tahtapod.com | Blog

Olmayana Ergiler (I)

​Gittin; Şimdi bir koca boşluk arkanda... Daha gidilecek sahiller, fethedilecek kaleler, keşfedilecek körfezler vardı halbuki... Bilinmeyen bir ülkenin, hiç tanınmamış bir şehrinin saçma sapan bir çıkmaz sokağı kadar ıssızım şimdi. Sokakta top oynuyor kıvırbaşlı, sarı saçlı çocuklar. Her birinin gözlerinde, gözlerinin muzip gülümsemesi... ve en az seninkiler kadar sevimli elleri... Hızla uzaklaşırken yalnızlığının yanından ardımdan sesleniyorlardı sanki "Teyze çocukluğumuzu atsana bize". O an aklıma geldi, sahi sen hiç çocukluğunu yaşamış mıydın?  Bir çıkmaz sokak gibiydi sevdan,  sevdanın peşine takıldın gittin. Kuşlar da gitti peşinden. Balkonun o uç köşesindeki yuvalarını b...
Devamını okuyun
  0 yorum

Toprak'a dair;

​ Ayağım toprağa bastığı her an kendimi özgür hissederim. Toprak neydi? Yaradılışımızdan başlayarak, tekrar onun koynuna gidene kadar yaşamımızın her anında bizimle oldu toprak. "Toprak"ın anlamını tam olarak söylemekte zorlanıyorum. Sahi toprak tam olarak neydi? En başta, ilk insan Adem(a.s)'in ham maddesi olmuş toprak. Daha sonra Adem(a.s) dünyaya gönderilmiş, ayağı toprağa basmış. Adem(a.s) toprağı vatan bellemiş kendisine ve insanlık tarihi toprak ile başlamış. Ademoğulları çoğaldıkça toprak onlara dar gelmiş, yeni topraklar keşfetmişler. Onlar çoğaldıkça toprak kavgasına girmişler. Kavgada dökülen kanlar, yiten canlar yine toprağa karışmış. Derken ademoğlu toprak ile alış veriş etmeye, ...
Devamını okuyun
  0 yorum

KURDUN GÖZÜ

Türk milleti, vatanı ve bayrağını korumak uğruna, hâin teröristlere karşı gözünü fedâ eden Kür Şad yürekli, kurt bakışlı Gâzî Yunus Tuaç'a Börü Han, çok öfkeliydi. Uzun uzun uluyor, oradan oraya koşturuyordu. Han Tengri'nin doruklarındakiler buna bir anlam veremiyordu. Kür Şad, Çingis Kağan'a bakıyor; Alp Arslan, Enver Paşa'ya bakıyor; Mustafâ Kemâl Paşa, Motun Yabgu'ya (Mete) bakıyordu. Şehîdler de neler olduğunu anlamamıştı. O sırada Börü Han, büyük bir öfke ve hırsla târihin ulularının önünden geçti. Hepsi onu ilk kez böyle görüyordu. Şehîdlerin önünden de aynı şekilde geçti. Sâdece Hotenli Zeynep, Tel Âferli Fâtıma, Kerküklü Mehmet, Karabağlı Ali Haydar, Bayırbucaklı Kemâl, Kırımlı Ahmet...
Devamını okuyun
  0 yorum

NEW OTTOMAN DREAM

Sabahın köründe, kargaların kahvaltılarını müteakiben arşivin (Hayali bir arşiv, sizin bildiğiniz değil, kurgu amaçlı... M.B.Y) kapısına dayanmıştım. Tarihe diziler dışında ilgi göstermeyen bir toplumda arşive dökme demirden kale kapıları koymalarını ilkin yadırgamıştım. Yine de yakışıyordu ne de olsa koca imparatorluğun arşivi. Tımarından akıncısına bir nice kurum ve mevzunun bilgisi, belgesi burada. Padişahların yazıları var, sadrazamların mühürleri, fermanlar, buyruldular bilmem neler tozlu ve şatafatlı bir mezarlık. Kapıya geldiğimde ufak bir gözetleme deliği açılıp aksanlı bir bekçinin bir saatten önce açılmayacağını öğrenmemle birlikte biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Sonra açılışın a...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kara Mizah - Öykü | BU HİKAYE TAMAMEN KURGU AMAÇLI YAZILMIŞTIR. BAHSİ GEÇEN KİŞİ, KURUM VE OLAYLAR HALİYLE HAYAL ÜRÜNÜDÜR...

  0 yorum

KOVA

    Selim amca uyandı. Bahçeden porselenin kırılma sesi geldi. Saniyesinde mutfaktan "aptal kedi" diye bağırdı kadın. Gıcırdadı bahçe kapısı. Merdivenden indi terlikler. Porselen tabak parçaları toplandı. Bahçe kapısı açık kaldı. Televizyonun sesi, sokak satıcıları… Selim amca kalktı yataktan. Yıkadı elini yüzünü. Giydi her zamanki kahverengi takımını. Arabanın kapı koluna dokununca ürperdi serinlikten. Nemlenen elini sildi paltosuna. Oturdu şoför koltuğuna. Durdu öylece. Araba parfümünün kokusu yaktı genzini. Nefesinden çıkan dumana baktı. Çevirdi kontağı.    Kartal plaza çalışanları bindi teker teker servise.    Trafik, kısık seste çalan radyo, buğulu cam...
Devamını okuyun
  0 yorum

BENİM BACIM KINALI ŞEKER

Biz biraderler ve bacımız... Evet o bizim bacımız. Benim bir büyüğüm, hepimizin de en büyüğü. Korkmuyoruz gelecekten, çünkü o var; bacımız... ... 1960 'ların ilk yılları…belki de sene; 1965 veya 66 Henüz İstanbul'a teşrif etmemişiz; memlekette, köyümüzdeyiz. Yaşım dört veya beş, malum engelimden dolayı kendi halimde yürüyebilmeyi henüz becerebiliyorum.Dini bayramlardan birisini yaşıyoruz. Mahallemizin çocukları; her birimizin elinde kumaş parçalarından (çaput) yapılmış keseler(cüzdan) ve çok zor ihtimal de olsa İstanbuldan birilerinin göndermiş oldukları ''şehir makarnaları'' nın naylon poşetleri. İçlerine, bahşiş olarak, bizlere verilen ''kınalı şeker'' leri, ceviz, dut pestili ya da çirler...
Devamını okuyun
  0 yorum

BEYAZ TEHLİKE

​ Adı bilinmeyen bir ülkenin herhangi bir zaman diliminde yaşanan beyaz bir tehlikeden bahsedildiğini hiç duydunuz mu? Ben de duymadım ancak farklı zaman dilimlerinde farklı farklı kitaplardan bunları okudum. "Evet beyaz bir tehlikeden bahsediyorum." Bunu duymamışsanız Jose Saramago'yu okumamışsınızdır. Farklı kitaplar diyorum, çünkü iki kitaptan bahsediyorum. Okuyanlarınız tahmin etmişlerdir. Biri "Körlük" diğeri "Görmek" isimli iki kitabı anlatmaya çalışacağım. Her şeyin olduğu gibi kitaplarında türleri vardır. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bizim ilgilenecek olduğumuz türler "ütopik" ve "distopik" türü olacaktır. Çünkü anlatacağım kitapların ikisi de "distopik" türe girmekle beraber dist...
Devamını okuyun
  0 yorum

Geri Gelen Mektup

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan, kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Genç Öğretmen, sınıfın kapısından çıktığı sırada göz göze geldiler, kendi gibi bu yıl okula ataması yapılan Türkçe Öğretmeni ile Orta boylu, narin yapılı, belirgin yeşil gözleri ve uzun siyah saçları olan genç kadın son derece asil gülümseyişiyle selamladı. Selâmı aynı kibarlıkla aldı ve yürüdü.. İlk gördüğünde genç kadını, tuhaf bir yakınlık hissetmiş Yemyeşil ışıldayan gözlerinin güzelliğine kapılmıştı Duygularını bastırabilen onları kontrol edebilen biriydi Bu sayede ortaya çıkmaması gereken bir sır gibi saklıyordu duyg...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Nazmi Sancar Yıldırım @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Kadın Öyküleri...

zohre3
Kanıyor Zöhre! Reis beyin ela yeşil gözleri yanıyor. Temmuz başı, bu sıcakta cehennemi bir karar! Karşısında Celal hüküm bekliyor. Zöhre'yi öldürmüş! Zöhre,kendisinden 3 yıl önce, hücreden insana döndüğü rahimdeydi. Celal da orada hücreden insana döndü. Zöhre gibi dünyaya ışıldadı, cıvıldadı, yürüdü koştu.. Düşüp uf! oldular, kalkıp neşe oldular… yolda, mahalle arasında oynuyorlar, reis bey seyrediyor… Ne güzeller, güzel büyüyorlar! Zöhre 15'inde, görücüsü evde. Hoş eve gelmese de olurdu ya, karar verilmişti. 2011 denen bir yılda okulda olsa orta son çağında gelin verildi Zöhre. Hani bakkala göndersek ardından baktığımız yaşlarda. Akşam başka ruh hali ile uyuyup sabah başka bir duygu dünyası...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Nurşen Karakaş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

AYRILIK ACISI

Her zamanki gibi koca pelitin altına arabamı çektim. Koltuğumu geriye yatırıp kuş sesleri eşliğinde kitabıma başlamadan önce göz ucuyla geçen gün ağacın gövdesine baş aşağı tutunup bana çemkiren kırmızı sincap oralarda mı diye baktım. Bana söz dinletemeyince dallara dağılmış kuşlara saldırmış ve kovmayı da başarmıştı. Ağacın dibinden izlemiştim olanları. İşte bu psikopat sincap yine oralarda mı diye ağacın gövdesini süzerken fark ettim onu. Ağacın gövdesinin diğer tarafında 17-18 yaşlarındaki delikanlı sırtını ağaca yüzünü önümüzdeki dikenlere vermiş ağlıyordu. Ben aniden ortaya çıkınca kaçırdığı gözlerindeki tedirginliği ve utancı gördüm. Bu topraklarda erkekler ağlamazdı malum. Ayağa kalkı...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Bülent Yılmaz @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum