tahtapod.com | Blog

YAZ DOSTUM: YAZMANIN FAYDALARI

​ Gönül isterdi ki bu yazıyı deneyimli, donanımlı bir usta yazar olarak yazayım fakat bu yazıyı tökezleye tökezleye öğrenen henüz yolun başında bir öğrenci olarak yazıyorum. Lafı fazla uzatmadan biz gençler niye yaz(a)mıyoruz, yazarsak faydalarının ne olacağını inceleyelim. Bu devirdeki milliyetçi gençlerin fikir iklimini yansıtacak. Türk milliyetçiliğine merak saldığım ilk zamanlarda aklımda şu vardı: Bizden öncekiler ne düşünüyordu? Merakımı babamın üniversite yıllarından kalma kitaplarını karıştırarak, internette eski dergilerin (Orkun, Ötüken, Devlet vb.) taranmış formatlarına ulaşarak yatıştırmaya çalışmıştım. Gelecekteki meraklılar için de bugün yazdıklarımız bu işlevi görecektir....
Devamını okuyun
  0 yorum

PİR SULTAN'DAN NAZIM'A

tahtapod-nazm-iin
Hep düşünürüm, ama en çok üç haziranda... Nazım Usta'nın ölüm yıl dönümünde… Neden kendi vatanında değil de başkalarının vatan toprağında yattığını… Neden vatanına, çocuğuna, ailesine hasret, başka birilerinin vatan toprağında göçüp gittiğini… Vatan haini yaftası yapıştırılmıştı değil mi? Komünistti çünkü! Kuvay-i Milliye Destanını yazan bir şair nasıl olur da vatan haini olabilir? … "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları...
Devamını okuyun
  0 yorum

İSİMLER BAYRAK GÖSTERMEDİR

levha

LEVHALARINIZI GÖSTERİN KİM OLDUĞUNUZU SÖYLEYEYİM

Yabancı bir memlekete giderseniz gözünüze hemen çarpacak şeyler tabelalar ve isimlendirmelerdir. Bir bakarsınız ki neredeyse bütün tabelalar, levhalar, reklam afişleri o ülkenin dilindedir. Hemen akla gelebilecek soru şudur: Herhangibir Avrupa ülkesinde başka dilden tabela oranı yüzde kaçtır acaba? Fransa, Almanya, İtalya Avusturya ve diğer irili ufaklı memleketlerde mutlaka bir çalışma yapılmıştır. Yalnız o çalışmaları görmeden de fotograf ve filmlere bakarak doğruya yakın bir fikir edinebiliriz.

Ben bu tarz bir incelemeyi yaptım. Sonuç az çok bildiğim gibiydi: İsimler bayrak göstermedir

A.Yağmur Tunalı
Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN’IN GEÇMEZ GÖNÜL YANIĞI

Türk'ün hayatında ozanlık ayrı bir yerdedir. Ozanlar, Tanrı'nın dil bağışladığı kimselerdir. Görünenin arkasındaki görünmeyeni görecek gözle, bilinenin arkasındaki bilinmeyeni bilecek özel bir zihin ve ruhla donatılmışlardır. Biz onları bu yaradılış imtiyazıyla kabul eder, anlar ve severiz. Kamlık dönemlerinden beri kutsal bir merkezle temasta bulunduklarına dair köklü anlayışımıza her zaman bağlı kaldık. İslamlıktan sonra değişen bir şey yoktur. Sadece yeni inanışa göre şekillenmiştir. Türk Müslümanlığıiçinde tesviye edilmiş, kavramları değişmiş, kutsalla ilişkisi değişmemiştir. Bunun için Türk'ün mistik karakterini en güzel onlar yansıtırlar.

Şimdi çok kullandığımız "saz şairleri" tabiri bizde yenidir. Batılılaşma döneminde tercüme yoluyla girmiş ve sıkça kullanılmış bir kavramdır.Bizim dilimizde onlar "âşık"lardır. Okumuşun dilinde de halkın dilinde de öyledir. İstanbul'da çok rağbet edilen kahveleri vardır. Semâî Kahveleridaimî konser salonlarıdır. Sözün sohbetin derinleştiği, ruhların cilâlandığı mekânlardır.

Devamını okuyun
  0 yorum

​İSLAMİLİK ENDEKSİ VE TÜRKİYE 

Amerika Birleşik Devletleri'nde İran asıllı akademisyen Hüseyin Askari'nin kurduğu İslamilik Vakfı tarafından 2015 yılından beri bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışma ile devletlerin İslami esaslara göre işleyişi ele alınıyor. Bu yıl yapılan araştırmada Türkiye hiç de iç açıcı olmayan bir noktadır.  Türkiye bir önceki yıla göre 14 sıra birden düşerek 153 ülke arasından 95. sıradadır. Peki İslamilik Endeksi nasıl hesaplanıyor? İslamilik Endeksi, devlet yönetimindeki uygulamaların İslami değerlerle uygun olup olmadığını inceliyor. Çalışmayı yürüten araştırmacılar, endeksi sadece nüfusunun büyük kısmı Müslüman olan ülkelerle sınırlı tutmuyor. (Hristiyan ülkeler de bu çalışmanın içerisin...
Devamını okuyun
  0 yorum

Laçın'a, Şuşa'ya, Kırım'a, Mikail Müşfig'e ve Hafızamıza Dair

"Kapıya kölge düştü Ele bildim yar geldi" Bugün 18 Mayıs 2019, hem 1944 Kırım-Tatar sürgününün hem de Laçın'ın işgalinin yıldönümü. İki Türk yurdu, Kırım ve Karabağ, hatıralarımızda el ele vererek kalbimize hüzünle düşüyor bugün. Mikail Müşfig, 1994 Kırım-Tatar sürgünü ve cinayeti sebebiyle nefretle hatırladığımız Stalin canisinin henüz otuzuncu doğum gününü göremeden şehit ettiği dev bir şairdi. Her şiiri bambaşka duygularla bezelidir lakin bugün, Laçın'ın işgal yıldönümünde aklımız onun Gece Düşüncesi isimli fevkalade şiiriyle doluyor. Müşfig, bu şiirinde, "Ay Laçın" ağıdına duygulu bir atıfta bulunmuştu: "Her ulduz bir sarı gül Yarı gönçe, yarı gül" 1900'lerin başında büyük katliamlar yaş...
Devamını okuyun
  0 yorum

DEMOKRASİYE KARŞI ÜÇ YÜZ METRE ULUYAN KURTLAR

demokrasiyeuluyankurt2

"Atom ve uzay çağındayız ama yüz milyonlarca insan ilk primatlar seviyesindedir. Kendi yarattıkları putlara tapmaktadırlar. Bazen evliya diye seviyesiz ve iğrenç bir cahilin, bazen büyük adam diye seviyesiz ve korkak bir hainin, bazen ilerici ses diye alçak bir satılmışın ardından koşarlar."

H. N. Atsız

Rahmet olsun, Atsız yıllar öncesinden müthiş bir tespit yapmış…

***

Atsız'ın iki cümlede özetlediği bu tiplerin hangi birini yazayım; sadece isim listesi yapsam Meydan Larosse'den büyük ansiklopedi olur.

Devamını okuyun
  0 yorum

KÜLTÜR FAKİRLİĞİ

NotreDameYangin

Biz, tabiatı katletmekten, tarihi yıkmaktan, yok etmekten, kitapları, resimleri yakmaktan, heykelleri kırmaktan ve insanları öldürmekten sonra arda kalana,"insanlık kültürü" diyoruz.

Yani kısacası, insanların yok edici ve yıkıcı güçleri hariç kendi türlerinin, yani insanlığın ve dünyanın mirası için yaratarak, üreterek katkıda bulundukları kültür olarak tanımlanabilir.

Dünyada farklı insanlar, milletler, olduğuna göre, bu insanların yaşadığı coğrafya ve şartlar farklı olduğuna göre ve burada saymakla bitmeyecek farklılıklar olduğuna göre, eserlerin şekillendirilmesinde farklılıklar olmasından daha doğal bir şey olamaz.

Devamını okuyun
  0 yorum

HEM İÇİNDE HEM DIŞINDAYIZ ZAMANIN

KRLK-GRMEK

HEM İÇİNDE, HEM DIŞINDA

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

A. Hamdi Tanpınar

Dörtlük A. Hamdi Tanpınar'ın bir şiirindendir. Biz ise bugün hem içindeyiz, hem de dışındayız zamanın.

Ne güzel metinler vardı, bir zamanlar Türkçe kitaplarımızda. Şimdi onlar gibisi yok artık. Onlardan aldık biraz da hayat derslerini. Öğrencilik yıllarımdan mı, öğretmenliğimin ilk yıllarından mı, aklımda kalmış bazıları.

Bunlardan biri de "Bakmak ve Görmek..." Bakmak ve görmek kavramlarının ayrımını o kadar güzel yapmıştı ki... Bir cümleyle özetlemem gerekirse, baktığımız her şeyi aslında görmediğimizi anlatıyordu.

Devamını okuyun
  0 yorum

KİTAPLARIN DÜNYASINA YOLCULUK

​ "İnsanlar konuşa konuşa anlaşır" demişler. Peki ya insanlarla eşyalar da anlaşabilir mi? İnsanın bir eşya ile anlaşmasının yolu nedir? Mesela kitaplarla konuşabilir miyiz? Yoksa kitaplar insanların birbirleriyle sessiz bir şekilde konuşmasının araçları mıdır? Bir kitap için, yazarı ile okuyucularının sohbet etmesini sağlayan araçtır diyebiliriz sanırım. Bu sohbet bazen doğrudan yazarın, bazen de kitabın içerisindeki bir karakterin ağzından dökülen sözlerle gerçekleşir. Bana bütün bunları düşündüren, bu soruları sorduran Oğuzhan Saygılı'nın "Kitaplarla Söyleşi-2" isimli kitabı oldu. Kitaplarla Söyleşi-2, içerisinde 2008'den 2018'e kadar, on yıllık bir süreçte çeşitli zamanlarda yazılıp derg...
Devamını okuyun
  0 yorum