TÜRKÇÜLÜK? FEMİNİZM? TÜRKÇÜ FEMİNİZM!!

Yazımın başlığı ne kadar sıra dışı, alışılmadık olsa da hemen "Bu da neyin nesi??" demeden önce bir durup dinleyin hele.

Öncelikle kullandığım resimdeki tacın hikayesiyle başlamak istiyorum yazıya. Bu taç Avrupa Hun arkeolojisinin örneklerinden biri. Bulunduğu kurgan bir kadına ait olmakla birlikte kadın atıyla ve yalnız başına savaşçılar gibi gömülmüştür. Tacın üzerindeki iki kartal başı Hun Devletini temsil eder. Asıl ilginç olanı ise iki kartalın üstünde bir adet şahin olması. Bu şahin Romalılar tarafından "Şahinler gibi at sürüp, savaşırlar." denilen Hun kadınının o dönem ongunudur. Bu örnek Türk kadınının ne denli erkek ile eşit olduğunu anlatmak için gayet yeterli örnek fakat hadi bir kaç örneğe daha göz atalım: 

Priskos'un anlattıklarına göre Attila'nın yanına gittiklerinde Attila'nın eşi Arıkhan Priskos'u kendi sarayında tek başına ağırlamıştır. Aynı dönemlerde Attila'nın kardeşi Bleda öldükten sonra, Bleda'nın etki alanını bir mühlet daha eşi yönetmiş ve ikili devlet yönetiminde Attila ile beraber hüküm sürmüştür. Attila tek başına hükümdar olduğunda dahi Bleda'nın eşi yabana atılmamış yaşadığı köy onun hizmetine verilmiş ve köy içinde kendi sarayında yaşamıştır.

Sadece tek Türk devletinden dahi bu kadar çok örnek çıkarabiliyoruz. Peki şimdi ne oldu? İster dinin etkisi diyin, ister geldiğimiz coğrafyadaki halklardan etkilenme, ister yerleşik hayatın getirdiği bir olgu olarak bakın fakat Türk kadını Türk erkeği ile eşitliğini kaybetti. Türk inkılabı (Sadece cumhuriyet sonrası değil ona zemin hazırlayan Tanzimat döneminden itibaren olan devir) Türk kadınına hakkını geri teslim etme gayreti içinde olsa da geldiğimiz noktada maalesef bunu başardığını söyleyemeyiz. Ordu ve devlet yöneten, buyruk çıkartan Türk kadınından sırf giyiminden dolayı (İster tesettürlü ister açık her iki kesim de bir birine zarar veriyor.) tartaklanan, eve hapsedilmeye çalışılan bir Türk kadını portresi çıktı. Bu hem tarihimize, hem kültürümüze hem de şu anki uygarlığa aykırı bir harekettir. 

Bu tür hareketlere karşı en sert tepki Türk milliyetçilerinden gelmesi gerekirken asıl bizi ilgilendiren bu konuda herkes kendi kafasına göre bir şeyler söylemiş hatta kadın hakları bazı bölücülerin adeta paravanı halini almıştır. "Neyimize gerek, bize mi düştü?" Gibi laflarla sorumluluktan kaçmayıp Türk kadınının her anlamda eşit olmasını sağlamak Türkçülerin bugünkü görevlerindendir. Tüm Türk ırkının birleşmesini ve yükselmesini istiyorsak bu her alanda olmalı. Gerektiğinde kadın haklarında da işçi haklarında da hatta insanlığın bir gereği olarak hayvan haklarında dahi söz sahibi olmalıyız. Türkçülük bu sayede toplumun her alanına yayılacak ve kendine taban bulacaktır. Sadece günlük siyasetle uğraşarak, bir kaç beylik laf sallamakla Türkçülük maalesef ilerleyemez, gelişemez. Uzun zamanlardır sol kesimin hatta tekelinde olan bu mefhumlara daha çok eğilmeli, bizim milletimizi ilgilendiren her alanda olmalıyız. Şimdi diyorum ki Marksist feminizm, islami feminizm gibi akımlar varken neden Türkçü feminizm olmasın? 

Telif Hakkı

© Furkan Alturan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

İYİ DE NERESİ İYİ DİYEREK YAZI DİZİSİNE VİRA BİSMİ...
IYI OLUR INŞALLAH

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış