bunun nasıl yapıldığını düşündüğümü anlatayım. Sonra siz empati yapıp yapamadığınıza karar verin.

Ve sonra "başınız sağolsun, acımız büyük, analar ağlamasın,... vs" gibi klişelerle ne bayatlamış yüreklere sahip olduğumuzu tartışalım;

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ömer Faruk Erdoğan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Dedim/Dedi

Dedim yâr derya isen kum kalsam kenarında
Dedi sen bir incisin kaybolursun suyumda
Dedim taş desen bari duraydım sınırında
Dedi ki yosun tutmaz eritmek var huyumda

Devamını okuyun
  0 yorum

Dede Korkut ve Nasreddin Hoca bilgeliği…

​ Türkmenistan televizyonunda izlemiştim. Yüzlerce aksakallı adam ayağa kalkıp devlet başkanı olacak diktatörü alkışlıyorlardı. Türk kültüründe aksakallı yaşlılar bilgelikle özdeşleştirildiğinden bir diktatöre yönelik bu abartılı sevgi gösterisine anlam verememiştim. Sonradan öğrendim. Meğer bu yaşlıların hepsi devlet memuruymuş ve görevleri de sadece diktatörü dakikalarca ayakta alkışlamaktan ibaretmiş. Yüzlerce aksakallı ihtiyar adamı bu halde görünce insana dair derin bir hüzne ve umutsuzluğa savrulmadan edemiyorsunuz. 

​Nerede bir yaşlı görsem kitaplarda bulamayacağım damıtılmış saf bir bilgelikle karşılaşacağıma dair anlamsız bir umut beslerim içimde. Birkaç yıl önce Karadeniz'de köyümüzün yaşlılarının muhtarın evi önünde toplanıp sohbet ettiklerini görünce gidip yanlarında oturmuştum. Yaklaşık bir saat boyunca sessizce dinlediğim konuşmaların içeriği beni dehşete düşürmeye yetmişti. Aralarında aksakallı hacı hoca tiplerin de olduğu bu yaşlı başlı adamların muhabbet konuları resmen magazin programları kadar pespaye ve insanlık adına utanç vericiydi.Emekli maaşlarının bir diğerinden yüksekliğiyle ve mal varlıklarıyla övünmelerden tutun çocuklarının kendi yaşlarındaki komşularına ana avrat sövmesini gururla anlatmaya kadar rezilliğin bini bir paraydı. İnsanlık ve hayat adına onca konuşma arasında edinebileceğim tek bir hikmet dolu cümleye şahit olmadığım için izin isteyip sessizce ayrılmıştım aralarından.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Bülent Yılmaz @ tahtaPod.com | Tüm hakları sakldır

  0 yorum

FAKİRLER, İYİ Kİ VARSINIZ!

Sistemler ve kabulleri düşündüğümde hiçbir hikayeyi fakirler olmadan yazamayacağımızı görüyorum.
Onlar her yerde kıymetlidir. Hayali tahtlarda taşınırken hep baş üstündedirler. Ama birisinin o hayale oturabildiği de görülmüş değildir.
-Mukadderat işte...-

Kuranın infak ve mülkiyetle ilgili ayetlerini Arapça dinlerken ağlayanların, sahip olduğu şeylerin listesini düşünürken yaşadıkları keyif ne şirin bir çelişkidir. 

Tüm kitabi kurallar sahip olmama ve paylaşma adına öğütler verirken, sanki yeniden yazılsalar ve bu pasajlar çıkarılsa, bunu görmezden gelmek konusunda konsensüs çoktan hazır içimizde.
Ama hayır değil mi? Biz aslında ne kadar iyiyiz?
Eskimiş elbiselerimizin verilebileceği geri dönüşüm mekanizmasının varlığına laf ederek ne büyük günaha giriyorum.
-Tanrı affetsin!-

Devamını okuyun
Etiketler:

Telif Hakkı

© Ömer Faruk Erdoğan | tahtaPod.com - tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

1923 RUHU

Bugün birilerinin 1923 ruhu ile olmaz dedikleri, adları asla yanyana gelemeyecek olanlar tarafından, onların yolundan gittiğini savunanların suskunluğu sayes...

"Uçurum kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş. Ondan sonra, içeri de ve dışarı da saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler. İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi..." 

Diye anlatıyor Gâzi paşa 1923 ruhunu. 

1919'da ilk iş olarak kendi devletlerini yönetenlere(yönetemeyenlere) başkaldırarak başladılar işe. Rütbeleri söküldü, ordudan atıldılar, başlarına ödül biçildi. Tereddüt etmediler, aldırmadılar, yorulmadılar, ardlarına bakmadan millete umut oldu, gaye aşıladılar. 

Kim mi onlar ? 

Bugün birilerinin 1923 ruhu ile olmaz dedikleri, adları asla yanyana gelemeyecek olanlar tarafından, onların yolundan gittiğini savunanların suskunluğu sayesinde incitilen ulu ruhlar... 

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ahmet Yekta @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Eski Defterler..

Eski defterlerin eski sayfalarında buldum kendimi bu gece. Sararmış defter yaprakları arasından keşkelerim döküldü ayak uçlarıma birer ikişer. Çocukluğum, nadir de olsa gülümsemelerim canlandı gözlerimde. Pişmanlıklarımın, keşkelerimin arasında sürüklene sürüklene büyüdüm.

Eski sayfalarda kaldı çocukluğum. Fakat bu büyümenin sonucu olgunluk değil YORGUNLUK...

Tozpembe yaşamadım diye siyahtır eski sayfalara sıralanan cümlelerimin mürekkebi. Kalemi elimize sıkıştıran acılarımız oldu bizim hep. Sahi mutluyken neden yazmayız? Acılarımızı yazıyoruz, yazdıkça yaşatıyoruz. Neden?

Devamını okuyun
  0 yorum