tahtapod.com | Blog

SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ NEDİR?

Tarihteki savaşları incelemek suretiyle ortaya çıkan dokuz prensip vardır. Zaferle sonuçlanan savaşlar genellikle bu dokuz prensibin uygulanmasından çıkar. Türk ve dünya tarihinde zaferle sonuçlanan savaşlarda çoğunlukla bunlar uygulanmıştır. Bu, zaten uygulanan, prensipleri ilk formülleştiren kişi ünlü İngiliz stratejist J.F.C. Fuller'dir. Bu prensipler: Hedef, Saldırı, Güvenlik, Manevra, Sıklet Merkezi, Kuvvet Tasarrufu, Basitlik, Emir-komuta ve Baskın prensipleridir. Amerikan ordusu ve Türk ordusu başta olmak üzere, çoğu NATO ordusunda bu prensipler kullanılır. Bazı ordular bu prensipleri yeni bir prensip ekleyerek veya çıkararak kullanırlar; ama çoğu ülkenin ordusunda, bir-iki eksik veya fazla bu prensipler kullanılır. Savaşlarda bu prensipler kullanılmıştır ve genel mânâda bir savaş bu prensipler ışığında analiz edilir.

Bu prensipleri, stratejik kurallarla veya manevralarla karıştırmamak gerekir. Genelden spesifik olana gidersek sıralama şöyle yapılabilir. Prensipler – Stratejiler – Manevralar – Taktikler. Bu dokuz prensip veya başlıkta yazdığımız gibi bu dokuz ilke, zafer için genel çerçeveyi belirler. Düzlemi oluşturur. Bu prensipleri tarih boyunca ordular kullanmışlardır ama ilk sistem haline getiren Fuller'dir. Yani prensipleri bulan ben değilim. Bununla birlikte, kitapta prensiplerin alt kuralları olarak yazdığım kurallar yaklaşık 15-20 yıllık savaş sanatı ve askerî tarih okumalarımdan çıkardığım kurallardır. Daha doğrusu, Fuller'in prensipleri bir sistem haline getirmesi gibi, zaten kullanılan bu alt kuralları da ben bir sistem haline getirdim.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Mete Aksoy @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

'SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ' HAKKINDA

İlk Okurun Notları​  Sözü fazla uzatmaksızın, Savaşçının Dokuz İlkesi ile ilgili birkaç düşüncemi paylaşacağım bu kişisel, ayrıntısız notlarda. Diğer okurlara yol göstermek, 'okuma biçimi' önermek gibi bir gayem yok. Sonuçta her okur, bir şekilde ve tabiî ki kendine göre açar, çizer yolunu. Ayrıca, savaş sanatı hakkındaki düşünsel birikimim de, başkalarına kılavuzluk edecek nicelik ve nitelikte değil zaten: Bu eksiğimin altını çizmişken, ilk notumu da düşeyim: Kitabı okurken, sözünü ettiğim birikime ihtiyaç duymadım pek; Mete Aksoy, Savaşçının Dokuz İlkesi 'ni, savaş sanatı literatürüne yabancı, orta nitelikli okurları da göz önünde bulundurarak tasarlayıp, olabildiğince yalın, akıcı, ö...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Fırat Kargıoğlu @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

AMERİKA HİNDULARININ TÜRK RUHU

Tüm bu söylenenlerden sonra şu sonuca varıyoruz ki halkların kökenlerini açığa çıkarmak için antropolojik deneylerin yanı sıra günlük hayat ve dini semboller gibi birçok unsur göz önünde bulundurulmalı. Son devirlerde yapılan bir dizi teknolojik araştırmalar ortaya her gün yeni kuramlar atmaktadır. Öyle ki artık bazı dillerde Türk kökenli kelimelerin olduğu ve bazı halkların din ve mitoloji gibi milli unsurlarında Türk soylu obje, şahıs ve motiflerin mevcutluğu kabul edilmeye başlanmıştır. Dünyanın birkaç öncü Türkoloğu, Amerika Hinduları ile Türklerin menşei bağlılığı hakkında ilginç söylemlerde bulunmuşlardır. Hindu kabilelerinin dünyaya bakışlarında, dinlerinde, efsanelerinde, adet ve ana...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Aslıhan Kaya @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

