tahtapod.com | Blog

BU ÖYKÜLER YAŞANIR MIYDI?

Hayat tam anlamıyla tanımlanamaz bir olgu; dinin, felsefenin, biyolojinin, psikolojinin kendince tanımlamaları var ve hiç biri hayata eksiksiz bir tanım getirmiyor. Belli ki bir disiplinin anlayışını diğerinin üzerine koyarak toplamda bir dengeye ulaşmak mümkün olabilir. Çağın gerçekliğinde saydığımız disiplinlerin dengeli atmosferinde bireysel ve toplumsal yaşamı sağlıklı bir biçimde kurgulamak sorumluluğumuz var. Ortalama yaşam süresi gelişme kaynaklı iyileştirmelerin katkısı ile uzamaya devam ediyor. Türkiye'de 1950'lerde 50 yıl olan ortalama yaşam süresi 2018 'e geldiğinde 80 yıl seviyesine ulaşmış durumda. Önceki yüz yıllarda nüfus artışı zorunlu ihtiyacımızdı. Savaşlar ve salgın hastal...
Devamını okuyun
  148 Okuma
  0 yorum
148 Okuma
0 yorum

Olmayana Ergiler (I)

​Gittin; Şimdi bir koca boşluk arkanda... Daha gidilecek sahiller, fethedilecek kaleler, keşfedilecek körfezler vardı halbuki... Bilinmeyen bir ülkenin, hiç tanınmamış bir şehrinin saçma sapan bir çıkmaz sokağı kadar ıssızım şimdi. Sokakta top oynuyor kıvırbaşlı, sarı saçlı çocuklar. Her birinin gözlerinde, gözlerinin muzip gülümsemesi... ve en az seninkiler kadar sevimli elleri... Hızla uzaklaşırken yalnızlığının yanından ardımdan sesleniyorlardı sanki "Teyze çocukluğumuzu atsana bize". O an aklıma geldi, sahi sen hiç çocukluğunu yaşamış mıydın?  Bir çıkmaz sokak gibiydi sevdan,  sevdanın peşine takıldın gittin. Kuşlar da gitti peşinden. Balkonun o uç köşesindeki yuvalarını b...
Devamını okuyun
  211 Okuma
  0 yorum
211 Okuma
0 yorum

Toprak'a dair;

​ Ayağım toprağa bastığı her an kendimi özgür hissederim. Toprak neydi? Yaradılışımızdan başlayarak, tekrar onun koynuna gidene kadar yaşamımızın her anında bizimle oldu toprak. "Toprak"ın anlamını tam olarak söylemekte zorlanıyorum. Sahi toprak tam olarak neydi? En başta, ilk insan Adem(a.s)'in ham maddesi olmuş toprak. Daha sonra Adem(a.s) dünyaya gönderilmiş, ayağı toprağa basmış. Adem(a.s) toprağı vatan bellemiş kendisine ve insanlık tarihi toprak ile başlamış. Ademoğulları çoğaldıkça toprak onlara dar gelmiş, yeni topraklar keşfetmişler. Onlar çoğaldıkça toprak kavgasına girmişler. Kavgada dökülen kanlar, yiten canlar yine toprağa karışmış. Derken ademoğlu toprak ile alış veriş etmeye, ...
Devamını okuyun
  122 Okuma
  0 yorum
122 Okuma
0 yorum

KURDUN GÖZÜ

Türk milleti, vatanı ve bayrağını korumak uğruna, hâin teröristlere karşı gözünü fedâ eden Kür Şad yürekli, kurt bakışlı Gâzî Yunus Tuaç'a Börü Han, çok öfkeliydi. Uzun uzun uluyor, oradan oraya koşturuyordu. Han Tengri'nin doruklarındakiler buna bir anlam veremiyordu. Kür Şad, Çingis Kağan'a bakıyor; Alp Arslan, Enver Paşa'ya bakıyor; Mustafâ Kemâl Paşa, Motun Yabgu'ya (Mete) bakıyordu. Şehîdler de neler olduğunu anlamamıştı. O sırada Börü Han, büyük bir öfke ve hırsla târihin ulularının önünden geçti. Hepsi onu ilk kez böyle görüyordu. Şehîdlerin önünden de aynı şekilde geçti. Sâdece Hotenli Zeynep, Tel Âferli Fâtıma, Kerküklü Mehmet, Karabağlı Ali Haydar, Bayırbucaklı Kemâl, Kırımlı Ahmet...
Devamını okuyun
  251 Okuma
  0 yorum
251 Okuma
0 yorum

Hüzün Atölyesi'nden Mektuplar - 5

​ Gecenin gelmesini bekliyorum. Saat 24'ü vurunca beklediğim mesajı alıyorum. Artık böyle ne yazık ki. Bir caddede tesadüfen karşılaşmak diye bir şey pek mümkün değil. Ya da ileriye dönük verebileceğin sözleri tutmak artık imkansız. Zoru başardıkça imkansız gözünüzde çok büyümeye başlar. Çünkü zoru başardıkça ne kadar zorlandığınızın farkına varırsınız. İmkansıza adım atmak daha da bir imkansız olur. Laf oyunları falan filan anladınız siz. Aslında insanlar benim kadar sembolist olmadıkları için hepsiyle problem yaşıyorum. Misal eski bir kız arkadaşımdan örnek vereyim. Birlikte olmaya başladığımız zaman saat tam 23:16'ydı. İstanbul'un iyi bir semtinin parkındaydık. O gün, olur da ayrılırsak, ...
Devamını okuyun
  228 Okuma
  0 yorum
228 Okuma
0 yorum

NEW OTTOMAN DREAM

Sabahın köründe, kargaların kahvaltılarını müteakiben arşivin (Hayali bir arşiv, sizin bildiğiniz değil, kurgu amaçlı... M.B.Y) kapısına dayanmıştım. Tarihe diziler dışında ilgi göstermeyen bir toplumda arşive dökme demirden kale kapıları koymalarını ilkin yadırgamıştım. Yine de yakışıyordu ne de olsa koca imparatorluğun arşivi. Tımarından akıncısına bir nice kurum ve mevzunun bilgisi, belgesi burada. Padişahların yazıları var, sadrazamların mühürleri, fermanlar, buyruldular bilmem neler tozlu ve şatafatlı bir mezarlık. Kapıya geldiğimde ufak bir gözetleme deliği açılıp aksanlı bir bekçinin bir saatten önce açılmayacağını öğrenmemle birlikte biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Sonra açılışın a...
Devamını okuyun
  208 Okuma
  0 yorum

Telif Hakkı

© Kara Mizah - Öykü | BU HİKAYE TAMAMEN KURGU AMAÇLI YAZILMIŞTIR. BAHSİ GEÇEN KİŞİ, KURUM VE OLAYLAR HALİYLE HAYAL ÜRÜNÜDÜR...

208 Okuma
0 yorum

KOVA

    Selim amca uyandı. Bahçeden porselenin kırılma sesi geldi. Saniyesinde mutfaktan "aptal kedi" diye bağırdı kadın. Gıcırdadı bahçe kapısı. Merdivenden indi terlikler. Porselen tabak parçaları toplandı. Bahçe kapısı açık kaldı. Televizyonun sesi, sokak satıcıları… Selim amca kalktı yataktan. Yıkadı elini yüzünü. Giydi her zamanki kahverengi takımını. Arabanın kapı koluna dokununca ürperdi serinlikten. Nemlenen elini sildi paltosuna. Oturdu şoför koltuğuna. Durdu öylece. Araba parfümünün kokusu yaktı genzini. Nefesinden çıkan dumana baktı. Çevirdi kontağı.    Kartal plaza çalışanları bindi teker teker servise.    Trafik, kısık seste çalan radyo, buğulu cam...
Devamını okuyun
  157 Okuma
  0 yorum
157 Okuma
0 yorum

Hüzün Atölyesi'nden Mektuplar - 2

​ Gecenin geç saatlerinde insanın düşünmek için vakti oluyor. Zaten yapılan bir araştırma sonucunda intihar oranının en yüksek olduğu saat gece üç buçuk olarak ortaya çıkmış. Peki neden gece üç buçuk? Çünkü bir insan o saatte uyumuyorsa düşünüyordur. Evet kitap okuyor olabilir, araştırma yapıyor olabilir, içki içiyor olabilir ya da eşiyle vakit geçiriyor olabilir fakat bu kesim dünyanın ancak %20'sini oluşturur. Ben geceleri, saydığım işlerin hepsini yaparım ama sen yapamazsın aslanım. Çünkü sen standart bir insansın. Ama ben standartlardan daha yükseğim. Yolgezer sınırlandırılamaz. Konudan sapmayalım. Bütün bu işleri yaparken de elbette düşünebilirsiniz. Fakat işin sonu aynı. Bir anda dank ...
Devamını okuyun
  311 Okuma
  0 yorum
311 Okuma
0 yorum

BENİM BACIM KINALI ŞEKER

Biz biraderler ve bacımız... Evet o bizim bacımız. Benim bir büyüğüm, hepimizin de en büyüğü. Korkmuyoruz gelecekten, çünkü o var; bacımız... ... 1960 'ların ilk yılları…belki de sene; 1965 veya 66 Henüz İstanbul'a teşrif etmemişiz; memlekette, köyümüzdeyiz. Yaşım dört veya beş, malum engelimden dolayı kendi halimde yürüyebilmeyi henüz becerebiliyorum.Dini bayramlardan birisini yaşıyoruz. Mahallemizin çocukları; her birimizin elinde kumaş parçalarından (çaput) yapılmış keseler(cüzdan) ve çok zor ihtimal de olsa İstanbuldan birilerinin göndermiş oldukları ''şehir makarnaları'' nın naylon poşetleri. İçlerine, bahşiş olarak, bizlere verilen ''kınalı şeker'' leri, ceviz, dut pestili ya da çirler...
Devamını okuyun
  147 Okuma
  0 yorum
147 Okuma
0 yorum

BEYAZ TEHLİKE

​ Adı bilinmeyen bir ülkenin herhangi bir zaman diliminde yaşanan beyaz bir tehlikeden bahsedildiğini hiç duydunuz mu? Ben de duymadım ancak farklı zaman dilimlerinde farklı farklı kitaplardan bunları okudum. "Evet beyaz bir tehlikeden bahsediyorum." Bunu duymamışsanız Jose Saramago'yu okumamışsınızdır. Farklı kitaplar diyorum, çünkü iki kitaptan bahsediyorum. Okuyanlarınız tahmin etmişlerdir. Biri "Körlük" diğeri "Görmek" isimli iki kitabı anlatmaya çalışacağım. Her şeyin olduğu gibi kitaplarında türleri vardır. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bizim ilgilenecek olduğumuz türler "ütopik" ve "distopik" türü olacaktır. Çünkü anlatacağım kitapların ikisi de "distopik" türe girmekle beraber dist...
Devamını okuyun
  148 Okuma
  0 yorum
148 Okuma
0 yorum
© Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org