tahtapod.com | Blog

Sevdiği

İlayda!  Efendim babaanne?  Gelir misin bir kızım?  Babaannemin sevecen, sakin, umutlu, beni seven sesi. Hiç duymaktan bıkmayacağım sesi.  He babaannem, söyle ne oldu? Babaannem bu gece evde olmak istemeyeceksin, arkadaşlarınla geçirmek ister misin? Zaten hep benimlesin kızım.  Babaanne ne gereği var?  Gülüp başımı okşayıp bir öpücük kondurdu, bu “lütfen” demekti. Ona sarılıp, onayladım. Yemeklerde yardım ettim, yerleri süpürdüm, çiçeklere su verdim, kuşlara ekmek ekmek kırıntıları verdim...Vakit geldi. Aslı teyze, Gül teyze, Ayfer teyze apartman kapısını çaldı.  Babaannem geldiler herhalde! Aç kızım kapıyı, girsinler.  Masaya son ikramı da koyduktan s...
Devamını okuyun
  0 yorum

Lal

Son kez Akçay'a bakıyorum, arkadaşlarımdan habersiz, elveda demeden.
Kırılmış bir çocuğa bakıyorum arkadan, her şeyden korkan. 

Annem ile babama bakınca ise perişanlık hissedip, görebildiğim tek şey. Ben ise hepsine bakıp, hepsini anlayıp hiç bir şey hissedemiyorum kendi adıma dair.

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Bir Gece Vakti

​ Yıllar yıllar önce; günlerden bir gece yarısı yine bir başıma oturuyordum evde... Sevgili eşim kimbilir hangi dağın başındaydı bilmiyordum ve epeydir bir telefon açabilmesini bekliyordum. Siz deyin 3 hafta ben diyeyim 3.5 hafta olmuştu sesini duymayalı ve ben "başına bir şey gelmiş olsa çoktan arar bulurlardı beni" gibi gevşeklik ile gerilim arası bir ruh hali içindeydim bu esnada. İşte böyle bir gece yarısı takriben 3-3 buçuk sularında iken saat, gerçi o sularda ne işi vardı saatin hala anlamam; lojman içi hattım çaldı... Telsiz telefon ile fazla samimi yaşadığım için o vakitler, hadi hatırı da kalmasın, çalsın bir kere daha diyerek; ikinci çalışında açtım telefonu... - Emel hanım? D...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Uygun Adım, Marş

​ Bunca ayrı geçen yıldan sonra, yıllarca tek başına dolaştıktan sonra, sokakta iki başına nasıl yürünür onu bile beceremezsiniz aslında. Sizinki evlilik değil telefon diplomasisidir ve telefonda kol kola ya da el ele yürümek zorunda değilsinizdir çünkü.  Önce o avucunuzun içi yanar, öyle sigara yanığı falan degil, okkalı bir ateş topu gibidir o sıcaklık. Tutar sıkıca, öyle sıkar öyle sıkar ki, elinizi mi tüfeğini mi tuttuğunu bilemezsiniz. Artık ayrı geçen zamanların acısını mı çıkarır, yine yeniden bir ayrılıktan mı korkar bilemezsiniz. Zaten siz de ekseri ne düşüneceğinizi bilemezsiniz ki... Ayrıca bilseniz ne olacak? 3 ay, 4 ay, bilemedin 6 ayın keşif yürek yanığı kokar ,o el elelik...
Devamını okuyun
  0 yorum

AYNI MAHALLENİN ÇOCUKLARI

Aynı mahallede büyüdüler. Birbirlerinden öğrendikleri çok şey oldu. Manavın meyve sandığından elma aşırma, komşu çocuğun bisikletini arka bahçeden habersizce götürüp satmak veya diğer çocukların yerde dizili misketlerini kapıp kaçmak gibi suç ortaklıkları da olmuştu. ... Günlerden bir gün, gecenin geç bir vaktinde iki kankadan birisi diğerini, komşunun bahçesinde görüyor. Aklına ilk gelen; elinin uzun oluşuydu ve o gece elbette hırsızlık amacıyla o eve girebileceğiydi. ... S okağa indi, müsait bir yere sindi ve takibe başladı. Birkaç dakika sonra yanılmadığını fark etti; tahmin ettiği kişiydi. İcraatına başlamak üzere, levye ile kanırttığı pencereden içeri girdiğini gördü. ... Üç beş dakika ...
Devamını okuyun
  0 yorum

VEDA

  Ve o vedadan sonra bir daha kimseyi sevemediğimi düşündüm.  Günlerce odamdan çıkmadım, eski parçalanmış boyalarımla konuştum, uzun uzun baktım her şeye, her insandan kaçmaya çalıştım. Zaten karanlıkta boğulurken daha çok battım.  Bugün güneşli bir güne perdelerimi kapatmadığım ilk gün. Güneşin güzelliğini unutmuşken kendime yeniden hatırlatmak ne unutulmaz bir his. Bu hatırlatma bir çok geçiştirmişliklerimi daha da fazla yüreğime yara etti.  Saçımı toplayıp mutfağa geçtim. Sessizliği dinledim, kapalı pencerelerden. Dışarının bütün güzelliklerini gösteren sigara pencerimi açtım. Sessizliği çocukların gülüşleri ve kuşların cıvıltısı kesti. Bir sigara çıkartıp dudaklarımla...
Devamını okuyun
  0 yorum

KANLI ROZET

Bozkurt rozeti taktığı için öğretmeni tarafından on altı yaşında katledilen şehîd Necâti Kaya'nın azîz hâtırâsına... Necâti, on altı yaşındaydı, çocuktu yâni. Çocuktu, çocuk olmasına ama yaşananları, olayları kavrayacak akla ve zihne sâhibdi. Âilesi iyi bir dîn eğitimi almasını istemişti. Niksar'ın bir bucağında yaşayan bir çiftçi âilesi, çocuğu için ne ister ki? Vatanına milletine bağlı olsun, dîndâr olsun, bir de ya asker olsun ya imâm... Necâti'nin yaşı bir orta son öğrencisi için büyüktü. Sınıfındakiler, genelde 14 yaşındayken, onlardan iki yaş büyüktü. Tabiî, dedesinin isteğiyle o iki yılı Kur'ân öğrenmek ve hâfızlık için geçirmişti ve en sonunda hâfız çıkmıştı. Mutlu olmuştu, âilesi. D...
Devamını okuyun
  0 yorum

Bandırma

​ O, memleketin felahı için tek çarenin Anadolu'da bulunabileceğini Arap topraklarda görev yaptığı günlerden beri dillendiriyordu. Aslen imparatorluğa hiçbir aidiyeti kalmamış insanlar için Türk askerinin kanını dökmenin gereksiz olduğu, bu yerlerin zaten ruhen artık Osmanlı'ya bağının kalmadığını saray odalarında değil, bizzat sahada yaşayıp müşahade etmişti. Fikrince artık çoktan Ingiliz boyunduruğuna girmiş bu topraklardan, fazladan bir Türk evladının dahi burnu kanamadan doğal Türk coğrafyası sınırlarına çekilmek lazım gelmekte idi.  Zira yorgun imparatorluk debdebeli saraylarına ragmen fakir, bitmeyen şaası ve gösteriş merakı yüzünden hayli borçlu,üretmeyen-üretemeyen ve zaten erke...
Devamını okuyun
  0 yorum

Ben, Ben Olmadan

Ben küçükken çok ağlarmışım.

Gece uykuda bir başlar, avazım çıktığınca bağırırmışım. 
Ille de kucakta taşınınca, taşıdıkça taş oluyor bu dermiş babam. 
Oysa çokça zaman o kucak için uyur taklidi yapmışım.

O vakitler hazır giyim bu kadar revaçta değil. 
Üsküdar'ın 2 mağazasının vitrininde ne varsa bizim kör makina onu diker.
O yüzden o yaşlarda moda ikonu gibi gezmelerimiz hep.
Ben annem kadar becerikli değilim.
O Aşağikilerin kızı, kaynanasının gelini.
Elinin değdiği otlukta gül biter. 
Az biraz huyudur, 
Azdan çok, yoktan var eder.

Devamını okuyun
  0 yorum

MEMLEKETİM OLDUN

Soğuk bir gündü o gün, sessizce çıktım evden.
Kimse uyanmadan.
Hızlı adımlarla ilerlerken bir an duraksadım. 

Devamını okuyun
  0 yorum