tahtapod.com | Blog

ABIM'E

​Ozandı O susmayan

Dili vardı Abimin

Mızrabından haykıran 

Eli vardı Abimin 


Gülüp acı çekerdi 

Sazı için dökerdi 

Hep sevgiler ekerdi 

Gülü vardı Abimin


Davaydı tek tasası

Olmasa da libası 

Turan adlı obası 

Ili vardı Abimin


Aldırmadı ona buna

Söz vermişti Budun'a 

Mecnun gibi od'una

Çölü vardı Abimin 


Zulme sessiz kalmayan

Susmadı hiç bir zaman

Yalnız Hakk'ı haykıran 

Teli vardı Abimin 


Milleti uyandıran  

Kalk diyerek kaldıran 

Fırtınayı andıran 

Yeli vardı Abimin 


Gururluyuz imanla 

Haklıyız bak zamanla

Her adım damla damla 

Teri vardı Abimin 


Doğan Ay

  0 yorum

YARAMAZ ADAMDI VESSELÂM...

​ Evet, lâfı dolandırmadan O'nun yaptığı gibi yapıp en son söylenecek sözü en baştan küt diye söyleyeyim: " İyi bilirim, yaramaz adamın tekiydi…" *** Dostlar, kendimi avutmak için bir sebep bulmuştum ve uzun zamandır yazmıyordum yine. Ve açıkçası yazmayı da pek düşünmüyordum. Susmak, bir kenara çekilmek kolay gelmişti bana… Lâkin halkın ve Hakk'ın sözcüsü, zor zamanların susturulamayan sesi, âşıklık geleneğimizin zirve ismi ve çağın Dede Korkut'u Ozan Arif'in vefat haberiyle derinden sarsıldım. Ve nedense aklıma ilk olarak, "Ölmez bu hareket ölmez bu dava" şiiri geldi.  *** Ozan, giderken bile, "Ölmez bu hareket ölmez bu dava" diyor ve o mısralarda sanki bana sesleniyordu: "Küfür g...
Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF'İN ARDINDAN: SUSMAYAN VE KORKMAYAN BİR ADAMIN PORTRESİ

​ Ne kadar konuşmaktan çekinsek de, düşünmek istemesek de kaçamadığımız bir şey var: Ölüm! Her ne kadar hepimiz bir gün öleceğimizi bilsek de o an geldiğinde gidenler kadar geride kalanlar için de vurucu oluyor. Hatta yaşı oldukça ilerlemiş veya ağır bir hastalık geçirmiş kişilerin bile hayatlarını kaybetmesini kabullenemiyoruz.Elbette her ölüm yakınlarını üzüyor ancak öyle kişiler var ki onların bu dünyadan göçüşü sadece aile ve arkadaş çevrelerini değil, milyonlarca insanı kahrediyor. İşte onlardan biri olan Ozan Arif de bugün hayata gözlerini yumdu. Ozan Arif, onu tanıyanlar için isminin başına onlarca sıfat getirmeye gerek olmayan, sadece "Ozan Arif" denilmesi bile çok anlam ifade eden b...
Devamını okuyun
  0 yorum

BARIŞ ABİ

baris-manco-kimdir-e1485928862597
​ Eserlerinin sadece adlarını alt alta yazsak başka eserler meydana gelir. O müzik sanatının duayeni, o bir filozof, o bir dünya gezginiydi... Bir pedagog, bir çocuk psikoloğu kadar çocukların ruhuna dokunabilendi, o hepimizin Barış Abisiydi.  Abimin de asker arkadaşı... Polatlı Topçu Füze Birliğinden... İlk ve tek kısa saçlı fotoğrafını o zaman görmüştüm. Her eseriyle hayatın bir başka yanını anlattı bize... "Sarı çizmeli Memmed Ağa bir gün öder hesabı" demişti… O dedi, biz hayatımızdaki Sarı Çizmeli Memmed Ağaları gözden geçirdik, gülümsedik düşündük. " Kara sevda kara sevda, dedikleri daha ne olabilir ki! " dedi; ilk gençlik aşklarını, bir kitapta anlatılamayacak kadar güzel hissetti...
Devamını okuyun
  0 yorum

Seni Unutmadık Barış Abi...

Birkaç yıl önce Barış Manço hakkında bir bilgi öğrendiğimde şaşırmıştım. Atatürk'ten sonra Türkiye'de sokaklar, kültür merkezi, park, vs toplamda en çok ismi verilen 2. Kişi Barış Manço'ymuş Düşününce mantıklı geldi. Çünkü Atatürk'ten sonra bu milleti bölmeden, herkesi seven, bir şeyler öğretmeye çalışan 2. Kişi Barış Manço'ydu. Türk Milletine dünyayı tanıttı, tarihini anlattı. Sevgiyi, saygıyı anlattı, çocukların Barış abisi oldu. Aileler Barış Manço izlettirerek çocuklarını yetiştirdiler. Ispanağı sevdirdiler. Diş fırçalamayı öğrendiler. Annesini babasını dinlemeyen çocuklar, Barış Manço'nun öğütlerini dinledi. Çünkü o büyüklerin Barış Manço'su, çocukların ise Barış abisiydi. Sanatçılığı s...
Devamını okuyun
  0 yorum

"Tebriz'den Masallar: İran Türklerinden Derlenen Metinler"

"Dostum Seçkin Sarpkaya, akademik ve bilimsel kimliğinin ötesinde, benim gözümde Mario Vargas Llosa'nın bahsettiği "Masalcı"dır ve her masalcı gibi güzel bir masalcıdır." KUTLU ALTAY KOCAOVA Daha önce yüksek lisans tezinden uyarlanan ve 2017'de yayımlanan "Türklerin Şeytani Masalları: Türk Masal ve Efsanelerinde Demonik Varlıklar" ve Mehmet Berk Yaltırık ile birlikte hazırladıkları, 2018'de yayımlanan "Türk Kültüründe Vampirler: Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri" adlı kitaplarıyla tanıdığımız akademisyen Öğr. Gör Seçkin Sarpkaya, 2019 ile birlikte "Tebriz'den Masallar: İran Türklerinden Derlenen Metinler" adlı üçüncü çalışmasıyla karşımızda. Sarpkaya'nın bu çalışması alanda yapılmış bir saha...
Devamını okuyun
  0 yorum

LİNÇ - 2

​ Ne güzel söylemiş Wang Chung:  " Edebiyat, anlaması kolay yazması zor olmalıdır; anlaması zor yazması kolay değil. " Yılmaz Özdil bu tarife birebir uyuyor. "Mustafa Kemal" kitabının kolay anlaşılır olması o kitabın kaliteli olduğunu gösterir, kalitesiz olduğunu değil. Şiirle ilgilendiğimi beni takip edenler bilir. Size şiirden örnek vereyim. "Çocuklar inanın çocuklar Güzel günler göreceğiz, güneşli günler Motorları maviliklere süreceğiz Güzel günler göreceğiz, güneşli günler" Ne kadar basit duruyor değil mi? Hadi şimdi herkes otursun Nazım gibi şiir yazmaya çalışsın, bakalım kaç kişi yazabilecek. Yılmaz Özdil gibi kalem oynatmak kolay iş değil. Kolay olsaydı benzeri çok olurdu. Adam y...
Devamını okuyun
  0 yorum

LİNÇ

​ Dün Fazıl Say, bugün Yılmaz Özdil, bakalım yarın muhalifler tarafından, hangi tanınmış muhalif linç edilecek.  Bir muhalefet düşünün ki, Türkiye'nin en çok okunan köşe yazarı ellerinde ve hepsi onu linç etmek için hazırda bekliyor!  Ben çok şaşırdım, gerçekten hazırda bekliyorlarmış. Neymiş efendim "Adam çok para kazanmış!" Bana ne bundan? Hem ne güzel işte yandaş gazetecilere, iktidara yalakalık yapmadan da para kazanabileceğini göstermiş. Çok para kazanması doğal bir olay. Bir ülkede, bir kitap bir milyonun üzerinde satarsa o kitabın yazarı iyi para kazanır.  Bu sadece bizde değil, dünyada böyle. Tabi gelişmiş, ilerici, aydın toplumlarda yazarın kazandığı paraya ...
Devamını okuyun
  0 yorum

YAZMAK ÜZERİNE

20569499-vintage-typewriter-and-old-books-touch-up-in-retro-style

Ortaokuldayken Tülin diye bir arkadaşım vardı. Bir gün, muhtemelen ilkokul 1 veya 2. Sınıf çocukları için yazılmış, resimli bir Almanca kitap getirmişti okula. Bol bol ayıcık resimleri olan bu kitaba baktık baktık… Bizim dilimiz İngilizceydi, hiçbir şey anlamadık. (İngilizce olsaydı, anlayacaktık sanki...) Resimlere bakarak hikayenin ne olduğunu tahmin etmeye çalıştık. Kitap bende kaldı.

Sonra bir gün ben, o kitaptaki resimlerin altına kendi kurguladığım bir hikayeyi yazdım. Nedendir bilmem, Türkçe hocama değil de okulumuzdaki Fransızca hocamıza gösterdim. Belki de yabancı bir dilde yazıldığı için… Sait Hoca'ya... Kitap Almanca, benim aldığım dil İngilizce; ama ben kitabı Fransızca hocasına gösteriyorum. Demek ki dersimize girmediği halde bana daha yakınmış. 

Devamını okuyun
  1 yorum

ATSIZ, ÖZEL BASKI ve ÖZEL LAF SOKUŞTURMALAR

Hüseyin Nihal Atsız... Anan Anana... Onu anmak ayağına birbirine laf sokan sokana. Benim için de bir anlamı var bu ismin. Lakin siyasi ya da toplumsal konumumu onun üzerinden tadil etmek gibi bir derdim yok. 

İlk olarak kuzenimden Bozkurtlar romanını duydum. Okuduğunu heyecanlı heyecanlı aktarmıştı. Ben de kitabı okumamıştım ama ondan dinlediğim kadarıyla hikayeyi anlatabilecek kadar ilgiyle dinlemiştim. Kitap o ara elime geçse okurdum. Köydeydik, vişne kiraz zamanı. Bi' yerden kitap alalım olayı da öyle pek kolay değil. Bilenler bilir hele vişne kiraz zamanı ve 8-9 yaşında bir çocuksanız.

Devamını okuyun
  0 yorum