tahtapod.com | Blog

İzmarit

izmarit2

​Sanırsam ne dersem diyeyim kendimi bu durumdan alıkoyamayacağım. Güzelliğini bende yitirmenden daha üzücü bir duygu ise yitirmeme sebep olandır. 

Yağmurlu günler Bournemouth’da bitmez ve o bitmeyen günlerden bir günün içinde geçip gidemiyoruz. Safiye abla balkonda imzaritlerini sayıyor, bu demek oluyor ki sabahın beşi. Teker teker ıslanan yapraklara sanki sararmış kağıt gibi bakıyorum hayranlıkla. Yapraklar Safiye abla gibiydi, ağacından ayrılsa da güzelliğiyle eskiyordu, çürüyordu oysa çoğu insanoğlu böyle değildi. Sevdiğinden sevgi görmediği bir saniye bile olsa sisten başka bir şey olamıyorlardı, çirkinlik onların saniyelerinde değil de ruhlarında olduklarını gösteriyordu. 

Devamını okuyun
  0 yorum

BAŞKA BİR ZAMANIN ÖYKÜSÜ

baskazamanda

"Başka bir adla, başka bir zamanda olsaydım eğer, dağlarda durmadan koşan deli taylar olmak isterdim. Zamanın bu hoyrat akışında, insanın ciğerine işleyen ayaz olmak isterdim. Belki adımı da "ayaz" koyarlardı. Bozkır ayarlarımın altından su gibi aksaydı, kuru ayaz yelelerimi tarasaydı… Bir de sen olsaydın yanımda.

Devamını okuyun
  0 yorum

Gonca

gonc_20181006-165723_1

Kızım sen çıkma, kal. Vermem gereken bir zarf var sana. 

Kitabımı masaya bırakıp saate doğru yüzümü döndüm. 

12:09

Buyurun hocam.
Kızım annen bir mektup bırakmış daha doğrusu annenin adına bir mektup bırakılmış. Sana verilmesi gerektiği söylendi. 

Annemin olduğu belliydi. Güllü mühüründen kokusuna kadar annemdi bu mektup. 

Devamını okuyun
  0 yorum

ALLAH RIZASI İÇİN KÖR'E BİR GÖZ

Yaklaşık on yıldır yüz yüze görüşmemiştik. Ara sıra telefonda kısa bir hal-hatır sorgusu ve soğuk bayram mesajlaşmaları yapıyorduk. Oysa ne kadar çok özlemiştik birbirimizi ya da en azından duygusal yönü kuvvetli olan ben özlemiştim… Unutulmaz zamanlarımız olmuştu; acı, sevinç, heyecan ve korkular yaşamıştık beraber. Gençtik ve her Türk gibi bizler de dünyaya bedeldik, hatta ikimiz dünyayı geçmiş galaksiler fethetme hülyasındaydık. Henüz iki yüz elli bin dolara alınıp satılmıyordu şu öksüz Türklüğümüz... Yine her Türk Milliyetçisi gibi biz de rüyalar gördük yarının büyük, müreffeh ve lider Türkiye'sine dair; hem de haşlanmış patates ve makarna ile beslenerek… Ah! Kaldıracımızı koyacak bir da...
Devamını okuyun
  0 yorum

NEZAHAT ONBAŞI

nezahat_onbasi
​ Nezahat Onbaşı'nın hikayesi bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı öyküsü defalarca filme aktarılırdı. Ne yazık ki bizim sinema yapımcılarımız daha büyük projelerin peşinde olduğu için Nezahat Onbaşı'ya sıra gelmiyor. Damacanalı, bol küfürlü komedi filmleri gibi!  Yetmişinci Alay Komutanı Halit Bey, İzmit'te gizli toplantılar düzenliyordu. Kuvayı Milliye'yi destekliyordu ve arkadaşlarını bu yönde desteğe ikna çabasındaydı. İşte bu toplantılarda kapıda babasını bekleyen bir kız çocuğu vardı. Halit Bey'in kızı Nezahat. Henüz dokuz yaşındaydı. Nezahat annesini sekiz yaşında kaybetmişti. Verem hastalığı o dönemlerde büyük bela, yakaladığını alıp götürüyor. Nezahat'in annesini de yanıbaşından alı...
Devamını okuyun
  0 yorum

Sevdiği

sevdigi
İlayda!  Efendim babaanne?  Gelir misin bir kızım?  Babaannemin sevecen, sakin, umutlu, beni seven sesi. Hiç duymaktan bıkmayacağım sesi.  He babaannem, söyle ne oldu? Babaannem bu gece evde olmak istemeyeceksin, arkadaşlarınla geçirmek ister misin? Zaten hep benimlesin kızım.  Babaanne ne gereği var?  Gülüp başımı okşayıp bir öpücük kondurdu, bu “lütfen” demekti. Ona sarılıp, onayladım. Yemeklerde yardım ettim, yerleri süpürdüm, çiçeklere su verdim, kuşlara ekmek ekmek kırıntıları verdim...Vakit geldi. Aslı teyze, Gül teyze, Ayfer teyze apartman kapısını çaldı.  Babaannem geldiler herhalde! Aç kızım kapıyı, girsinler.  Masaya son ikramı da koyduktan s...
Devamını okuyun
  0 yorum

Lal

Son kez Akçay'a bakıyorum, arkadaşlarımdan habersiz, elveda demeden.
Kırılmış bir çocuğa bakıyorum arkadan, her şeyden korkan. 

Annem ile babama bakınca ise perişanlık hissedip, görebildiğim tek şey. Ben ise hepsine bakıp, hepsini anlayıp hiç bir şey hissedemiyorum kendi adıma dair.

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Bir Gece Vakti

BirGeceVakti
​ Yıllar yıllar önce; günlerden bir gece yarısı yine bir başıma oturuyordum evde... Sevgili eşim kimbilir hangi dağın başındaydı bilmiyordum ve epeydir bir telefon açabilmesini bekliyordum. Siz deyin 3 hafta ben diyeyim 3.5 hafta olmuştu sesini duymayalı ve ben "başına bir şey gelmiş olsa çoktan arar bulurlardı beni" gibi gevşeklik ile gerilim arası bir ruh hali içindeydim bu esnada. İşte böyle bir gece yarısı takriben 3-3 buçuk sularında iken saat, gerçi o sularda ne işi vardı saatin hala anlamam; lojman içi hattım çaldı... Telsiz telefon ile fazla samimi yaşadığım için o vakitler, hadi hatırı da kalmasın, çalsın bir kere daha diyerek; ikinci çalışında açtım telefonu... - Emel hanım? D...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Uygun Adım, Marş

​ Bunca ayrı geçen yıldan sonra, yıllarca tek başına dolaştıktan sonra, sokakta iki başına nasıl yürünür onu bile beceremezsiniz aslında. Sizinki evlilik değil telefon diplomasisidir ve telefonda kol kola ya da el ele yürümek zorunda değilsinizdir çünkü.  Önce o avucunuzun içi yanar, öyle sigara yanığı falan degil, okkalı bir ateş topu gibidir o sıcaklık. Tutar sıkıca, öyle sıkar öyle sıkar ki, elinizi mi tüfeğini mi tuttuğunu bilemezsiniz. Artık ayrı geçen zamanların acısını mı çıkarır, yine yeniden bir ayrılıktan mı korkar bilemezsiniz. Zaten siz de ekseri ne düşüneceğinizi bilemezsiniz ki... Ayrıca bilseniz ne olacak? 3 ay, 4 ay, bilemedin 6 ayın keşif yürek yanığı kokar ,o el elelik...
Devamını okuyun
  0 yorum

AYNI MAHALLENİN ÇOCUKLARI

Aynı mahallede büyüdüler. Birbirlerinden öğrendikleri çok şey oldu. Manavın meyve sandığından elma aşırma, komşu çocuğun bisikletini arka bahçeden habersizce götürüp satmak veya diğer çocukların yerde dizili misketlerini kapıp kaçmak gibi suç ortaklıkları da olmuştu. ... Günlerden bir gün, gecenin geç bir vaktinde iki kankadan birisi diğerini, komşunun bahçesinde görüyor. Aklına ilk gelen; elinin uzun oluşuydu ve o gece elbette hırsızlık amacıyla o eve girebileceğiydi. ... S okağa indi, müsait bir yere sindi ve takibe başladı. Birkaç dakika sonra yanılmadığını fark etti; tahmin ettiği kişiydi. İcraatına başlamak üzere, levye ile kanırttığı pencereden içeri girdiğini gördü. ... Üç beş dakika ...
Devamını okuyun
  0 yorum