DÜNYA BİZİ ELBETTE KISKANIR

Şimdi bildiğiniz gibi T.C. 'nin Cumhurbaşkanı, yine T.C. Başbakanı'nı "görevi esnasında" yaptığı işlemlerle ilgili olarak "Dolandırıcılık" ile suçladı. Üstelik birlikte görev yaptıkları aynı dönemdeki fiillerinden dolayı. Ve yine T.C. 'nin dönemin Başbakanı da, dönemin T.C. Cumhurbaşkanın, "ima yoluyla", " sebepsiz zenginleşme" ile suçladı.Peki bu suçlamalar ceza kanunumuzda tanımlı...
Devamını Oku
  0 yorum

MUTLAKA

İnan ki değişir yarın bu düzen
Çark döner, dişliyi kırar mutlaka!
İtina gösterip dervişle gezen
Doğruyu, gerçeği arar mutlaka!

Devamını Oku
  0 yorum

BUNLARA MI KALDI?!?...

Böyle bazı tipler vardır, sevmeyiz biz onları.Günümüzün deyimi ile 'marjinal' gelirler bize.Kafamızdaki 'Türk' veya 'Müslüman' tiplemesine uymazlar.Burunlarında küpe takılıdır, veya kaşlarında.Saçları sanki aylar, yıllardır yıkanmamış gibi pösürmüş.Sonra bazıları ağızlarını açar, başlarlar konuşmaya,'Doğanın dengesi…', 'İklim değişimi…', 'Nükleer santrale hayır…'Biz ise, Türk toplum yapı...
Devamını Oku
  0 yorum

BATIŞA BEŞ KALA VAPURUNU BEKLERKEN

ÇILDIRIYORUM, ÇILDIRIYORSUN, ÇILDIRIYOR 

Önce bilim adamları ihanet etti. Cahiller, edindikleri halk desteğiyle ne yalanlar söylediyse seslerini çıkarmadı bilim adamları. "Konuşursam, yazarsam, çocuklarıma nasıl ekmek götürebilirim" diyen bir insan iyi bir eş, iyi bir anne veya baba olabilir; ailesi tarafından "iyi bir reis" kabul edilebilir ama asla bilimin namusunu taşıyamaz. Ne kadar iyi bir eş ve iyi bir ebeveyn olursa olsun, gerçeği söylemeyen bilim adamı namussuzdur! Çünkü işi, her şeyden ve herkesten önce hakikatin namusuna sahip çıkmaktır!.. "Siz kabul etmeseniz de dünya dönüyor" diyemeyen bir bilim adamı, eşini ve çocuklarını isterse jet bilmem nelerle gezdirsin, isterse her gün ejderha sütü içirsin, namussuzdur!..

Devamını Oku
  0 yorum

16 YIL

​Devletin kurucu kadrosu 1923'de cumhuriyeti ilan ettikten 16 yıl sonra yani ikinci dünya savaşına kadarki dönemde AKP'nin iktidarda kaldığı kadar bir süre ülkeyi yönettiler.Kurucu kadrolar bu 16 yılda ülkemizden cüzzam, trahoma, verem, sıtma gibi onlarca hastalığın kökünü kazıdılar. Osmanlı döneminde bu hastalıklar yüzünden sonbahar yaprakları gibi dökülen insanımızın ortalama ömrü hızl...
Devamını Oku
  0 yorum

Tabu, Palu ve Toplum

Yakın zamanda Türkiye'nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. "Palu" soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir?Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasın...
Devamını Oku
  0 yorum

Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukuk'ta Adalet Kavramına Bir Bakış

Paradigmayı Tartış(ma)mak ya da Hukuk'ta Adalet Kavramına Bir BakışPirali Çağrı ŞENSOYAdliyeler çoğunlukla mutsuz insanların çözüm aradıkları, bulunacak çözümden tatmin olamadıkları, soğuk, korkutucu, sevilmeyen binalardır. Bu binaların içerisinde amansız bir tiyatro oynanmaktadır. Gerçi bu tiyatro adliyelere özgü değildir, toplumun olduğu yerde kaçınılmaz bir oyun vardır. Her toplumsal ...
Devamını Oku
  0 yorum

Ceza ve Benlikler

Dün akşam kitap maksadıyla evden kütüphaneye doğru yürüyordum. "Sağa dönülmez" tabelası olan bir yola trafiğin yoğunluğuna rağmen dönmeye çalışan bir kamyonet gördüm. Üstelik yol böyle dönüşlere imkân vermemek üzere (trafiğin akış yönüne doğru 30 derece ters istikamete doğru) tasarlanmıştı. Trafik birbirine girdi. Ben de "acaba sağa dönülmez tabelası yerine yerde kapan olsa aynı şeyi yap...
Devamını Oku
  0 yorum

SİYASET İLMİ

​İLMİ SİYASET"Mısır'da bir medresede ilim tahsil eden bir Molla Ahmet varmış. Bir gün memleketinden bir tanıdığı ziyaretine gelerek annesinin selamını iletmiş. Annesi oğluna, babasının Hakkın rahmetine kavuştuğunu, kendisinin yalnız başına kaldığını, artık oğlu yeteri kadar tahsil gördüyse yanına gelmesini ve şu ahir ömründe oğlunun birkaç gün de olsa hayrını görmek istediğini bildirmiş....
Devamını Oku
  0 yorum