TARİH 20 OCAK 1990

Sovyetler Birliği'nin ılgıt ılgıt dökülmeye başladığı dönemde cereyan eden, tarihin birçok döneminde Türk kimliği ve Türk'ün damardaki kan hüviyetinden nefret düzeyiyle rahatsız olan ermeni milletinin Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan kopartılması ataklarını Türklerin kabul etmesi mümkün değildi. Diaspora ve Sovyet ermenilerinin Dağlık Karabağ'ın bir ermeni yurdu olması için haksızlık dahilinde, kabından taşıp köpüren riya ile oluşturdukları kahpe çalışmalar Türk'ün kadim toprağı olan Dağlık Karabağ'ın hürriyeti adına Bakü'de bir direnişin otantik varlığını doğurmuştur.. 

Azerbaycan'ın kendi millet, toprak bağına sahip çıkması ve Sovyetler Birliği'nin hegemonyasından sıyrılma uğraşıları Sovyet kuvvetlerini, yönetimini huzursuz edince ömrü Türk'e ve Türklüğe hasımlık etmekle geçen dönemin kanlı zalimi, Sovyet lider Mihail Garbaçov'un emri ile 35 bin kişilik Alfa birlikleri T-72, T-80, BMP-3 tankları Bakü'nün Azadlık Meydanı ile 20 Yanvar Meydanını ablukaya almaya start vermişti. Vahşi sovyet kızıl ordusuna talimat veren garbaçov adlı zalimin acımasızlığı Bakü'de her ne olursa olsun teslim olmayacağız deyip "Ya İstiklal ya ölüm" naraları atan Türk milletinin savunmasız bedenlerine meydan okusa da Azerbaycan'ın bağımsızlık sevdasına mani olamamıştır..

19 Ocak 1990 saat 19.27 sularında Azerbaycan televizyonu patlatılıp halkın iletişimden faydalanma imkanının önüne geçiliyor. Sonrasında rusun vicdansız Alfa birlikleri çoluk çocuk, yaşlı genç demeden katliamın en pisini gerçekleştiriyor. Deccalin iğrençlik saçan iştahında çoğalan kızılordunun vahşeti etini kopardıkları özgürlük tutkunu Türk milletinin karşısında adeta yamyamlaşıyordu. 133 Türk'ün insanlıktan milyarlarca kilometre uzaktaki hislerle katledildiği, 611 kişinin yaralandığı, 841 kişinin gözaltına alındığı ve 5 kişinin kaybolduğu tahribatı batının, amerikanın, bütün kapital dünyanın sözde barışçıları, insanlık kurumları çizgi film seyreder gibi seyrediyordu. Everest tepesinde yaralı bir karganın kurtarılması için Beyaz Saray'dan, Londra'dan, Paris'ten, Brüksel'den devlet uçağı, helikopter kaldıran, küresel vicdanlara masumiyet, itaat, vefa palavrası satan gangsterler; Azerbaycan'da rusun, ermeninin yaptığı katliamı kadeh tokuşturarak izledi. Ağacın dalında sıkışan bir kedi için saatlerce kurtarma operasyonu yapan batı ve amerikan kültürü, evinin her köşesinde kuş, kurbağa, köpek besleyen, sevgi pıtırcıkları ile evrensel ölçüyü genişlettiğinin reklamını arz eden riyakarlar; Azerbaycan'da, Karabağ'da, Doğu Türkistan'da zilletin elleri tarafından boğazlanan, kurşunlanan, annelerinin günahsız gözleri önünde, Türk olmaktan gayri hiçbir günahı olmayan Türk'ün, Müslüman'ın ölümünü seyrettiler. Ermeni; tarihin Türk'e kurduğu her bir tuzak oyununda ya kapanın bekçiliğini yaptı ya da kapanın dişlisine bir diş taktı. Ne zaman bir TÜRK olarak geriye dönsem anneme babama sorsam, ne zaman hüviyetim, istiklal ve istikbalime sahip çıkmaya kalksam muhakkak sırtımda beni öldürmek için dolaşan bir ermeni hançeri görmüşümdür. Ermeniden görmediğim dostluğun tarihsel isyanıyım bugün ben. Bugün 20 Ocak 1990. Adım Türk, o gün ermeni rus destekli kızılordu tarafından öldürülen 133 kişiden birisiyim. Bana öldüğüm günü unutturmaya çalışan puşt, namert ve alçaktır. Adım Azeri, adım Türk, tarih 20 Ocak 1990. Yezidin kullandığı ve vücudumu tarümar ettiği, vücudumun her bir bölgesini parçalayarak çıktığı kurşunun şehit ettiği Türk'üm.. 

Nasıl doğmuşsam öyle de öleceğim! Çocuklarıma, yedi kuşak ceddime kim ve ne olduğumu, Türklüğüme düşman her kim varsa tek tek öğreteceğim..

Adım Türk, yıllar yılı kahpelerce mızraklanmış, paslı okla öldürülmüş bir neferim bu sahada..

Tarih 20 Ocak 1990

Engin Yeşilyurt

YAZMAK ÜZERİNE
EY VATANDAŞ

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış