tahtapod.com | Blog

AYRILIK ACISI

Her zamanki gibi koca pelitin altına arabamı çektim. Koltuğumu geriye yatırıp kuş sesleri eşliğinde kitabıma başlamadan önce göz ucuyla geçen gün ağacın gövdesine baş aşağı tutunup bana çemkiren kırmızı sincap oralarda mı diye baktım. Bana söz dinletemeyince dallara dağılmış kuşlara saldırmış ve kovmayı da başarmıştı. Ağacın dibinden izlemiştim olanları. İşte bu psikopat sincap yine oralarda mı diye ağacın gövdesini süzerken fark ettim onu. Ağacın gövdesinin diğer tarafında 17-18 yaşlarındaki delikanlı sırtını ağaca yüzünü önümüzdeki dikenlere vermiş ağlıyordu. Ben aniden ortaya çıkınca kaçırdığı gözlerindeki tedirginliği ve utancı gördüm. Bu topraklarda erkekler ağlamazdı malum. Ayağa kalkı...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Bülent Yılmaz @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

JESSE

​ ''Bana öyle bakma Jesse, Bende biliyorum, böyle olmaz... Evlenecektik evet, Ben kömür kokulu ellerimle, Ekmek getirecektim köşkümüze, Yine yüzün düşecekti ekmek bayat diye, Ama biliyorsun, uzun yollar yürüyorum, Gelmek için. Sen yine, sobada kızartırsın, onları, Karanfil kokak ellerinle... Neyse, kasabaya kaçacaktık seninle, Bir kızımız olacaktı, ve baba diyecekti bana, Her akşam yürüdüğüm o yollar, daha heyecanlı, Daha umutlu, Daha sıcak Ve yürüdükçe gençleştirecekti beni... Ben masallar biriktirecektim cebimde, Papatyalar toplayacaktım heybemde, Ve taçlar yapacaktım, saç tellerine... Evet çay demleyecektin bir ekim günü, Ben yine, tarçının faydalarından bahsedecektim Son hasat, boğuk tüt...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Anıl Kunt @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

EMANET YÜZÜK

​??????  Biz sustukça hikayemizi başkaları anlattı. Onlar da genelde yalan yanlış anlattı. Bakın ben size doğrusunu anlatayım bu bayrağın öyküsünün...       Büyükler ekranlarda masallar izliyorken, küçüklere gerçekler anlatalım...      Artık kaç yıldır içinde olduğumu bile unuttuğum, hatta zaman zaman orada doğup büyümüş olabileceğimi bile düşündüğüm lojmanların, dış hattını kale gibi kollayan bir apartmanının 8. katında tam da nizamiyeye bakan bir dairesinde oturuyordum o vakitler. Ve bekliyordum... Günlerce bekliyordum, gecelerce bekliyordum. Haftalarca ve aylarca bekliyordum. Giden ve geri döneceğini bile bilmediğim bir adamı bekliyor...
Devamını okuyun
Etiketler:

Telif Hakkı

© Emel Uysal Köse @ tahtaPod.com

  0 yorum

İNSANLIĞI YAKANLAR

​ O senin söylediğin devlet 1917'de kuruldu 1991'de yıkıldı evladım. Bu ülkenin tabi bazı ilkleri vardı mesela; dünyanın ilk sosyalist devleti olarak kuruldu, ardından bilerek ve isteyerek yapılmış bazı kıtlıklarla toplu katliamlar gerçekleştirildi sonra 2.Dünya Savaşı döneminde sürgünler, kendilerine bağlamış oldukları uydu devletlerin kaynaklarını sömürmeler, sözde işçiler için gelip emek sömürüleri ve daha neler neler… Derken kapı çalındı; Muharrem Hoca "gir" dedi. Gelen MuharremHoca'nın eski öğrencilerinden Hakan'dı. Önce selamlaştılar ardından kendisini tanıttı "Ben 10 yıl önceki öğrencilerinizden Hakan Öktem" dedi. Muharrem Hoca "tanıyamadım" dedi. Hakan kendisini tanıtmaya çalıştı "ho...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

İNZİVÂ

​ "...Öyleyse Câvid; Güçlü insanlar, enkâzın altında dahi inzivâya başvurup, kudreti ararlar. Yalnız, güçsüzlerden nemalanarak yaptığın hesap, çarşıya uyar mı? -Elbette.. Hayır! Sadece, suskunları aynı kefeye koyarsın, neticede. Ama susmak her güçsüzün kârı değilse de, konuşmakta her güçlüyü ifade etmez. Şimdi Câvid, her ne olduysada, kazananı, konuşanların esaretine karşı, susanların cesareti  belirleyecektir. -Peki ya güç? Kimde ise bilinmez, bazen şâh için fedâ edebileceği piyonları vardır güçlülerin. Senin vezir zannettiklerinin akibetini, bir piyonun attığı adım değiştirmez mi? -Ya aksî? Bazen kazanmak, büyük bir orduya karşı, yenilgiyle sonuçlanmış bir mücadeledeki fedâkârlıklarda...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Anıl Kunt @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

KALA MALA'cılar

Okula gittiği ilk gün hemen kütüphaneye çıktı. Kapıyı vurup içeriye girdi. Kütüphane görevlisi Muharrem Hoca yine her zaman ki yerinde oturuyor, metal ayakları küflenmiş olan masasında kitap okuyordu.   ​ Dedesi dili döndüğünce Oğuz'un sorularına cevap verip açıklamaya çalıştı. Evladım orası; "Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği diye bir ülkedir. Burada gördüğün, haritanın gösterdiği görünen kısmı okula gittiğin zaman bu haritada görünmeyen kısmını da öğrenebilirsin. Ama hiç bize göre bir yer değil bunu da böyle bilesin. Yurdumuzun insanlarını birbirine kırdırıp kendi emellerine alet etmeye çalışır. O gördüğün yerler Türk yurdudur zamanında oraları işgal edip kendi emirlerine uyar ha...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Dede Burası Neresi?

Komşular demişti öğretmenleri ama öğretmenleri Yunanistan, Bulgaristan, İran, Irak, Suriye'nin yanında Azerbaycan, Nahcivan, Ermenistan ve Gürcistan'dan da bahsetmişlerdi ama burada onları göremiyordu. Onların yerinde S.S.C.B diye garip harfler vardı. Elini tam o harflerin olduğu yere getirerek dedesine sordu. ​ Otogarda otobüsten indiklerinde kar durmuş gibiydi sokaklar sessiz, sakin adeta in cin top oynuyordu. Güneş tam batmak üzereydi en çokta bunu seviyordu ama o yüksek binalar önüne geçmeseydi daha güzel olacaktı. Halbuki; binalar en fazla üç veya dört katlıydı ama sevmiyordu işte hep istasyonun oradan geçseler trenle gelip gitseler ne güzel olacaktı. Zaten ilçeye aile büyüklerini ziyar...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Temmuz ile Gelen

1908-mesrutiye_20170828-022131_1
Kapıdan girer girmez masanın üzerine yığılmış bir sürü harita dikkatimi çekti. Aynı şekilde sigara tablaları masaya konulmuştu. Odanın içerisinde sigara dumanı her yeri kaplamıştı. ​ Hava çok sıcak. Ayağımdaki çizmelerin terden kayabileceğini hissediyorum. Kaymayacak biliyorum fakat bu sıcak bana müthiş bir vehim katıyor. Duyduğum vehim kadar vahim haberler taşıyorum. Geçtiğim yollarda keder peşimi bırakmıyordu ve ben Yolgezer, yeni bir görevi tamamlamanın verdiği haklı gururu yaşayamadan karargaha ulaşmak için çırpınıyordum. Manastır'a az bir mesafe kala, şehre girmeden bir kayanın üzerine oturup dinlenmeye karar verdim. Yolculuğum Selanik'ten beri sürüyor ve ilk defa yaya kalmanın acısını ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kürşad Yavan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  3 yorum

FIRTINAYLA GELEN

19424371_334719283628082_4056874196679812213__20170826-035519_1
Utanarak kafamı eğdim. Enver Bey haklıydı. Bana bakarak devam etti; "Bu haberler çok vahim. Yeni milisler oluşturmak isterken çok berbat havadisler getirdin. Bu bir şeyi değiştirmez. Her zaman umut vardır Yolgezer unutma. Umudunu kaybedersen her şeyini kaybedersin." ​ Sert bir fırtına yüz hatlarımı döverken, hızımı kesmeden tepeyi tırmanmaya devam ettim. Kum birikintilerinin içerisinde bata çıka yürüyor, fırtınanın etkisi ile biriken tanecikler arasında yürümekte zorlanıyordum. Bazı yerlerde kumlar dizime kadar geliyordu. Canım çok feci tütün çekmişti. Sağ elimi cebime sokup tütün kabımı yokladım. Bu kum fırtınası içerisinde sigara saramazdım. Bana inat olsun diye rüzgar daha sert esmeye baş...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kürşad Yavan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  1 yorum

Turgenyev'den tanıdık bir hikaye

bozkirda_bir_lear_1baski-as
 Hikaye biraz tanıdık sanki değil mi. Evimizin idaresini verdiklerimiz, ülkücülerin dişi, tırnağı, kanı ile inşa ettiği o güzel evden ülkücüleri kovmuştur. Ve belli ki ülkücüler, elleri ile yaptıkları bu evi yıkacaklar.  Turgenyev, Bozkır'da bir kral Lear isimli eserinde Martin Petroviç Harlov isimli bir Rus asilzadesinin hikayesini anlatır.  Harlov, Rusya kırsalında varlıklı bir adam, bir toprak ağasıdır. Yaşlandığında, çiftlik işlerinden elini eteğini çekmek ve biraz kafa dinlemek istemektedir. Bu nedenle evini, çiftliğini, hayvanlarını ve sahip olduğu (!) Rus köylülerini bir evrakla iki kızına devreder.  Harlov, kendisini sevenlerin tüm nasihatlerine rağmen iki ev...
Devamını okuyun
  0 yorum