tahtapod.com | Blog

UYGUR BEBEK

Kolları iki yana açık, gözleri kapalı, donduğu için vücudu kaskatı kesilmiş bir bebek; UYGUR BEBEK! "Üşüdüm" demekten ar edip,"kahrolsun devran" dediğimiz o fotoğraf karesi. 26 Aralık 2018 günü sosyal medyaya, bir arkın içinde donarak ölmüş bir bebek fotoğrafı düştü. Vicdan sahibi her insanın yüreğini sızlatan bu görüntünün müsebbibi komünist Çin hükümeti! Olay sosyal medyada bir anda binlerce kişiye yayılırken, her haltı haber konusu yapan basınımız bu elim olaya karşı sağır, kör, dilsiz kesiliverdi. Doğu Türkistan'daki Çin zulmünün bir eseri olan Uygur bebek! Anne, babası Çin'in çıfıt idarecileri tarafından kampta sorguya ve işkenceye çekilen Uygur Türk'ü yavru, savunmasız ve sahipsiz kald...
Devamını okuyun
  0 yorum

Ülke Sahipsiz Har Vuralım, Harman Savuralım!

Elli dördüncü baharımı görmeye gittim, doğduğum topraklara. Yanımda kardeşlerim anam ve manevi kardeşliğe seçtiğim arkadaşlarımla birlikte. Çocukluğumun ilk yıllarında suyun şarkısını dinlediğim topraklar her daim çeker beni. Düşlerimde tam bu derenin kıyısındaki küçük bahçeye eski köy evlerinin aynısını yapıp, yaşlılığımda derenin akışındaki melodileri dinleyerek o son günü beklemek var.

Hem bir nazire olacak düşümün gerçekleşmesi,çoğu akrabam olan köy sakinlerinin yaptığı yeni betondan gecekondumsu evlerine gece gündüz ne kadar çirkin olduklarını söyleyecek. Kurum satacak 'bak dinle, gör!' diyecek;'İnce bir estetiğe sahiptin, yaşam görgün vardı eskiden. Evinin her noktasını kullanıyordun, Şimdi kötü çarpık odacıklara mahkûmsun. Oysa beni geliştirebilir, daha iyi ve keyifli yaşayabilirdin. Şimdi kötü şehirlerin berbat arka sokaklarının yapısını buraya taşıdın. Dış kapı eşiğinden diğer kardeşlerine nev'e ile el sallayamıyorsun, meydanda toplaşıp söyleşemiyorsun… '

Taştan örülmüş birinci katı elbette ahır yapmayacağım ikinci katı ahşap hartama (ahşap iskelet içine çaprazlama yerleştirilmiş tahta çatı ve duvar imalatında kullanılır.) arasına taş toprak katılarak örülmüş duvarlardan yapacağım. Dereden ödünç aldığım taşlar ışığı yansıtacak. Odalarımı içerden tahtalarla, eski usul kaplayacağım. Odalarında duvara gizlenmiş hamamlıkları olacak. Boydan boya evin yarısını kaplayangünlük yaşam alanını taş zemin yaparım belki, artık toprak olmaz ama o koca ocaklık- şömine değil- yaykın (kızılağaç) kütüklerinin çıtırdaması ile yanacak, ateşi yarım ay çevreleyerek oturup ev halkımla muhabbet edeceğim. sac ayak demiri üzerine oturttuğum kazanda mısır- armut haşlayacağım, duvarlara koyduğum terek raflarına ovulmuş bakır tencerelerimi sıralayacağım. Yarı kapalı tavan arasına kışlık erzakımı, yedeklerimi koyacağım. Ekşi ayranım olacak, bahçelerde çalışan Bahri emicemle yengeme serinlesin diye götüreceğim. İmatlı kızı yengem son yudumu içince gözlerini kısılı bırakan kocaman gülümsemesiyle ohh çok şükür! diyecek…

Devamını okuyun
  0 yorum

MİLLÎ REFLEKS

Millî Refleks; iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesi açısından çok önemli bir konudur.

Millî Refleks; iç ve dış tehditlerin baş gösterdiği durumlarda derhal devreye girer ve gerekli olan tepkiyi, tavrı ortaya kor. 

Devamını okuyun
  0 yorum

DÜŞÜNMEME ÖZGÜRLÜĞÜ

​ Türkiye'de düşünmeme özgürlüğü var. Oda nereden çıktı. Düşünme özgürlüğü var da düşünememe özgürlüğü niye olmasın değil mi? İnsanımız umursamamaya, boşvermeye, düşünmemeye başladı. Abartı yok, düşünerek kendilerini yıpratmıyorlar. Nede olsa benim yerime biri düşünür bunu ya da düşünmüştür diyorlar. Peki bu hale nasıl geldik? Bunu öğrenebilmek için öncelikle eğitimimizi ele almamız lazım. Birey olabilmek için eğitimde ne gibi süreçlerden geçtiğine bakmalıyız. Eğitimin kalitesi, o ülkede yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinde doğru orantılıdır. Yeterli eğitim alamayan ya da vasıflı eğitim alamayan ülkeler maalesef gelişmiş ülkeler sıralamasında yerini alamaz. Durum ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ramazan Saygılı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

SAYGI DUYMUYORUM!...

Saygının da sınırları vardır,
onlar da en geç vatan ve milletimin geleceğinin tehlikeye atıldığı yerde başlar!

Ne zamandan beri tam olarak bilmiyorum, ama senelerdir iktidar zihniyetinin başkanlık hayali kurduğunu, bu hayal gerçekleşirse, bol yetkili az denetimli bir sistem olacağından endişelendiğimi diyordum.

Ve nihayet baklayı ağızlarından çıkardılar.

Verilen teklife baktım ve maalesef yanılmadığımı gördüm.

Beklediğim gibi, kuvvetler ayrımı olan bir başkanlık sistemi değildi istenilen.

Dolayısıyla tavrım belli;
'Hayır' diyorum.

Bunu derken de neden dediğimi defalarca izah ettim, açıkladım.
Aklımın erdiği kadar maddeleri inceledim. Doğru anlayıp anlamadığımı tanıdığım güvendiğim hukukçulara sordum.

Edindiğim bilgileri herkesle paylaşmak için defalarca yazı yazdım. Verdiğim kararın sebebini madde madde açıkladım.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© M. Alp @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Yılma, Yılmasın, Yılmayalım!

Uyuyan milletlerin ya öleceği ya da köle olarak uyanacağı Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenmiş olduğu gibi tarihin de gösterdikleri neticesinde defalarca doğrulanmıştır. Elimden gelenlerle engelleyemediğim bu kötü gidişte, en azından sesimi duyurmuş olmak bile, dilsiz şeytan olma yükünden kurtulmaya vesile olacaktır. Bu rahatsızlığa ortak olan herkes, uyuyan millet olmaya doğru hızlıca giderken çekilmesi gereken sette birer çakıl taşı vazifesi görecektir. ​ Türk Devleti'nin beka sorunuyla karşı karşıya kaldığı günlerde durumundan memnun olan veya rahatından vazgeçmeye yeltenmeyen her bir Türk evladı, ucu kendisine dokunduğunda er ya da geç bana hak verecektir. ​ Bize bu...
Devamını okuyun
  0 yorum