Kadın - Şeker - Güncelleme

​Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk'ta şöyle söylüyor: "İnsanlıktaki din konusundaki uzmanlık ve derin bilgi, her türlü yanlış inançlardan arınarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır."

Kitabı biraz geriye saralım. 2006 senesinde bir çiftçi isyan etti, "Sayın başbakan bu çiftçinin hali n'olacak? Anamızı ağlattınız be!" dedikten sonra "Aşk olsun size" demeyi de ihmal etmedi. Sonrasında ise, herkesin bildiği gibi, dönemin başbakanı tarafından "Artistlik yapma lan" ve "Ananı da al git!" şeklinde azarlandıktan sonra olay yerinden uzaklaştı. O gün, o çiftçi, "2 yıldır anamız ağladı" demişti. Bugün geldiğimiz nokta da ise çiftçinin durumu çok da farklı bir şekilde ilerleme kaydetmedi.

2006 yılında herkesçe konuşulan çiftçinin ardından, 12 yıl sonra, 2018'in Mart ayında bir çiftçi daha herkes tarafından bilinir oldu: Nihat Babaözlü. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi tartışılırken gündemimize giren Nihat Babaözlü, pek çok kişi tarafından takdir edildi. Bu noktada, Nihat Bey'in söylediği, "Maalesef zor günler yaşıyoruz. Biz Müslüman bir toplumuz. Müslüman, komşusu açken tok yatıp uyuyamaz." ve "'Gözümüz gibi baktığımız bebelerimizin zehirlenip kanser olduğunu göreceksiniz." sözlerine dikkat çekmek istiyorum.

Kitabı şimdi tekrar geriye saralım. 2015 yılında dönemin Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu,  "Anneler dünyada, bir başkasının sahip olamayacağı annelik kariyerine sahip oluyorlar. Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir." dedi. 

Tabiri caiz ise, kadınlar ademoğlunun bir üst modelidir. Annelik kariyerinde "yemedim, yedirdim" sözünün hakkını verirler. Şimdi bu lafa bir de şu açıdan bakalım; Türkiye'de kadınların işgücüne katılma oranı 2016 yılında %32,5 olarak ölçülmüş. Bu işgücü oranına sektörel bazlı baktığımızda, kadın istihdamının yaklaşık üçte birinin tarım alanında olduğunu görüyoruz.

İslam inancına sahip olanların bildiği hadislerden ikisi şöyledir: 

"Cennet annelerin ayakları altındadır." "İşçinin ücretini alın teri kurumadan ödeyiniz."

Şimdi kitabı çok da uzun olamayacak şekilde geriye saralım. Geçtiğimiz hafta içerisinde 8 Mart Kadınlar Günü'nde konuşma yapan Cumhurbaşkanı "dinde güncelleme yapılmayacağını bilmeyecek kadar aciz bunlar." dedi. Bu lafın önüne arkasına bakıldığında, Cumhurbaşkanı'nın iyi niyetle, kadınlar hakkında kötü söz söyleyen sözde din alimlerini hedeflediği aşikar. Ancak işin bir yönü daha var. Cumhurbaşkanı da sonradan yaptığı düzeltmede, işin yanlış yöne çekilmemesi gerektiğini, Kuran'ın kıyamete kadar geçerli bir kitap olduğunu söyledi. Buradaki sorun şu; Kuran elbetteki İslam inancına göre kıyamete kadar geçerli olan kitap olacaktır fakat bu güncellemede hadislerin yeri ne? Bizim yapacağımız, İslam'ı kötü gösteren ve yanlış aktaran sözde alimleri bertaraf etmek, evet Cumhurbaşkanı'nın "güncelleme" derken söylemek istediğinin de bu olduğunu düşünüyorum. Pekala, bu güncellemede bazı işimize gelmeyen kısımları görmezden mi geleceğiz? 

Yukarıda sözü geçen iki hadisin, çiftçinin anasının ağlaması ve özelleştirme dolayısıyla, çiftçinin girebileceği maddi sıkıntılar dolayısıyla verildiği su getirmez bir gerçek. Bu iki hadisi refere ederken bir başka amacım da şudur: Annelik kariyeri haricinde, çocuklarına iyi ve sağlıklı bir gelecek sağlamak için çalışan anneler yahut müstakbel, güncelleme olmaksızın, hak ettikleri saygıyı görüp, emeklerinin karşılıklarını alabilecekler midir? 

Türklerin seçmesi muhtemel iki yol var. Yazının en başında alıntı yapılan Ata'nın sözündeki gibi; ya gerçek bilim ve teknik ya da diğeri...

ÖNCE İNSAN DÜZELMELİ
5 YILMIŞŞŞ… ELİNİZİ ŞEKER FABRİKALARIMIZDAN ÇEKİN

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış