tahtapod.com | Blog

CALİGARİ'Yİ SEVERİM

Ölüyor gibiyim, yanıyor içim Bornova'dır burası, ancak aklını atlar çalındıysa kullanılır taksi 

Çatırdıyor beyin damarlarım 

Knorr'un kokulu çorbalarını, pislettiğim tencerelerden yemekle  şişti içim 

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Berat Şendil @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

YERLİ VE MİLLÎ

Arkadaşlar bir dakika! Bitip tükenmek bilmeyen kadın cinayetleri, servis araçlarında unutulan çocuklar, Suriyeli istilası, yüksek işsizlik sıkıntısı, döviz artışı, devamlı değişen lise ve üniversite giriş sistemleri, niteliksiz adamların söz sahibi olup niteliklilerin it muamelesi gördüğü yurdum gerçeği, kaplumbağanın sırt ağrısı, kırkayağın romatizması, sümüklüböceğin nezlesi, Neşe'nin kepek sorunu, cam filmi bilmecesi, benzin fiyatı, ÖTV, KDV, MTV, yok deve vs. diyerek her şeyden şikâyet etmeyelim. Tamam, iğneden ipliğe her şeye zam geldi, hayat çok daha pahalı oldu, yaklaşan kışla beraber doğalgaz ve ısınma giderleri de cüzdanları yakacak.  Yeryüzünde resmen vebalı ülke mua...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Yahya Hoçur @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

AYLA

Öncelikle, filmin insani boyutuna diyecek hiçbir şey yok. Türk askerinin merhameti, sevgi, özlem, acı, üzüntü, aşk, ihanet her şey vardı. Bizden önceki seanstan çıkanlar ağlayarak geldi. Bizim seansta da göz yaşları şelale oldu. Yaşanmış bir hikaye. Bu açıdan bakıldığında tüyler ürpertici.  Filmin görüntü kalitesi muhteşemdi. Savaş ve dövüş sahneleri hiç de öyle uyduruk değild i. Kostümler, araçlar, sair materyaller, mahalleler geçmişe döndürdü.  Hele Süleyman askerin yaşlılığında söz vermek ile ilgili söylediği sözleri benim içim çok dokunaklıydı. Laf olsun diye değil de yapabileceği sözleri söyleyip, yapamayacağı sözleri sarf etmeyen insanlar iyi bilir söz verip de tutamamanın in...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Nurten Loklar Ataberk @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

​SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ'NE DÂİR

Geçtiğimiz ekim ayında çok değerli bir kitâb, hayâtımızdaki yerini aldı. Üstelik başucu kitâbı olacak derecede güçlü, önemli ve değerli bir kitâb olarak… Savaşçının Dokuz İlkesi, değerli Mete Aksoy'un, liderlik, strateji, askerlik, iş dünyâsı ve benzeri alanlarda okuduğu, incelediği yüzlerce eserin sonucunda ortaya çıkan bir sistematik yapı… Şimdiye kadar birçok kitâb yazısı yazdım. Ancak hiçbirine bu şekilde giriş yapmadım. Böylece kitâbın beni ne kadar etkilediğini göstermek istiyorum. Historia Yayınları'nın henüz yayınladığı ilk kitâbla böyle bir başarı yakalamasını da tebrîk etmek gerekir. Yazar Mete Aksoy ise zâten gerek Türkiye'de, gerek ABD'de yaptığı çalışmalar ve ortaya koyduğu eser...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

TÜRK demek TÜRKÇE demektir; ne mutlu TÜRK'üm diyene!

​ 1 Kasım 1928 tarihinde meclis oylamasıyla kabul edilip 3 Kasım 1928 tarihinde resmi gazetede yayınlanın yürürlüğe giren harf inkılabının yıl dönümünde, Türkçe'nin öneminden ve harf inkılabının gerekliliğinden bahsetmeye çalışacağım. Neden bir harf inkılabına gerek duyulmuş, yapılmasa olmaz mıydı, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bu konudaki ısrarının sebepleri nelerdir? Şimdilerde çok sık dillendirilip bir yara gibi kaşınmaya çalışılsa da azıcık bu konuda bilgi sahibi kimseler bunun yapılmasının ne kadar gerekli olduğunu biliyorlar. Ama her konuda olduğu gibi bu konuda da bazı sivri akıllılar çıkıp akılları sıra bunun üzerinden nemalanmaya çalışmıyor da değil. O sivri akıllı efendilerin sordukları...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

KARARSIZ KASIM VE MOLLA KASIM İKİLEMİNDE OKUR YAZARLIK

        Karar vermekte zorlandığım bir dönemdeyim. Kendimle yüzleştiğim bir olay sonrasında, şuursuzca söylenmeye başladım. ' Kararsız Kasım' a döndün kızım. Eskiden böyle değildin kendine gel ' derken Kararsız Kasım sözünün nasıl ortaya çıktığını merak ettim. Ve dedikoducu Google amcaya müracaat ettim.        Neler buldum neler. Bir baktım uçundan kıyısından felsefenin içindeyim. Kararsız Kasım' dan Molla Kasım' a nasıl savruldum bilemedim.. Eee Felsefe farklı bir ilim. Derinliklerde boğulmadan öğrendiklerimi sizlerl paylaşmak istiyorum..        "Kararsızlık", karar verememe halini değil; karar verirken, kararın bağlamını dikk...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Sevginaz Hamevioğlu @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ NEDİR?

Tarihteki savaşları incelemek suretiyle ortaya çıkan dokuz prensip vardır. Zaferle sonuçlanan savaşlar genellikle bu dokuz prensibin uygulanmasından çıkar. Türk ve dünya tarihinde zaferle sonuçlanan savaşlarda çoğunlukla bunlar uygulanmıştır. Bu, zaten uygulanan, prensipleri ilk formülleştiren kişi ünlü İngiliz stratejist J.F.C. Fuller'dir. Bu prensipler: Hedef, Saldırı, Güvenlik, Manevra, Sıklet Merkezi, Kuvvet Tasarrufu, Basitlik, Emir-komuta ve Baskın prensipleridir. Amerikan ordusu ve Türk ordusu başta olmak üzere, çoğu NATO ordusunda bu prensipler kullanılır. Bazı ordular bu prensipleri yeni bir prensip ekleyerek veya çıkararak kullanırlar; ama çoğu ülkenin ordusunda, bir-iki eksik veya fazla bu prensipler kullanılır. Savaşlarda bu prensipler kullanılmıştır ve genel mânâda bir savaş bu prensipler ışığında analiz edilir.

Bu prensipleri, stratejik kurallarla veya manevralarla karıştırmamak gerekir. Genelden spesifik olana gidersek sıralama şöyle yapılabilir. Prensipler – Stratejiler – Manevralar – Taktikler. Bu dokuz prensip veya başlıkta yazdığımız gibi bu dokuz ilke, zafer için genel çerçeveyi belirler. Düzlemi oluşturur. Bu prensipleri tarih boyunca ordular kullanmışlardır ama ilk sistem haline getiren Fuller'dir. Yani prensipleri bulan ben değilim. Bununla birlikte, kitapta prensiplerin alt kuralları olarak yazdığım kurallar yaklaşık 15-20 yıllık savaş sanatı ve askerî tarih okumalarımdan çıkardığım kurallardır. Daha doğrusu, Fuller'in prensipleri bir sistem haline getirmesi gibi, zaten kullanılan bu alt kuralları da ben bir sistem haline getirdim.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Mete Aksoy @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

'SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ' HAKKINDA

İlk Okurun Notları​  Sözü fazla uzatmaksızın, Savaşçının Dokuz İlkesi ile ilgili birkaç düşüncemi paylaşacağım bu kişisel, ayrıntısız notlarda. Diğer okurlara yol göstermek, 'okuma biçimi' önermek gibi bir gayem yok. Sonuçta her okur, bir şekilde ve tabiî ki kendine göre açar, çizer yolunu. Ayrıca, savaş sanatı hakkındaki düşünsel birikimim de, başkalarına kılavuzluk edecek nicelik ve nitelikte değil zaten: Bu eksiğimin altını çizmişken, ilk notumu da düşeyim: Kitabı okurken, sözünü ettiğim birikime ihtiyaç duymadım pek; Mete Aksoy, Savaşçının Dokuz İlkesi 'ni, savaş sanatı literatürüne yabancı, orta nitelikli okurları da göz önünde bulundurarak tasarlayıp, olabildiğince yalın, akıcı, ö...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Fırat Kargıoğlu @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

KALA MALA'cılar

Okula gittiği ilk gün hemen kütüphaneye çıktı. Kapıyı vurup içeriye girdi. Kütüphane görevlisi Muharrem Hoca yine her zaman ki yerinde oturuyor, metal ayakları küflenmiş olan masasında kitap okuyordu.   ​ Dedesi dili döndüğünce Oğuz'un sorularına cevap verip açıklamaya çalıştı. Evladım orası; "Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği diye bir ülkedir. Burada gördüğün, haritanın gösterdiği görünen kısmı okula gittiğin zaman bu haritada görünmeyen kısmını da öğrenebilirsin. Ama hiç bize göre bir yer değil bunu da böyle bilesin. Yurdumuzun insanlarını birbirine kırdırıp kendi emellerine alet etmeye çalışır. O gördüğün yerler Türk yurdudur zamanında oraları işgal edip kendi emirlerine uyar ha...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Dede Burası Neresi?

Komşular demişti öğretmenleri ama öğretmenleri Yunanistan, Bulgaristan, İran, Irak, Suriye'nin yanında Azerbaycan, Nahcivan, Ermenistan ve Gürcistan'dan da bahsetmişlerdi ama burada onları göremiyordu. Onların yerinde S.S.C.B diye garip harfler vardı. Elini tam o harflerin olduğu yere getirerek dedesine sordu. ​ Otogarda otobüsten indiklerinde kar durmuş gibiydi sokaklar sessiz, sakin adeta in cin top oynuyordu. Güneş tam batmak üzereydi en çokta bunu seviyordu ama o yüksek binalar önüne geçmeseydi daha güzel olacaktı. Halbuki; binalar en fazla üç veya dört katlıydı ama sevmiyordu işte hep istasyonun oradan geçseler trenle gelip gitseler ne güzel olacaktı. Zaten ilçeye aile büyüklerini ziyar...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum