tahtapod.com | Blog

BUNLARA MI KALDI?!?...

bunlaramikaldi

Böyle bazı tipler vardır, sevmeyiz biz onları.
Günümüzün deyimi ile 'marjinal' gelirler bize.
Kafamızdaki 'Türk' veya 'Müslüman' tiplemesine uymazlar.
Burunlarında küpe takılıdır, veya kaşlarında.
Saçları sanki aylar, yıllardır yıkanmamış gibi pösürmüş.

Devamını okuyun
  0 yorum

BATIŞA BEŞ KALA VAPURUNU BEKLERKEN

batisa5kal_20190609-090921_1

ÇILDIRIYORUM, ÇILDIRIYORSUN, ÇILDIRIYOR 

Önce bilim adamları ihanet etti. Cahiller, edindikleri halk desteğiyle ne yalanlar söylediyse seslerini çıkarmadı bilim adamları. "Konuşursam, yazarsam, çocuklarıma nasıl ekmek götürebilirim" diyen bir insan iyi bir eş, iyi bir anne veya baba olabilir; ailesi tarafından "iyi bir reis" kabul edilebilir ama asla bilimin namusunu taşıyamaz. Ne kadar iyi bir eş ve iyi bir ebeveyn olursa olsun, gerçeği söylemeyen bilim adamı namussuzdur! Çünkü işi, her şeyden ve herkesten önce hakikatin namusuna sahip çıkmaktır!.. "Siz kabul etmeseniz de dünya dönüyor" diyemeyen bir bilim adamı, eşini ve çocuklarını isterse jet bilmem nelerle gezdirsin, isterse her gün ejderha sütü içirsin, namussuzdur!..

Devamını okuyun
  0 yorum

16 YIL

tcekonomi16yil2

​Devletin kurucu kadrosu 1923'de cumhuriyeti ilan ettikten 16 yıl sonra yani ikinci dünya savaşına kadarki dönemde AKP'nin iktidarda kaldığı kadar bir süre ülkeyi yönettiler.

Kurucu kadrolar bu 16 yılda ülkemizden cüzzam, trahoma, verem, sıtma gibi onlarca hastalığın kökünü kazıdılar. Osmanlı döneminde bu hastalıklar yüzünden sonbahar yaprakları gibi dökülen insanımızın ortalama ömrü hızla yükseldi. 

Eğitimde adeta bir patlamaya imza attılar. Cumhuriyetin kuruluşunda erkeklerde % 7 olan okur yazar oranı kadınlarda sadece binde üçtü.

Devamını okuyun
  0 yorum

Tabu, Palu ve Toplum

Yakın zamanda Türkiye'nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. "Palu" soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir?Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasında bağlantı kurabildiklerimi bu başlık altında toplayarak görünür hâle getirmeyi hedefliyorum. Palu ailesini Türkiye "Müge Anlı ile Tatlı Sert" isimli programda tanıdı [1] . Palu ailesinin yaşadıkları bu yazının kapsamında değildir. Programları izleme fırsatı bulamayan bir kişi olarak ayrıntılarına vakıf da d...
Devamını okuyun
  0 yorum

Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukuk'ta Adalet Kavramına Bir Bakış

Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukuk'ta Adalet Kavramına Bir Bakış Pirali Çağrı ŞENSOY Adliyeler çoğunlukla mutsuz insanların çözüm aradıkları, bulunacak çözümden tatmin olamadıkları, soğuk, korkutucu, sevilmeyen binalardır. Bu binaların içerisinde amansız bir tiyatro oynanmaktadır. Gerçi bu tiyatro adliyelere özgü değildir, toplumun olduğu yerde kaçınılmaz bir oyun vardır. Her toplumsal model, imaj; aynı zamanda bir tiyatro tiplemesidir. Kişilerden bu tiplemeye uygun davranmaları beklenir. Bütün bu oyun, yahut tiyatro, bir kavram etrafında döner: "Adalet". Bütün bu hengâme, satranç, tiyatro "adalet" kavramı etrafında dönmektedir ancak oyuncular bu kavram üzerine pek düşünme fırsatı bulamam...
Devamını okuyun
  0 yorum

Ceza ve Benlikler

Dün akşam kitap maksadıyla evden kütüphaneye doğru yürüyordum. "Sağa dönülmez" tabelası olan bir yola trafiğin yoğunluğuna rağmen dönmeye çalışan bir kamyonet gördüm. Üstelik yol böyle dönüşlere imkân vermemek üzere (trafiğin akış yönüne doğru 30 derece ters istikamete doğru) tasarlanmıştı. Trafik birbirine girdi. Ben de "acaba sağa dönülmez tabelası yerine yerde kapan olsa aynı şeyi yapar mıydı" diye düşünerek şöyle bir tweet attım: "Bir yere 'girilmez' tabelası koyarsanız bu görülmez. Ama 'kapan' koyarsanız hiçbir şoförün gözünden kaçmaz. İnsanlar mustakbel ve muhtemel cezadan değil anında cezadan korkuyorlar." Biraz da okuduğum metinlerin [1] etkisiyle bu durum beni düşündürdü. Görünen o ...
Devamını okuyun
  0 yorum

SİYASET İLMİ

​ İLMİ SİYASET "Mısır'da bir medresede ilim tahsil eden bir Molla Ahmet varmış. Bir gün memleketinden bir tanıdığı ziyaretine gelerek annesinin selamını iletmiş. Annesi oğluna, babasının Hakkın rahmetine kavuştuğunu, kendisinin yalnız başına kaldığını, artık oğlu yeteri kadar tahsil gördüyse yanına gelmesini ve şu ahir ömründe oğlunun birkaç gün de olsa hayrını görmek istediğini bildirmiş. Bu haberi alan Molla Ahmet bir tarafta babasının ölümünden duyduğu üzüntü, diğer yanda annesinin yalnız başına yaşayakalmasından duyduğu kaygı, koştura koştura medresenin baş müderrisinin kapısını çalmış. Baş müderris Ahmet'e telaşının sebebini sormuş. Aldığı kötü haberi hocasıyla paylaşan Molla Ahmet hoca...
Devamını okuyun
  0 yorum

PASTÖR ANDREW BRUNSON

Bir haftadadır Facebook anasayfam Amerikalı Rakip hakkında yazılanlarla dolunca ben de bu gönderi altında düşüncelerimi paylaşmaya niyetlendim. Pastör hakkında "asıl" diyecek kadar absürt yorumlardan, "uzatılacak ne var, verelim gitsin" diyecek kadar alakasız yorumlara kadar birçok yorumu hem Facebook'ta hem Twitter'da okudum. Yukarıdaki yorumlar apolitik insanların politika hakkında görüş belirtirken sığındıkları uslüba yakın yorumlar. İlkokulda biz -o zamanki aklımızla- Grönland'a asker yığıp Amerika'yı yıkıyorduk. Bu yorumlar da o minvalde... SÜREÇ Brunson Ekim 2016'ta gözaltında sınırdışı edilmek için gözaltına alınmış. Oturma izni verilmemesinin ve sınırdışı edilmesinin sebebi İçişleri ...
Devamını okuyun
  0 yorum

DOLAR ÜZERİNE

Türk milleti olarak olmayan rasyonalitemizi hepten kaybettik. Her zaman "bu milletin en büyük belası romantizm" diyorum. Bir kez daha bu bela karşımıza çıkmış vaziyette. Sosyal bilimlerle iyi kötü ilgilenen herkes bilir ki ekonominin tıpkı fizik gibi, kimya gibi bir takım kaideleri vardır. Belirli nedenler, belirli sonuçları doğurur. Bundandır ki ekonomi bir bilimdir. Her bilimde olduğu gibi ekonomide de nedenleri izleyerek sonuçlara ulaşılabilir, dahası nedenler tetkik edilerek sonuçlara tedbir alınabilir. Ekonominin abecesi nedir peki? Global piyasanın ilk amacı daima "kâr"dır. Kişiler, özellikle de tüzel kişiler, yatırımlarını kâr elde edecekleri, güvenli, istikrarlı ekonomilere yapmaya t...
Devamını okuyun
  0 yorum

DEMİRTAŞ TARTIŞMALARINA DAİR

Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanı adayı olması fakat buna rağmen cezaevinde tutuklu olması Türkiye'de son zamanlarda oldukça güncel bir tartışma konusu. Bu konu hakkındaki fikirlerimi izah etmek istiyorum: Mevcut durum istisnaî bir tedbir olan "tutuklama" güvenlik tedbirinin gereği gibi işletilememesinin, mahkemelerin yavaş işleyişinin; dolayısıyla hukuk sistemimizdeki eksikliklerin bir neticesidir. Selahattin Demirtaş benim kanaatimce de terör suçundan, örgütten ve daha birçok farklı suçtan yargılanması ve mahkûm olması gereken bir kişidir. Lâkin karar mercii ben değilim, ortada da savcılığın -ve bir önceki cümlede benim- istinat  ettiğim suçlara dair kesinleşmiş bir hüküm sözkonusu...
Devamını okuyun
  0 yorum