tahtapod.com | Blog

Laçın'a, Şuşa'ya, Kırım'a, Mikail Müşfig'e ve Hafızamıza Dair

"Kapıya kölge düştü Ele bildim yar geldi" Bugün 18 Mayıs 2019, 1944 Kırım-Tatar sürgününün yıldönümü. Bu hazin sürgünde şehit olan binlerce insan gibi, Stalin canisinin henüz otuzuncu doğum gününü göremeden şehit ettiği dev bir şairdi Mikail Müşfig. Güzel insan Eyyub Yagubov'un güzel okuduğu, Gece Düşüncesi isimli fevkalade şiirinde "Ay Laçın" ağıdına duygulu bir atıfta bulunur Müşfig: "Her ulduz bir sarı gül Yarı gönçe, yarı gül" 1900'lerin başında büyük katliamlar yaşayan Karabağ'a ve Laçın şehrine yakılan ağıdın bir mısrasını şiirine dahil ederken kendi kaderini de mısralarına sindirir ve adeta "Şehit olduğum zaman beni de Karabağlı, Laçınlı şehitlerle bir yad ediniz" der gibidir. "Bize b...
Devamını okuyun
  0 yorum

Son İttihatçılar: On Dörtler

_20190428_112812

 Son yazımı yazdığım tarihten (15.04.2019) bu yazımı yazdığım tarihe kadar geçen kısacık zaman dilimi içerisinde toplumumuzda yine akıl sır erdirilemeyecek aralıksız olaylar yaşandı. Şüphesiz bu olaylar arasında en önemlisi ve üzerinde durulması gereken ülkemize yasadışı yollarla giren -ki önüne gelen girmektedir- 8 yabancı uyruklu mahluğun, 5 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmesidir. Bununla birlikte metrobüste yaşanan taciz olayı yine toplumun büyük tepkisini çekmiştir. Yine bir büyükşehirimizde bir "baba" başlık parası karşılığı öz kızını 'evliliğe' zorlamaktan çekinmemiştir. Oysa bazı Pollyannalar, biz bu sorunlardan bahsettiğimizde bunların yeşilçam filmlerinde kaldığını iddia ediyordu. Bu kısa zaman içerisinde ülkemizde duyduğumuz duymadığımız daha ne kadar suç işlenmiştir, Tanrı bilir.

Devamını okuyun
  0 yorum

İttihatçılık Fikrinin Oluşumuna Dair-1

Bu Metin İttihat ve Terakki Üyelerinin Ortak Kararıyla Yazılmıştır. Öncelikle İttihat ve Terakki'nin kuruluşundan itibaren farklı siyasi ideolojileri ve dini görüşleri benimsediğini en başından belirtmek gereklidir. Diyebiliriz ki, İttihat ve Terakki, fikir olarak kesinlikle monolitik bir örgüt değildir. Bununla beraber, oldukça makyavelist bir yapılanmaya sahip olup, bütün yaptıklarıyla da bunu desteklemektedir.  İttihat ve Terakki, kuruluş nizamnamesinin gerektirdiği gibi bütün Osmanlıların cemiyetidir. Nizamnameyi oluşturan Ahmed Rıza'nın pozitivist bir aydın olduğu göz önünde bulundurulursa, cemiyetin de ilk olarak herhangi bir ideolojide seyrettiğini söylemek güç olacaktır. Ay...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© İttihat ve Terakki Merkez-i Umumisine aittir.

  0 yorum

Pollyanna ve Schopenhauer

kitle-psikolojis_20190415-160758_1
İnsan, yeryüzüne yayılmış canlı çeşitliliğinin bir parçası olsa da diğer canlı türlerinden farklı olarak bazı yetilere sahiptir. Bu yetiler, insan beyninin gelişiminden kaynaklanır ve onun işlevlerindendir. Buna adlandırma olarak akıl diyoruz. Yani insanı insan kılan yetiler, her canlıda bulunan dürtü ve duygu yetisiyle birlikte akıl yetisidir. İnsanın bu özgünlüğü, insanlık tarihi boyunca insan eylemlerinin, çelişkilerinin, çatışmalarının ve gelişimlerinin temel nedenidir. İnsan yaşamı da içten içe bu üç yetinin mücadelesidir. Bu üç yetinden biri eğer insan bedeninde egemen olursa insan olağan yaşamından sapmaktadır. Örneğin, dürtü yetisi insan yaşamında ana eylemleyici olursa -ki, günümüz ...
Devamını okuyun
  0 yorum

BİR LEVHA , İSLAM GERÇEKLERİ VE KONYA AHDE VEFANIN YAŞADIKLARI

levha

Konya Ahde Vefa bir sohbet düzenliyor hoşgörü şehri Mevlana'nın torunları bu sohbet için bir yer tahsis etmiyor anlaşma yapılan mekanlar uydurma sebepler ile iptal ediliyor. Niçin mi? Konferansı verecek hoca kendileri gibi düşünmüyor tek sebep bu...

Bugün Müslüman Türk için kutsal olan ne?

Kur'an mı Sünnet mi Hadis mi yoksa Emevi zihniyeti mi?

Kur'an'ın anlamını bilmeden din sahibi olmak ne kadar tehlikeli değil mi?

