tahtapod.com | Blog

ÖĞRETMEN KEMAL

Çıvgınların onlarca gövdeyi ovaya, engebeye savurup boynunu bükmek istemesinden daha tehlikeli sonuçlar doğururdu tabiatın doğrularına, ilmi rehber edinmeyi salık vermesine karşı çıkan bağnazlığın saldırısı. Umudunu parıldayan bir yıldız gibi gözlerinde, düşüncelerinde gezdirmene; kendi toprağına, kendi toprağının insanına faydanın en mükemmelini sağlamana karşı çıkardı feodal yapılar. O günün şartlarını bugünün şartlarıyla mukayese etmek veya dün öyleydi bugün böyle demenin demokrasiye, teknolojiye biçtiği biçemi, özü daha farklı senaryolar, düzmece tasvirler geliştirildi. Başı kuma saplanmış bedenlerin başını sözde kumdan çıkarmaya elverişli atılımlar, gündelik çerçevede ne şişi yaktı ne k...
Devamını okuyun
  0 yorum

Battal Gazicilik Oynuyoz!

​İlkokul çağlarımdı...

İlk iki dersin geçmesini sabırsızlıkla bekliyorduk. Çünkü öğretmenimiz söz vermişti: Uslu durursak üçüncü ve dördüncü derste beden eğitimine çıkacaktık. Yani kafamıza göre oyun oynayacaktık. İlk iki ders sınıfta çıt çıkmadı ve mükâfatı kazandık. İkinci dersin bitiş ziliyle hepimiz fırladık okul bahçesine doğru. Öğretmenimiz Nefise Hanım her zamanki gibi bağırıyordu arkamızdan:

- Derenin oralara gitmeyiiiinn. Bahçeden çıkmak yoook.

O gün bahçeye doğru koşarken öğretmenimize verdiğimiz sözümüzü tutmayacağımızı hepimiz biliyorduk. Oynayacağımız oyun için en müsait alan derenin etrafındaki yeşillikti. Öğretmenimiz bilmiyordu bir gün önce TRT'de Battal Gazi Destanı filmi yayınlanmıştı ve biz ne zaman Battal Gazi filmlerinden birisi yayınlansa ertesi gün Battal Gazicilik oynardık. Evet oyunumuzun ismi buydu: Battal Gazicilik!

On - on beş dakika okul bahçesinde turlayıp öğretmenimize sıkça kendimizi gösterip okul bahçesinden çıkmayacağımıza inandırdıktan sonra, koşmaya başladık derenin etrafındaki yeşilliğe doğru. Oyunumuz basit bir oyundu. İki gruba ayrılıyor, bir grup Battal Gazi oluyor, diğer grup ise Bizans askeri. Sonra hak geçmesin diye gruplar rollerini değiştiriyordu. Çalıyı, çırpıyı kılıç belleyip, önce bir yerlere saklanıyor, sonra birden meydana çıkıyor, çarpışıyorduk !

O gün Ramazan, İnce Musa ve ben olayı biraz abartmış, okulu bırakın derenin etrafından bile bayağı uzaklaşmıştık. Battal Gazi olarak en son meydana biz çıkacaktık, planımız buydu. Evet, dakikalar sonra meydana çıktık; fakat neylersiniz ki meydanda hiç kimse yoktu. Meğer öğretmenimiz okulun etrafında olmadığımızı anlamış, bütün öğrencilerini toparlamış, sınıfa doldurmuş, yana döne bizi arıyormuş. Tabi bizim bundan da haberimiz yok.

Devamını okuyun
  0 yorum