KALA MALA'cılar

Okula gittiği ilk gün hemen kütüphaneye çıktı. Kapıyı vurup içeriye girdi. Kütüphane görevlisi Muharrem Hoca yine her zaman ki yerinde oturuyor, metal ayakları küflenmiş olan masasında kitap okuyordu.   ​ Dedesi dili döndüğünce Oğuz'un sorularına cevap verip açıklamaya çalıştı. Evladım orası; "Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği diye bir ülkedir. Burada gördüğün, haritanın gösterdiği görünen kısmı okula gittiğin zaman bu haritada görünmeyen kısmını da öğrenebilirsin. Ama hiç bize göre bir yer değil bunu da böyle bilesin. Yurdumuzun insanlarını birbirine kırdırıp kendi emellerine alet etmeye çalışır. O gördüğün yerler Türk yurdudur zamanında oraları işgal edip kendi emirlerine uyar ha...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Dede Burası Neresi?

Komşular demişti öğretmenleri ama öğretmenleri Yunanistan, Bulgaristan, İran, Irak, Suriye'nin yanında Azerbaycan, Nahcivan, Ermenistan ve Gürcistan'dan da bahsetmişlerdi ama burada onları göremiyordu. Onların yerinde S.S.C.B diye garip harfler vardı. Elini tam o harflerin olduğu yere getirerek dedesine sordu. ​ Otogarda otobüsten indiklerinde kar durmuş gibiydi sokaklar sessiz, sakin adeta in cin top oynuyordu. Güneş tam batmak üzereydi en çokta bunu seviyordu ama o yüksek binalar önüne geçmeseydi daha güzel olacaktı. Halbuki; binalar en fazla üç veya dört katlıydı ama sevmiyordu işte hep istasyonun oradan geçseler trenle gelip gitseler ne güzel olacaktı. Zaten ilçeye aile büyüklerini ziyar...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

NOKTA İMLA İŞARETLERİNİN EN ASİLİDİR...

Cevaplarını bilmediğiniz soru işaretlerinin çoğaldığı, artık virgüllerin tükendiği, ünlemlerin fayda etmediği zamanlarda olayı uzatmamak, germemek lazım. 

Peyzaj, Joan Miró​, 1968

Mevzu bahis 'yazı' olunca, insanın aklına ilk gelen tabii ki kelimlerdir.

Kelimeler önemlidir. Her kelimenin gücü vardır. Bu güç bazen kendine has, tek kendi başına hissedilir. Okuyanı kendine bağlayacak, okuyana farklı boyutlar açabilecek kadar kudretlidirler bu tür kelimeler. Bazen de, başka kelimenin sahip olduğu kendine öz kuvveti daha da güçlendirmeye yararlar.

İyi yazarı kötü yazardan ayırt eden ise, kelimeleri doğru ve yerinde kullanarak bu gücün yansımasını tam kıvamında kullanmasıdır.

Usta yazarlar adeta usta bir koreograf gibi, hangi kelimenin ne zaman sahneye çıkıp, hangi sırada olacağını bilenlerdir. Belki tek başına pek fazla etki yaratmayan kelimeleri doğru kullanarak okuru büyüsüne çeken muhteşem bir eser yaratabilirler.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© M. Alp @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

