tahtapod.com | Blog

LİNÇ - 2

​ Ne güzel söylemiş Wang Chung:  " Edebiyat, anlaması kolay yazması zor olmalıdır; anlaması zor yazması kolay değil. " Yılmaz Özdil bu tarife birebir uyuyor. "Mustafa Kemal" kitabının kolay anlaşılır olması o kitabın kaliteli olduğunu gösterir, kalitesiz olduğunu değil. Şiirle ilgilendiğimi beni takip edenler bilir. Size şiirden örnek vereyim. "Çocuklar inanın çocuklar Güzel günler göreceğiz, güneşli günler Motorları maviliklere süreceğiz Güzel günler göreceğiz, güneşli günler" Ne kadar basit duruyor değil mi? Hadi şimdi herkes otursun Nazım gibi şiir yazmaya çalışsın, bakalım kaç kişi yazabilecek. Yılmaz Özdil gibi kalem oynatmak kolay iş değil. Kolay olsaydı benzeri çok olurdu. Adam y...
Devamını okuyun
  0 yorum

Milli Hastalığımız: Eleştiriye Tahammülsüzlük ve Hakaret

  Yılmaz Özdil 'in 2500 TL 'ye satılan " Mustafa Kemal " kitabının özel basımı dün saat 9'u 5 geçe satışa çıktıktan sonra 4 saat içinde tamamı satıldı.  Bu bir yazar için büyük başarıdır kendisini tebrik ederim. Ancak bu büyük başarısından sonra kendisini eleştirenlere öyle bir cevap verdi ki deyim yerindeyse her şeyi tarumar etti. Yılmaz Özdil, kitabının özel basımının fiyatını eleştirenlere şu cevabı verdi: " Kırmızı Kedi Yayınevi'ne, bütün burada çalışan arkadaşlara ve her şeyden önemlisi Atatürkçülere, bizi yalnız bırakmayanlara, Cumhuriyet tarihinin gördüğü en alçakça, en adice hem de planlı ve organize sosyal medya saldırısından bizi koruyan bizi savunan yurtseverlere çok teş...
Devamını okuyun
  0 yorum

LİNÇ

​ Dün Fazıl Say, bugün Yılmaz Özdil, bakalım yarın muhalifler tarafından, hangi tanınmış muhalif linç edilecek.  Bir muhalefet düşünün ki, Türkiye'nin en çok okunan köşe yazarı ellerinde ve hepsi onu linç etmek için hazırda bekliyor!  Ben çok şaşırdım, gerçekten hazırda bekliyorlarmış. Neymiş efendim "Adam çok para kazanmış!" Bana ne bundan? Hem ne güzel işte yandaş gazetecilere, iktidara yalakalık yapmadan da para kazanabileceğini göstermiş. Çok para kazanması doğal bir olay. Bir ülkede, bir kitap bir milyonun üzerinde satarsa o kitabın yazarı iyi para kazanır.  Bu sadece bizde değil, dünyada böyle. Tabi gelişmiş, ilerici, aydın toplumlarda yazarın kazandığı paraya ...
Devamını okuyun
  0 yorum

DESEM DE YETMEZ

Şahittir bu toprak senin namına
Adına Mustafa desem de yetmez.
Tanımam üstüne başka numune
Farkına Mustafa desem de yetmez.

Devamını okuyun
  0 yorum

19 Mayıs Atatürk'ün Yolu Demektir

​ 19 Mayıs nedir? Bir kavga mıdır 19 Mayıs? Bir senin-benim tartışması mıdır? Yoksa sosyal medyada "19 Mayıs Kutlu Olsun" diye 4 sözcük yazıp geçebileceğimiz coşkusu unutulmuş bir milli bayram mıdır?  Hiçbiri değil, bir direnişin adıdır 19 Mayıs. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkıp "Milli Mücadele"yi başlattığı tarihin adıdır. Cumhuriyetin gençlerine bıraktığı bağımsızlığın, özgür iradenin, çağdaş medeniyetler seviyesinin mücadelesidir, parlayışıdır. Bu bağlamda sadece birkaç sözle geçiştirilebilecek bir bayram değildir, gün boyu yaşanması ve yaşatılması gereken "Atatürk'ü Anma" derken sözde değil özde anma gerektiren, onun yoluna dönmenin gereğini anımsatan bir milli bayramdır. O h...
Devamını okuyun
  0 yorum

İngiliz Hizmetkârı Bir Şeyh-ül İslam: Mustafa Sabri

  Atatürk düşmanlığının prim yaptığı bu dönemde sözde resmi tarih yalanlarını deşifre ettiğini söyleyen bir takım kişiler ortaya çıktılar. Tarih alanında hiçbir uzmanlıkları olmayan bu insanların yaptığı tek şey tarihi ters yüz etmektir. Hainleri kahraman, kahramanları ise hain olarak anlatan bu sözde tarihçilerin görevi topluma tarihini unutturmaktır. Kendilerine verilen görev toplum mühendisliği yapmaktır. Tarih yalancılarının vatansever olarak anlattığı en önemli hainlerden birisi de Mustafa Sabri efendidir. Damat Ferit hükümetinin Şeyh-ül islamı olan Mustafa Sabri Efendi Milli mücadelenin en büyük düşmanlarından biridir. Anadolu'daki kurtuluş savaşını engellemek için elinden geleni ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Barış Atagün @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

BU BİR 11 KASIM YAZISIDIR

Bugün 11 Kasım 2016... Bu da bir 10 Kasım yazısı değil, 11 Kasım yazısı...

10 Kasımların klasikleşen sözleridir "Atam izindeyiz", "Hasretle anıyoruz", "Olmasaydın olmazdık" gibi sözler... Bazen de özlem şarkılarla dile getirilir "Bir daha gel Samsun'dan" denilerek. Ancak olmazsa olmazımız "Anmak değil anlamak lazım" şeklindeki "Hmm çok doğru" dedirten sözdür. Hatta bu söz söylenince veya okununca tasdik sözleri dökülür dudaklardan. "Anlayamadık Atam" der birisi mesela, diğeri "Anlasak böyle olmazdı zaten" diye destekler.

Düşünsenize... Yaptıkları ve söyledikleri çok net bir şekilde kayıtlara geçmiş olan, üstü kapalı mesajlar vermek yerine çoğu zaman açık açık yol ve hedef gösteren bir tarihi şahsiyeti onlarca yıldır neden anlayamadık? Yoksa gerizekalı mıyız? Her 10 Kasım'da "Atam seni anlayamadık" diyen bizler, bir sene sonra yine aynı şeyi söylüyorsak, koskoca bir yıl boyunca onu anlamak için hiçbir şey yapmamışız demektir. Ağır geliyor biliyorum ama bizde kesin bir zeka sorunu var. Yaptıkları ortada, söyledikleri ortada, hatta söylediklerinin birçoğu gerçekleşmiş ve gerçekleşmeye devam ediyor. Onun yaşadığı döneme benzer bir dönemden geçiyoruz. O halde hâlâ anlamamakta ısrar niye? Derslerde görmüş olduğu sorunun sadece rakamları değiştirildiğinde yapamayan öğrenci misali, düne göre sadece isimlerin ve cisimlerin değiştiği ama şartların benzer olduğu bir dönemde karşımıza çıkan sorunları çözmekte zorlanıyoruz. Sonra da kendimizi acındırmaya çalışıyoruz.

Devamını okuyun
  0 yorum