Sin günlerde Konya Ahde Vefa derneğimizin yaşadığı konferans yeri konusunu okuyunca aklıma bu hikaye geldi. 

Devamını okuyun
  0 yorum

Abbasi Hilafeti Üzerine Bir Değerlendirme

Abbasi İhtilalini incelerken şöyle sonuçlar çıkarabiliriz; 

Otoriter devletler güçlerinde noksanlık gösterince onun yerine en çok mücadele eden değil organize ve bağı güçlü olan topluluk öncesinin yerini alır. Tarih de"Doğa" diye adlandırdığımız iradeye boyun eğer. Tarihi incelediğimizde devlet kurmayı başarabilen topluluklar; amaçlarında en haklı olan topluluklar değil, kendi içinde birbirlerine karşı sadık olan, birlik olma konusunda sıkıntılarını yok etmiş ve içinden lider çıkaran topluluklardır.

Hz. Ali'nin, Hariciler tarafından şehit edilmesi ve oğullarından Hz.Hüseyin'in silah arkadaşları tarafından katledilmesinden sonra Şia diye adlandırdığımız Hz.Ali taraftarları Emevi devletine karşı faaliyet gösteriyorlardı. Ancak Halife Hişam zamanında Hz.Hüseyin'in torunu Zeyd Küfede bir isyana girişti ancak bunun sonucu öldürülüp küllerinin Fırat Irmağına sallanması oldu,ona uyanlara "Zeydi" dendi uymayanlara ise "İmamiye", bu Şia içinde ilk ayrılıktı. Üstelik Şia kendi bağrından bir lider de çıkaramamıştı.

Devamını okuyun
  0 yorum

BİZ TÜRKLER

Türk Milleti tarihin her çağında hem doğa ile hemde diğer milletlerle büyük mücadeleler vermek zorunda kalmıştır. Türk Milleti doğa ve diğer milletlerle olan savaşında her zaman galip gelmemiştir elbette. Doğa ile kuraklık nedeniyle olan savaşını kaybettiğinde büyük otlakları yok olmuş perişan bir vaziyette anayurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. Göç Destanında bunun ipuçlarını bulabiliriz. Diğer milletler ile olan savaşlarında öyle mağlubiyetler almıştır ki neredeyse yok olma derecesine gelmiştir. Ki bu acıların sonunda Türeyiş ve Ergenekon adlı iki büyük destana sahip olmuştur. Türk Milleti ömrünün büyük bir bölümünü İslam öncesinde dünyaya hükmetme, İslamiyeti kabulünden sonra ise fetih ...
Devamını okuyun
  0 yorum

TÜRKLÜK BİLİNCİ

turklukBilinci

Türkler tarih boyunca din olmasaydı asla asimile edilemezlerdi.

Evet bu konuda çok iddialıyım."Türkler asimile mi olmuş?" Diye soranlar elbette olacaktır.
Diğer milletler gibi Türk Milletide tarih boyunca çeşitli tekâmül evrelerinden geçmiştir.
Türklerin bu evreleri en sert geçirdiği dönemler yeni bir dinle tanıştıkları zamanlar olmuştur.

Ortaasyada Ötügende Mani dinini resmi din olarak kabul eden Uygur Türkleri çıkış noktası İranda bile tutunamayan Mani dinini çeşitli fedakarlıklarıyla 100 yıl ayakta tutmayı başarmışlardır.

Daha sonra Budizmi kabul eden Uygur Türkleri 500 yıl kadarda bu dinin yükünü sırtlarında taşımışlardır.

Devamını okuyun
  0 yorum

DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYENLERİN DESTANI

anakkale

​Çanakkale başka destanlara benzemez; Çanakkale, dönmeyi düşünmeyenlerin destanıdır.

Meçhul Askerlerin, mezun veremeyen liselerin, üniversitelerin destanıdır Çanakkale. 57. Alayın, Seyit Onbaşı'nın destanıdır.

VE ÇANAKKALE MUSTAFA KEMAL'in destanıdır. Sakarya'yı, Dumlupınar'ı Çanakkale'de yazmaya başlamıştır Mustafa Kemal…

Anneler, babalar, öğretmenler Çanakkale'ye götürün çocuklarınızı. Her yaşta… Vatan sevgisi "vatanınızı sevin" demekle kazandırılacak bir olgu değildir.

Devamını okuyun
  0 yorum

ÇANAKKALE

Kulağa ne kadarda sıradan geliyor ilk duyduğumuzda  değil mi?
Tarihe baktığımız zaman bunun hiçte böyle olmadığını tam tersine tüyleri diken diken edecek kadar bir farklılığa sahip olduğunu görürüz.

Çanakkale tarihin mitolojik dönemlerinden günümüz tarih çağlarına kadar önemini yitirmemiş bir bölgedir.

Biz Türk Milliyetçilerini heyecanlandıran yönü ise bir devre damgasını vurmuş, dünya tarihinin seyrini değiştirmiş "Çanakkale Savaşlarına" mekân olmasıdır. 

Bilindiği üzre 1900'lü yılların başlarında sömürgeci Avrupa sömürecek alan kalmayınca birbirlerinin sömürgelerine göz dikmiş ve tüm dünyayı içten içe kaynayan kapak tutmaz bir düdüklü tencereye çevirmişlerdi.

Devamını okuyun
  0 yorum