BİTEN ÇAĞIN DEDİKODUSU: Post-Modernizmin Sonu

 Adolf Hitler; Kimilerine göre Nietzche'nin Ecce Homosu, kimilerine göre  şeytan, bana göre ise Modernizme tokat atan  Modernizm'in öz evladı! ​   Öncelikle elimizde bulunan ölünün doğumunu anlatalım ;1789 yılında ekonomik gücü artan burjuvazi Krallık ve Geleneksel sisteme karşı büyük bir zafer kazandı. Devrim sonrası krallık bir süreliğine geri dönmüş olsa da pandora'nın kutusu açılmış, bebek doğmuştu.    Bu bebek Modernizmdir. Avrupa artık  Dünya'nın efendisiydi, medeniyet ateşini ''Vahşilere'' götüren oydu. En büyük sermayesi aklın gücüydü. Avrupa bu sermayeyle hiç görmediği ülkeleri sahipleniyor, oranın insanlarını ''insan'' yapıyordu. Zi...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Berat Şendil @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Türkçesizliğe Böyle Geldik

Nesri öğrenme çağımızdır. Şiirde çalkalanma yıllarıdır. Öyle savruluşlar yaşanır ki, dilde de büyük kaymalar olur. En önemlisi, işâret ettiğimiz " yapma dil" sun'îliğidir. Yüz yıl içinde, tahtından alaşağı ettiğimiz o yanından bu yanından kırpılmış bir dille konuşuyor ve yazıyoruz. Yanmış binâsından, içi yanan yardımseverlerin kurtardıklarıyla idâre eden eski zenginler gibiyiz ve ne yazık ki bunun farkında bile değiliz. Üstelik, bu konuda da yenilmişlik duygusu içinde başka dillerin sevgisine kapılanıyoruz. Dil bozgunu yeni olsa da bu durum yeni değildir. Okumuşlarımız, yüz yıl önce Fransız ve Fransızca hayranıydılar. Şimdi Fransızca 'nın yerini dünyâ dili haline gelen İngilizce aldı. İngili...
Devamını okuyun
  0 yorum

​CAZİM GÜRBÜZ'E AÇIK MEKTÛP

  Bayburt Postası adlı yerel gazetedeki köşenizde son iki yazınızı Atsız Hoca'ya ayırmışsınız ve Hoca'ya karşı eleştirel bir gözle yaklaştığınızı söylüyorsunuz. Hattâ doğrusunu da, yanlışını da yazdığınızı söylüyorsunuz. Elbette isteyen herkes, istediği kişi hakkında, hakâret etmediği sürece, istediğini söyleyebilir. Ancak bakalım, söyledikleriniz ne kadar doğru? İlk olarak "Türkçülüğü tarikat, Atsız'ı da şeyh ettiler" yazınız üzerinden hareket edelim. Bu yazınızda "Atsız çuvallamıştır" diyorsunuz ve bunu akılcı bir eleştiri olarak görebiliyorsunuz. Öncelikle çuvallamak gibi argo bir sözcük ile eleştiri yaptığınızı sandığınız an, eleştirinin ne olduğunu zerre anlamadığınız belli oluyor....
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com

  0 yorum

ARENDT'DEN GÜNÜMÜZE KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI

Örneğin Vietnam Savaşı görüntülerinin dünyaya servis edilmesiyle başta Amerika'da başlayan savaş karşıtı kitlesel eylemler Amerikan askerini Vietnam'dan çıkmaya zorlayacak güçte etkiye sahipken günümüzde kıyıya vuran çocukları 2 dakikalık haber bültenine sıkıştırabilen bir toplumsal sıradanlaşmadan bahsetmekteyiz. ​ Ülkemizde özellikle totalitarizm üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan Hannah Arendt, 1906 yılında Almanya'nın Hannover kentinde doğmuştur. Marburg, Freigburg ve Heidelberg Üniversitelerinde felsefe eğitimi görmüş; Heidegger, Husserl ve Karl Jesper gibi 20. Yüzyıla damgasını vuran Alman filozoflardan dersler almıştır. 1933'te Nazilerin Almanya'da iktidara gelmesiyle önce Fransa'...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kaan Eroğuz @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum