tahtapod.com | Blog

Bir Gece Deccalle Yalnız Kalmak

Bir Gece Deccalle Yalnız Kalmak

Puslu bir ülkenin aşkı kış uykusuna yatırmış kızıyım, zaman kalabalıklarla yaşamama rağmen ipince mutlu
bir yalnızlıktı nicedir.Bencilliğimden hoşnut, bütün bir ülke bunalmışlık uykusuna yatmışken
ruhum sıçraya sıçraya uzaklaşıyordu herkesten ve her şeyden, karlı bir yolda ayak izi bile bırakmadan.
ne arkamda kapanmış bir kapı ne önümde yeni gün vardı
Ben oturmuş sigara içiyordum ne şömine başında şarabını yudumlayanları ne soğuktan donanları düşünüyordum...
Dünyayı ..klemiyordum anlatabiliyor muyum
Yaşam boştur demiştim
Fosforlu bir depresiftim ,İzmiri mesken tutmuş bir nihilist.
Başım ağır geliyordu gövdeme, zevksiz zeksiz sıralanmış binaları gökyüzüne yakıştıramıyordum
Yukarda sümüğü akan bir ay vardı, bir iki çapaklı yıldız

Devamını okuyun
  0 yorum

Bilge Lider

​Öncelikle 27 Mayıs 1960'ın Kudretli Albay'ı Alparslan Türkeş'in, 27 Mayıs 1980'de şehit edilen Gün Sazak'ın ve davayı yaşatmak için canlarını veren şehitlerimizin ruhları şad olsun. 

Uğruna can verilen dava; Türk milliyetçiliği davası; bu davayı temsil eden makam MHP genel başkanlığı makamıdır. Yıllardır verilen şehitlerin yükü bu makamda oturanın omuzlarındadır. Bu aynı zamanda tüm Türk dünyasının yüküdür. O nedenle bu makamda başarılı olana kendiliğimizden "Başbuğ" deriz, başaramayan ise kerameti kendinden menkul "Bilge Lider" olur. 

Bir süredir "Bilge Lider" yerine Başbuğ seçmek için bir mücadele veriyoruz. Tabi Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldığını iddia eden hırsızlara karşı mücadelede oldukça pasif olan -şüphesiz bunda birtakım hikmetler vardır ne de olsa "Bilge Lider"- beyimiz söz konusu kendisiyle alakalı bir seçim olduğunda hukukun bütün dolambaçlı yollarını kullanabiliyor. Üstelik Kürtçüler bize vurduğu zaman diğer yanağımızı dönmemizi öğütleyen havarileri bu seçimde sopalarını aba altında gizlemeye gerek bile duymuyor.

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

İhtimal'le "Millet ve Milliyetçilik" üstüne sohbet

Milliyetçilik bitiyor mu başlıyor mu?

1-Kitabınız, son yıllarda, özellikle 1980 sonrası dönemi konu alan, millet ve milliyetçilik üzerine yapılmış en kapsamlı çalışma. Öncelikle böyle bir kitap fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu sorunun iki cevabı var. Bizim felsefecilerin kullanmaya bayıldıkları kelimelerle "biri tikel, öbürü tümel". ("Tikel", "tümel" diyeceğimi söyleseler inanmazdım!)

Millî Düşünce Merkezi otuz temel kitapçık hazırlatıp yayınlamaya karar verdi. Sonra sosyal medyada çevremize bu otuz konu ne olmalıdır diye sorduk. Öyle bir ilgi ve teklif yağmuruyla karşılaştık ki planlanan kitap sayısı altmışı aştı. Bunlar 64 sayfalık (4 forma) kitapçıklar olacaktı. Bir hata yapıp milliyetçilik konusunu bana verdiler. 64 yerine 364 sayfa oldu!

Diğer sebep benim kendimi bildim bileli Millet ve Milliyetçilik kitabını yazmakta olmam. Tanıdığım Türkçü fikir adamlarıyla bütün konuşmalarım aslında bu kitabın yazılmasıydı. Sürekli kavramların yan yana konulması, sınanması, dünyanın gözlenmesi, sorular, problemler, çözümler, okumalar, hepsi hepsi… Galip Ağabey'in, Galip Erdem'in özel yeri vardır bu tarihçede.

İşte bu ikisi, biri uzun öbürü nispeten kısa geçmişli iki sebep birleşti ve ortaya Millet ve Milliyetçilik çıktı.

Devamını okuyun
  0 yorum

NAİMA-ZADE İZZET EFE’NİN ANLATTIKLARIDIR

Padişahımız efendimiz Deyvidzade Güccük Ahmet Paşayı azledince, demokrasiyi bütünüyle homini gırtlak yaparak doymuşluk hissiyle nasıl kustuğumuzu anlayamayan bazı nifak çevreleri, Padişahımız efendimizin işaret ettiği tek adayla girilen Kurultayda bırakın Padişahımız efendimize, demokrasiye bile laf eder oldular. Neyse ki Kurultayda Divan Başkanı, Partinin Haşmetmeap hazretlerinin malı olduğunu söyledi de demokrasi mü'minleri amentü yenilemiş oldu. Allah ü alem, wela külli ziyan… Tosunpaşa kıvamındaki yeni Sadrazam geleneği bozmayarak İlahiyatçıyı Adalet Bakanı, Damat Berat Paşa'yı da enerjimize enerji katsın diye Kabinede tuttu. Tabii ki "Allahu e'lem bî muradihî"…

* * *

DEMONKRASİ! İlk kez İsmet Özel'in bir yazısında görmüştüm bu ifadeyi. Türkçede birçok karşılık bulabilirsiniz ama benim tercihim "Şeytanla zina yapmış zihniyet sahibinin amuda kalkarak meşruiyetini sağlamlaştırması" şeklindedir. Bir de Demo-krasi vardır ki "P ise Q" önermelerini dahi anlayamayan toplumların bünyesine en uygunu budur. Demo-krasi'den Demonkrasiye geçiş tereyağından kıl çekmek gibidir. "Tereyağında o kılın ne işi var?" sorusunu soran da taşlanması gereken bir münafıktır…

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

İKTİDARDA KALMA ÇABASI

Mevcut iktidarın geçmişte, Milli Görüş fikrinden dolayı şu anda her yaptığı icraatı bir kesim din adına uygulandığını düşünüyor. Kapitalist sistemin en büyük özelliği her türlü fikri para için kullanabilmesidir. AKP, 2002-2007 arası kapitalist sistemin Türkiye'de uygulayıcılığını yapmıştır. [Çıkardıkları kanunlar nazarında] 2007'den sonra nakdi yardımlar ve çıkarmış oldukları kanunlara baktığınız zaman sosyalist sistemin emarelerini görmek mümkündür. Benim anladığım, bu hükümetin İslami bir gelenekten geldiği halde, çıkarttığı kanunlar ve uygulamaları kapitalizm ve sosyalizm arasında gidip gelen, kendisi ile çelişirken kırmadan dökmeden iktidarda kalmanın yöntemini bulmaya çalışma çabasıdır....
Devamını okuyun
  0 yorum

ERKEK DEVEYİ DİŞİSİNDEN AYIRT EDEMEYEN MUTLU KALABALIK

Kişinin mutlak mutlu olabilmesi için ya kendi keyfi tıkır olup dünyada başka insanların ızdıraplarına karşı tamamı ile duyarsız olması gerekir, ya da diğer insanların ızdıraplarını alıgılayamayacak kadar... cahil diyelim. 

Dolaysıyla, mutlak mutlululuğun ya mutlak bencillik ya da mutlak cehalet ile mümkün olduğuna inanırım. 

Maalesef bir kesimin Türkiye'de her ne olursa olsun çok mutlu olduğunu görüyorum. 

Bu kesim; 

PKK ile yollar beraber yürünüyor...
Mutlu, alkışlıyorlar! 

PKK 'tekrar(!)' hain oluyor, 
Mutlu, alkışlıyorlar! 

Devamını okuyun
  0 yorum

NASIL BAŞARDIN

Var olsan tekrardan dağı aş desem
Gözümde dinmiyor gayrı yaş desem
Gençlerin vuruldu yetiş koş desem
Bilirim düşünmez koşardın Atam 

Devamını okuyun
  0 yorum

Sevgi Sıcaktır...

Sevgi Sıcaktır...

"Geri de sapsarı ölüm kaldı"...

