tahtapod.com | Blog

ÖĞRETMEN KEMAL

Çıvgınların onlarca gövdeyi ovaya, engebeye savurup boynunu bükmek istemesinden daha tehlikeli sonuçlar doğururdu tabiatın doğrularına, ilmi rehber edinmeyi salık vermesine karşı çıkan bağnazlığın saldırısı. Umudunu parıldayan bir yıldız gibi gözlerinde, düşüncelerinde gezdirmene; kendi toprağına, kendi toprağının insanına faydanın en mükemmelini sağlamana karşı çıkardı feodal yapılar. O günün şartlarını bugünün şartlarıyla mukayese etmek veya dün öyleydi bugün böyle demenin demokrasiye, teknolojiye biçtiği biçemi, özü daha farklı senaryolar, düzmece tasvirler geliştirildi. Başı kuma saplanmış bedenlerin başını sözde kumdan çıkarmaya elverişli atılımlar, gündelik çerçevede ne şişi yaktı ne k...
Devamını okuyun
  0 yorum

ŞİDDET VE TOPLUM 

Eğitimde, sağlıkta, sokakta, trafikte velhasılı hayatımızın her anında ki şiddet malum.  Her gün aynı şiddetle yatıp aynı şiddetle kalkıyoruz. Hatta bir günümüz diğer günden az şiddet içerirse neredeyse zarardayız sayacağız kendimizi.  Siyasi parti genel başkanları oy toplamak için niçin o öfke dilini kullanıyor hiç düşündünüz mü? Kabul edin veya etmeyin o dil işimize geliyor hoşumuza gidiyor. Hâttâ o ötekileştiren öfke dili oyumuzun rengini bile belirliyor.  Vasat düşünüyoruz. Seviyemiz "Çukur" seviyesinde olunca bu vahim durumlar ortaya çıkıyor. Çukur ve benzeri şiddet içeren dizilerin izleyici rekorları toplumsal kimliğimizi açıklıyor olması gerekir.  Me...
Devamını okuyun
  0 yorum

SİYASET VE ASALET

Sarayda padişah ve vezir sohbet ediyorlarmış.  Bir ara padişah; söyle bakalım kıymetli vezirim. "Bir insanda eğitim mi yoksa asalet mi önemlidir?" Vezir düşünmüş taşınmış yanlış cevap vermek istememiş. "Eğitim daha önemlidir padişahım" demiş. Padişah "Bilemedin vezir asalet daha önemlidir". Vezir itiraz eder "hayır sultanım eğitim daha önemlidir" der.  Asaletti, eğitimdi derken tartışma uzar. En sonunda veziri ikna edemeyenpadişah; "madem öyle sana üç ay mühlet bunu bana ispat edeceksin eğer ikna edemezsen kelleni alırım ona göre". Huzurdan ayrılan veziri bir korku almış. Doğru konağına gitmiş kara,kara düşünmeye başlar. Ne yapsam da padişahı ikna edecek bir şey bulurum diye. Ve bi...
Devamını okuyun
  0 yorum

MEVCUDİYET VE İSTİKBALİMİN YEGANE TEMELİ

​ Hatırımdan hiç çıkmaz: on yıl kadar evvel köyümüzde start veren anaokulunda hanım hanımcık bir öğretmen vardı. Öğretmen hanım her haliyle Cumhuriyetçi yanını belli ediyordu. Davet ediliyordu, evlerimize geliyordu, yani mahallemize. Bizim mahallenin çocuklarının dilinde bir şiir vardı, aynen şöyle başlıyordu: "Bin sekiz yüz seksen birde bir bebek doğdu Annesi adını Mustafa koydu.." Bizim mahallenin çocuklarının dilinde efsunlu hecelenişiyle bir bebeğin doğumu kutlanırcasına adeta marşa dönmüştü. Pek sevinmiştim. Öğretmen hanım evimize geldiğinde kendisini hoşbeş etmiş, Atatürk adına çocuklarımıza kazandırdığı şiirsel incelik ve bilinç için kendisine teşekkür edip dışarı çıkmıştım.. Öğr...
Devamını okuyun
  0 yorum

ANDIMIZ ve SURİYELİLER

"Biz bir vizyon açıklıyoruz ama Nisan 2018 yılında çıkmış bir karar gündeme geliyor. 5 yıldır beklemede olan bir karar ama o hafta çıkıyor. Şu an durulan yer Cumhurbaşkanımızın çizdiği yerdir, biz de oradan bakıyoruz. Kararın gerekçesinde bu konunun bilimselliği ile ilgili eleştiri var. Bu bilimsel değil, siyasi bir mesele. Türkiye'de okullaşan 680 bin Suriyeli çocuk var. Aslında 1 milyona yakın bir çocuktan bahsediyoruz ama göç sürekli hareketlilik halinde devam ettiği için tam sayıdan bahsediyorum. Finlandiya'daki toplam öğrenci sayısından daha fazla ve bunlar okula gidiyorlar. Türkiye'nin ne kadar büyük bir devlet olduğu da ortaya çıkıyor." Sayın Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey katıld...
Devamını okuyun
  0 yorum

Hayallerini küçüklet, yap! Sonra büyükletirsin

TrumpErdogan

Yeğenim dört yaşlarındaydı, ustalıklı bir şekilde bakımı o gün bana ihale edilmişti. Durumdan hoşnut görünmeye çalışarak ilgileniyordum. Çok hareketli ve zeki bir çocuktu, daha rahat kontrol edebilmek için şehir kalabalığından uzakta olalım bir parka gidelim diye ikna ettim, istikamet Emirgan Korusu oldu. Annesi hep "oğluma bir görkem hastalığı bulaştırdın, pahalı yerlere götürme benden de aynısını istiyor" diye sitem ederdi. Tabiatı icabı parkla yetinmedi, oradaki restoranlardan birine gittik, zevkle siparişini verdi. Yemeğimiz geldi, arada konuşuyoruz; 

Devamını okuyun
  0 yorum

TOPLUMCU DÜŞÜNEBİLMEK…..?

Bugün yaşadığımız toplumsal tramvalar için 4 Ocak 2016'da yazmışım. Toplumda herkes bir uğraş içinde.  Daha iyi bir evim,daha iyi bir arabam olsun... Daha yüksek bir gelirim olsun diye... Çocuğum daha iyi okullarda okusun, Daha güzel ortamlarda,daha lüks bir hayat yaşayalım diye.. Evet bu herkesin EN DOĞAL hakkı Buna kimse bir şey diyemez, ama YETERLİMİ…? Tabiikide DEĞİL. Çok iyi bir evde lüks bir hayat yaşıyorsun, Çocuğun çok iyi bir okulda okuyor.. Ama çocuğunun tek başına sokağa çıkmasından korkuyorsun Başına bir iş gelir,biri sataşır bıçak saplar diye,, Birileri kandırır uyuşturucuya alıştırır diye.. Sen dahi sokağa çıkıp rahatça yürüyemezsin , haraç isterler,çantamı çalarlar diye… ...
Devamını okuyun
  0 yorum

24 Haziran seçimleri

24 Haziran seçimler yaklaştı. Sosyal medya'nın da etkisi ile artık siyasi tercihler ve kullanılan oylar aşikâr hale gelmeye başladı. Bu aleniyyet ortamında ben de başkanlık referandumu için yazdığım yazımı güncelleme gereği duydum. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu seçimler; Hak ile batılın, terörist ile vatanperver'in, bozan ile onaranın değil, çeşitli siyasi parti adaylarının seçimidir. Hatta son seçimlerde ortaya çıkan bir özellik olarak, farklı siyasi görüşlerin bile yarışmadığı, sadece "Koltuğa kim otursun?" yarışının yaşandığı, güdük bir gündeme hapsedilen, güncel çekişmelerin çarpıştığı bir seçim yaşıyoruz. Meydanlarda "Kıraathanelerde verilecek ikram menüleri, tatar böreği, süt...
Devamını okuyun
  0 yorum

MILLET KIRAATHANESI 2

"Hazırlanan bir rapora göre bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. DES'in "düşünce kuruluşu" DESAM tarafından hazırlanan "Eğitim ve Kültür Politikalarının Gençlik Üzerindeki Yansımaları" konulu rapora göre Türk halkı, kitap okumaya yılda bulunuyor. Japonya'da toplumun yüzde 14'ü Amerika'da yüzde 12'si İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. -TÜRKİYE'DE BİN 152 KÜTÜPHANE BULUNUYOR-" Ülkemizin durumu b...
Devamını okuyun
  0 yorum

Türkçe Türkiye'de üvey dildir

karar_tunali
​ Türkiye'de Türkçe üvey dildir "Biz çok milliyetçiyiz."cümlesini sık sık zevklenerek söyleriz. Galiba, dünya da böyle söylüyor. Bir gerçeği ifade için söylediklerini zannetmem. Çünkü, kendilerini de bizi de bilirler. Dilden gidecek olursak, milliyetçilikte onlara göre sınıfta kalacağımız kesin. Mesela Almanya, okul bahçesinde veya evde bile Almancadan başka bir dilin konuşulmasına tahammül edemiyor. Biz bunu elbette yapmayız, ama dilimize, kültürümüze, kimliğimize ne derece sahip olduğumuz da ortada. Asıl bakılacak yer orasıdır. Dolayısıyle sorulacak sorular vardır. Çok milliyetçi oluşumuz yanlış bir değerlendirmenin sonunda varılmış bir hüküm olabilir mi? Neye dayanarak söylüyoruz? Okuyucu...
Devamını okuyun
  0 yorum