tahtapod.com | Blog

19 Mayıs !

Tereddüt göstermedi O, biz de göstermedik ! O'nun önderliğin de kanımızı feda ettik, bundan dolayı Sakarya savaşını O kan deryası olarak andı !.. ​Çanakkale kahramanıydı, padişahın da fahri yaveriydi... Anadolu'daki Türk'leri Rum ve Ermeni kökenli hristiyanlara yaptıkları iddia edilen zülme karşı durdurmak için Başmüfettiş olarak gitti Samsun'a. İtilaf devletleri isyan istemiyordu, İstanbul'a gereğini söylemişti, onlar da Mustafa Kemâl'i göndermişti. Anadolu'daki Türk'leri yatıştıracak, İtilaf devletlerine isyan etmemelerini sağlayacak, İstanbul'u rahatlatacaktı !  İşin sonunda İstanbul'u rahatlattı ama saraydakileri rahatsız etti.  Çıktı Samsun'a, millet şaşkındı neler olacağını b...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ahmet Yekta @ tahtapod.com | Tüm hakları saklıdır

  0 yorum

KIRIM’IN ŞEHÎDLERİ

Artık Kırım'ın bütün şehîdleri olarak tek rûhun parçasıyız. O ân gökler açılıyor ve atının üzerinde, geçmişten gelen bir atlı görünüyor. Atlı, atını şâha kaldırıyor ve bir çığlık, gökleri kaplıyor. İster istemez, hepimiz tek dizimizi yere vuruyoruz ve atlının "Gelin" emriyle yürüyüşe başlıyoruz. ​ Evime son kez bakıyorum. Biliyorum, ne evimi, ne de annemle, babamın mezârlarını bir daha göremeyeceğim. Benim bir mezârım olacak mı, onu da bilmiyorum. Şu an yaşadığım, sâdece şaşkınlık ve hüzün… Neler olduğunu, neler olacağını bilememenin şaşkınlığı ve doğup, büyüdüğüm ve evlâdlarımı büyüttüğüm evime elvedâ diyememenin, annemle babamın mezârlarına bir daha gelemeyeceğimi bilmenin hüznü… Çok değil...
Devamını okuyun
  0 yorum

PATATES YİYENLER

Tahtaların üstünde yavaş yavaş adım atarak pencerenin yanına gitti.  Gördüğü tek şey bir meşalenin ışığıydı. Ve ışık yavaş yavaş eve yaklaşıyordu. ​Titreyen lambanın ışığı sadece masanın ortasındaki patates tabağına ışık verebiliyordu. İkindi vaktinden bari devam eden rüzgar yüzünden kapanan camlar odayı daha da havasız hale getiriyordu. Ahmet Sabri tahta çatalını patatese sapladı. Bugün kasabaya gitmişti. İçerden ve dışardan gelen haberler kötüydü. Filistin'de ölen kasabanın gençlerin isimleri gelmişti. Ahmet Sabri 'nin köyünden giden gençlerin bütününe yakını şehit düşmüştü.  Bu habere üzülecekken onu tedirgin eden bir haber daha duymuştu; Eşkiya Çapan köyünü basmış, sadıcı Muamm...
Devamını okuyun
  0 yorum

KIZILCAHAMAM KIZILA BOYANDI BEYİM

Bir yandan Mudurnu'dan, bir yandan da Düzce'den akın akın âsi geliyordu. Nerede, nasıl duracaksın? İllâ geri çekileceksin. Hem dağ savaşında cephe mi var, siper mi var? - 11 Mayıs 1920'yi 12 Mayıs 1920'ye bağlayan gece, kalleşçe şehîd edilen Kaymakam (Yarbay) Ârif Bey'in azîz hâtırâsına - Kızılcahamam, şu mayıs gecesinde daha bir kızıla boyanmıştır. Gece karanlığı ölüme keserken, kızıl kan toprağı suluyordu. İşte, Ârif Bey'in cesedi öylece duruyordu. Kızıl kana doyan, kızıl gecenin altında, Kızılcahamam'da… Neler sığmıştı, şu ömre? Yemen'in çölleri sığmıştı. Çölün kum tânesinden kat be kat fazla ihânetin ortasından çekip gelmişti ya, yılmamıştı. Trablusgarb'a uzanmıştı, sonrasında da Balkanl...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır

  0 yorum

Bir kovan hikayesi...

ryada-ar-1024x512-2
 Bal arısı kovanını eşşek arıları istila etmişti, bal arıları üzgün, kimi diyor ki ''kovana inancım kalmadı'', kimi diyor ki ''kovan bizim hiç bir yere gitmiyoruz''   Bir zamanlar arılarla konuşmayı bilen, onların dilinden anlayan çalışkan bir çiftçi bahçesinin köşesine bir arı kovanı yerleştirmiş ve en iyi balı üreteceklerini düşleyerek iyi cins arılardan yetiştirmeye başlamıştı, binbir zorluklarla emek vererek sonunda sapasağlam bir kovan kurmayı da başarmıştı üstelik. Kovandaki tüm arılar yaşlı çiftçinin nasihatleri ile canla başla yıllarca çalışarak hem bal ürettiler hem de kovanın birliğini muhafaza ettiler. Yaşlı çiftçinin ürettiği bal her ne kadar dünyanın en leziz balı olsa...
Devamını okuyun
  0 yorum

YABANCI OYUNUNA DAİR

Ana karakterin ismi Özgürdür, bu manidar bir isim çünkü karakter hep başkaların dünyalarının tahakkümü altındadır. Normal bir ailenin çocuğu Özgür, annesi yüksek babası ise bir çaycı. Baba ve annenin kavgalarının temeli de bu; kafalardaki geleneksel ilişkinin ortasına hiyearşinin konması! Üstüne baba eşinde bulamadığı itaat ve seksiliği başka bir kadından almaya çalışır. Ve bu da evlilğin iplerini kesen son bıçaktır . Biraz Özgüre dönelim; Sadece çocukluğunda bir kez gördüğü kıza aşık olup onu kendi zihin dünyasına hapseden bir adam Özgür, hayatının mesleğini bile annesi seçti, arkadaşları sadece anlattılar ona dinlemediler (aslında Özgür karakteri şu kadim soruyu sordurtabilir bize ; Tercih...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Türk

​BÜYÜK TÜRK MİLLETİ Biri tek millet dediysek Türk milleti demek istemedik diyor. Bir diğeri Türkiye milleti diye bir şey uyduruyor. Bir zamanlar da o millet bu millet şu millet dediler. Yeter be milletin adını adam gibi söyleyin; Büyük Türk milleti. Bir daha yazalım belki idrak edersiniz bu millet Türk milletidir. Geçmişte Türk bugün Türk yarın da Türk olacak bu milletin adı. Nerenizden ne uyduracağınızı iyice şaşırdınız.  Doğuda başka Güneydoğu 'da başka İcanadolu'da başka konuşmanız gizli Türk düşmanlığınızın hortlamasıdır. Biz sizi iyi biliyoruz ve tanıyoruz. Bizi üzense Türk milliyetçiligi ideolojisini savunan/savunduğunu zanneden yapının bu aymazlığa çanak tutmasıdır.  Bunlar ...
Devamını okuyun
  0 yorum

Ordan burdan

​BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN Darı unundan baklava, incir ağacından oklava, herkesten de lider olmaz. ××× Sinan Oğan beye Yozgat'ta yapılan alçak saldırıyı vali bey "bu demokratik haktır" dedi. Bu gühan işleme özgürlüğü gibi bir şey galiba. Yahut hırsızlık yapmak meşrudur demek gibi. ××× Son olaylardan sonra Avrupa ile verilmeye çalışılan görüntü için " hilal ile haç" kavgası deniliyor. Gelin görün ki M.Şimşek "16 Nisan sonrası Avrupa ile ilgili herşey yoluna girer merak etmeyin" dedi. Bu haç ile hilalin kavgası 16 Nisan'a kadar mı yoksa? Oysa bu kavga asırlardır devam ediyor. Fark şu bugünkü kavga değil aile içi işveleşme. Yani öyle hilal haç kavgası falan değil yaşanan. ××× Kerkük kan ağlıyor....
Devamını okuyun
  0 yorum

Hepimiz sincabız...

Hepimiz sincabız...
Hepimiz sincabız... Dümdüz yazacağım süslü cümleler kuracak halde değilim zira. Giriş, gelişme ve sonucun da imla kurallarının da Allah belasını versin ta dibine kadar. Göz göre göre, göstere göstere Kırım işgal edildi, kaçırılan insanların faili meçhullerin haddi hesabı yok. Suriye Türkleri sahipsiz kaldı, İbrahim'in ateşine bir damla su taşırcasına mücadele etmeye çalışan bir avuç gönül adamı müstesna, Suriye Türkleri unutuldu. Kerkük kaybedildi, ay yıldızlı bayrağın yerine paçavralar asıldı, Kerkük sanki ezelden kürtlerinmiş de Türkler orada sığınmacıymış gibi dilleri yasaklanıyor şimdi de (Saddam dönemindeki zulmü saymıyorm bile). İran'da 40 milyon Türk 3. sınıf vatandaş gözüyle görülüyo...
Devamını okuyun
  1 yorum

SAYIN BAKAN

ÖĞRETMENLERİ RAHAT BIRAKIN Sayın İsmet Yılmaz "Mülakat devam edecek. Alfabeyi bildi diye bir öğretmene evladınızı teslim eder misiniz?" diye buyurmuş Sayın Bakan bu nasıl bir cümle? Bu nasıl bir mantık? Bu nasıl bir bakış? Alfabeyi bilen öğretmen mi olmuş bu güne kadar yoksa? Mülakatta alfabe mi sormuşlar? Mülakat varsa adaletsizlik var. Mülakat varsa torpil var. Mülakat varsa adam kayırma var. Mülakat varsa kul hakkı var. Yapılan mülakatlarda nelerin döndüğünü çok iyi biliyoruz. Bugün eğitim sistemindeki temel sıkıntısı bu mülakat belasıdır. Liyakati saf dışı bırakan mülakat sistemi ile eğitim altüst oldu. Sayenizde efendim sayenizde... Sayın Bakan bu öğretmenlerle sıkıntınız nedir? Öğretme...
Devamını okuyun
  0 yorum