Hastanenin kan bankasında bulunan yedi ünite kan verilmiş, gruba ait kan bittiği içinde uyumlu gruplardan yakınlarındaki arkadaşlarından kan verilmeye başlanmıştı. Bir yanı soğurken, bir yanı böylece ısınıyordu. Bir yanına ölüm matemi otururken, diğer yanına sevginin mücadelesi hakimdi. Ama zaman Tanrı'ya yârdı. Kişinin türemesi ölüm içindi..

Devamını okuyun
  0 yorum

POP AYDIN, YÜKSEK KÜLTÜR, PAÇOZ

Popüler diye moda kılınan ve her gün rengi değişen postmodernist mimariye, şusuna busuna, ama en çok müziğine uyuzum. Bu konuda ergenlerin beni anlamaması, benim onları anlamadığım anlamına gelmez. Ergenlerin yanılgısı, bir zamanlar büyüklerinin de ergen olduğunun bilincinde olmamasıdır. Bu döngü maalesef sürekli tekrarlanıyor…

Örnek olsun diye bahsedeceğim: İsmail YK'yı niye sevmiyorum? Çünkü İsmail YK, neredeyse çalmadığı müzik aleti yokken, hem de üst seviyede çalabiliyorken ergen zekâsına ve şehvetine müzik satıp para kazanabilmektedir. Aynı şey müzik aletleri çalma konusunda tam bir üstad Orhan Gencebay için de geçerlidir. Sadece bağlamayı değil, piyanoyu da en üst seviyede notalandırır. Ama müthiş müzik becerisine rağmen Türk müziğine değil, Ortadoğu Arabeskine hizmet etmiştir. Ve İbrahim Tatlıses; müthiş sesini her tür müziğe açarak sesini "profesyonel" olarak pazarlamıştır. Oysa karar kılıp sanatını icra etse tarihe geçebilirlerdi. Örneği çoktur; bu tipler, deha seviyesindeki müzik kültürünü günlük kazançların peşinde harcamaktadır. Bu harcama "Üst Kültür" değil, paçozluk üretir…

"Toplum bunu istiyor" tarzında söylemler, aynı zamanda toplumun vahiy aldığını ima eder ki, bu saçmalığın dibidir!

Devamını okuyun
  0 yorum

TANRI ÜZERİNE

Kağıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır.
(Malcolm S. Forbes)

​İnsanlığa fayda sağlamak amacıyla icat edildim. Bu icat kuşkusuz dünya tarihinin en keskin virajıdır. Çünkü ben olmasam da dünya var olurdu fakat tarihi asla olmazdı. Fayda sağlamak amacıyla icat edildim ama beni kullanana göre hizmet amacım daima değişti. Kiminin elinde en büyük gerçeklerin savunucusu oldum. Kiminin elinde ise menfaat ve çıkarların güdümünde kullanıldım. Beni çıkarları için kullandıklarında gecelerce ağladım, her yer mürekkebimle doldu. Doğruları yazdığımda ise en ağır cümleleri dahi bir çırpıda yazıverdim. Evet ben insanoğlunun beynine hizmet ediyorum fakat asıl gerçek şu ki insanoğlu bana hizmet ediyor ben de tüm insanlığa ulaşıyorum.

Eğer ben olmasaydım her şey düşlerde, düşüncelerde kalacaktı. Benim sayemde insanlar dertlerini, kederlerini yazarak rahatladı, sevinçlerini paylaşarak ise mutlulukların artmasına vesile oldu. Üzüntüm şundandır ki beni görmüyorlar ve her şey de insanı tebrik ediyorlar. Halbuki ben olmasam o insanların hiçbir değeri olmayacaktı. Dostoyevski olmayacaktı, Gogol olmayacaktı, Victor Hugo olmayacaktı. Mesela Raskolnikov'u da Dostoyevski değil ben yarattım. Ben olmasaydım siz asla onu tanımayacaktınız ve Raskolnikov sadece Dostoyevski'nin beyninin içinde gezecek onun düşünde var olacaktı. Ben ise onu sizinle tanıştırdım ama siz beni değil onu düşüneni tebrik ettiniz. Siz farkında değilsiniz ama sizi yöneten benim. Her zaman yanınızda, önünüzde, arkanızda olan benim! Oksijeni dahi benim sayemde içinize çekiyorsunuz.

Devamını okuyun
  0 yorum