tahtapod.com | Blog

Temmuz ile Gelen

1908-mesrutiye_20170828-022131_1
Kapıdan girer girmez masanın üzerine yığılmış bir sürü harita dikkatimi çekti. Aynı şekilde sigara tablaları masaya konulmuştu. Odanın içerisinde sigara dumanı her yeri kaplamıştı. ​ Hava çok sıcak. Ayağımdaki çizmelerin terden kayabileceğini hissediyorum. Kaymayacak biliyorum fakat bu sıcak bana müthiş bir vehim katıyor. Duyduğum vehim kadar vahim haberler taşıyorum. Geçtiğim yollarda keder peşimi bırakmıyordu ve ben Yolgezer, yeni bir görevi tamamlamanın verdiği haklı gururu yaşayamadan karargaha ulaşmak için çırpınıyordum. Manastır'a az bir mesafe kala, şehre girmeden bir kayanın üzerine oturup dinlenmeye karar verdim. Yolculuğum Selanik'ten beri sürüyor ve ilk defa yaya kalmanın acısını ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kürşad Yavan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  3 yorum

FIRTINAYLA GELEN

19424371_334719283628082_4056874196679812213__20170826-035519_1
Utanarak kafamı eğdim. Enver Bey haklıydı. Bana bakarak devam etti; "Bu haberler çok vahim. Yeni milisler oluşturmak isterken çok berbat havadisler getirdin. Bu bir şeyi değiştirmez. Her zaman umut vardır Yolgezer unutma. Umudunu kaybedersen her şeyini kaybedersin." ​ Sert bir fırtına yüz hatlarımı döverken, hızımı kesmeden tepeyi tırmanmaya devam ettim. Kum birikintilerinin içerisinde bata çıka yürüyor, fırtınanın etkisi ile biriken tanecikler arasında yürümekte zorlanıyordum. Bazı yerlerde kumlar dizime kadar geliyordu. Canım çok feci tütün çekmişti. Sağ elimi cebime sokup tütün kabımı yokladım. Bu kum fırtınası içerisinde sigara saramazdım. Bana inat olsun diye rüzgar daha sert esmeye baş...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kürşad Yavan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  1 yorum

Turgenyev'den tanıdık bir hikaye

bozkirda_bir_lear_1baski-as
 Hikaye biraz tanıdık sanki değil mi. Evimizin idaresini verdiklerimiz, ülkücülerin dişi, tırnağı, kanı ile inşa ettiği o güzel evden ülkücüleri kovmuştur. Ve belli ki ülkücüler, elleri ile yaptıkları bu evi yıkacaklar.  Turgenyev, Bozkır'da bir kral Lear isimli eserinde Martin Petroviç Harlov isimli bir Rus asilzadesinin hikayesini anlatır.  Harlov, Rusya kırsalında varlıklı bir adam, bir toprak ağasıdır. Yaşlandığında, çiftlik işlerinden elini eteğini çekmek ve biraz kafa dinlemek istemektedir. Bu nedenle evini, çiftliğini, hayvanlarını ve sahip olduğu (!) Rus köylülerini bir evrakla iki kızına devreder.  Harlov, kendisini sevenlerin tüm nasihatlerine rağmen iki ev...
Devamını okuyun
  0 yorum

ASRIMIZIN KÜR ŞAD’I

Türklüğün kaderini değiştiren kahramân Türk evlâdı, asrımızın Kür Şad'ı Ömer Halisdemir'in azîz hâtırâsına Kür Şad, ölmüştü. Ölmüş, ancak yenilmemişti. İşte, cesedi yerde yatıyordu. Vey ırmağının kenarında yüzlerce Çinli asker, bu muhteşem bedenin etrâfında toplanmıştı. O ân, hepsinin gözlerini göklere çeviren bir ses duyuldu... "Bugün bedenim düşer. Ama bin üç yüz yıl sonra bir yiğit, adımı diriltir; bir başkası da rûhumu diriltir ve siz yine yenilirsiniz..." Hepsi irkilmişti. Hiçbiri Türkçe bilmiyordu ama duydukları sesin mânâsı yüreklerine işlemişti. * * * Kür Şad, Börü Han ile konuşuyordu. "Vakit geldi, rûhumuzu dirilten yiğidi karşılayalım"... "Vakit geldi" sözü ile berâber Atsız da gel...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© KUTLU ALTAY KOCAOVA @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

KANLI GÖZYAŞI

Rûhu, henüz odanın içindeydi. Hemen yanında da kardeşleri ile anne ve babasının rûhları duruyordu. Hepsi de büyük bir şaşkınlıkla evlerine, evlerindeki bu kişilere ve kendi cesetlerine bakıyorlardı. - Tel Âfer'de 1920 yılında İngilizlere, sonrasında Arablara, 2003'te ABD'ye, 2014'ten beri de IŞİD kâtillerine karşı direnen ve katledilen Türkmenlere, Türk çocuklarına - ​ Ağlamayı unutalı çok olmuştu… Bir gün mü, ay mı, yıl mı, o da bilmiyordu. Aslında sâdece birkaç dakîka… Ancak şu yaşadıkları karşısında her dakîka, bir yıldı ve dolayısıyla birkaç yıldır ağlamıyordu. Henüz küçüktü. Annesi, onu bundan dokuz yıl evvel doğurmuştu. Evin en büyük kızı idi. Adı Fâtımâ idi. İki kardeşi daha...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

​ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ

Kızına eşinin adını koymuştu. Zeynep… Aslında dünyâya yeni gelen birine, ölen birinin adını koymak doğru mudur, bilemem ama eşini çok seviyordu ve yavrusu ile berâber adının da yaşamasını istiyordu. - İşgâl altındaki Doğu Türkistan'da genel evlere satılan, katledilen, devlet tarafından âilesinden koparılan ve katledilen bütün Türk çocuklarına - Gözlerini kapattı. Zâten benzeri her durumda aynısını yapıyordu. Gözlerini kapatıyor ve bu iğrençliğin geçmesini bekliyordu. Kör olmayı öyle çok isterdi ki, ama işte, onun elinde değildi. Gerçi onun elinde olsa, ölmeyi de çok isterdi. Hattâ çoktan ölmüş olurdu. Ama ölmek de, elinde değil. Doğduğu gün, Doğu Türkistan'ın en kötü günlerinden biri yaşanıy...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

İNSANLARA DAİR ÖN YARGILARIMIZ VE BAŞIMDAN GEÇEN İKİ OLAY

Çoğumuz bazen ya da bazılarımız çoğu zaman insanları giyim kuşamları yüzünden yargılarız. Bu yargılama bazen eleştiri, bazen beğenmeme, bazen de ona dair etnik, dini, ekonomik, kültürel, ideolojik, siyasi etiketlemeler yapmamıza neden olur. Açık giyinen, kapalı giyinene, küpe takana, saç uzatan erkeğe, sakallıya, çarşaflıya, mini etekliye, dekolteliye, takım elbiseliye hemen zihnimizdeki hazır etiketi yapıştırırız. Aklımızda oluşturduğumuz kalıplara uymaları gerekir çünkü. Ancak son günlerde iki olaya şahit oldum ve sizlerle de paylaşmak istedim. İlki Ramazan'ın son günlerindeydi. İşten çıkmış, uzun bir metrobüs yolculuğunun ardından iftara yetişmek için hızlı hızlı eve yürüyordum. Metrobüs ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Seliim Uysal @ Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Veronica'ya Mektuplar 2

Her gün aynı kâbusu görüyorum. Her gözümü kapattığımda… Aslına bakarsan; kâbus mu heves mi emin değilim. Büyüklüğü karşısında bunaldığım her şeyi küçültmeme rağmen hayat bana fazla geliyor. Mesela semtimi değiştirdim önce, daha sakin muhitte daha küçük hatta kulübe sayılabilecek kadar küçük bir eve taşındım. ​ Sabah oldu Sevgili Veronica, günaydın. Seni düşünürken o duvar başında öylece birkaç uyuz sokak köpeği keyfimi kaçırdı. Bilirsin huylanırım köpeklerden. Bu bir korku değil ama belki bir tür tiksinme sayabiliriz. Kalktım oradan, ağır usul yürüyerek eve geldim. Öylece bıraktım kendimi koltuğun üzerine, ışığı da açmadım. Sanki en ufak sese, ışığa, zihin yorgunluğuna tahammülüm yoktu. Ya d...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ömer Sencer Yucavı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Veronica'ya Mektuplar 1

O zaman sen yoktun Veronica. Gece eğer sokakta oynamaya izin alabilmişsem sadece ay ışığı aydınlatırdı önümü. Ama şimdi en koyu, katran karası vakitlerde bile gözümün önünden hiç gitmeyen gözlerin, bir fener gibi ışıtıyordu ufku… Bir gece vakti, Veronica… Bilirsin geceyi ne kadar sevdiğimi. Gece boş boş dolaşıyorum, artık Tanrı'dan başka beni görenin kalmadığı sokaklarda… Akasya ve iğde kokuları içimi okşuyor. Bahçe duvarının bu tarafına sarkan bir dala uzanıp bir elma koparıyorum. Umarım bahçe sahibi hakkını helal eder. Çocukluktan kalma bir alışkanlıkla elmayı pantolonuma silip, büyükçe bir lokma ısırıyorum. Yavaş yavaş çiğnerken elmayı,çocukluğuma dönüyorum.Gerçi öyle çok bahçe düşmanı bi...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ömer Sencer Yuvacı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

DERSİMİZ ŞEHÂDET

Ertesi gün haberlerde, Diyarbakır'ın Buçuktepe köyüne operasyon yapıldığı söyleniyordu. "Bir gece evvel şehîd edilen Aybüke Neşe Çakıroğlu" sözünü duyduğu ân, annesini yüreğinden yükselen çığlık, bütün yeryüzünü kaplamış ve oradan Tanrı Dağları'na kadar yükselmişti. Öyle ki, Börü Han'dan Kür Şad'a ve hattâ Çingis Kağan'a kadar herkesi titretmişti. ​ Aybüke Neşe Çakıroğlu, üniversiteyi yeni bitirmiş ve girdiği me'mûrluk sınavında yeterli puanı alarak sınıf öğretmeni olarak atanmıştı. Mutluydu. Her ne kadar memleketi, doğup büyüdüğü, âilesinin yaşadığı Tekirdağ ile Diyarbakır arasında epey bir mesâfe olsa da, mutluydu. En sonunda hâk ettiği mesleği yapacaktı. Sınıf öğretmeniydi. İstanbul'da Ma...
Devamını okuyun
  0 yorum