İDAM ALDATMACASI

Suçlunun; asılarak, kurşuna dizilerek, elektrik verilerek vb. şekillerde işlemlerle hayatına son verilmesi anlamına gelen idam cezası darbe girişiminden sonra T.Erdoğan tarafından sık sık gündeme getiriliyor ve şöyle deniyor "İdam, önüme gelirse onaylarım."

İdam cezası başlangıçta sıradan bir cezayken toplum ve devlet hayatından meydana gelen gelişme ve değişmeler sırasında idamın bir ceza mı yoksa devlet eliyle işlenen bir cinayet mi olduğu tartışılmış uzun bir süreçten sonra bugün itibariyle dünyanın pek çok ülkesinde kaldırılmıştır.

Türkiye'de 1926-1984 yılları arasında 423 idam cezası infaz edilmiştir. 25 Ekim 1984 tarihinden sonra ise verilen idam kararları TBMM'de bekletilerek onaylanmamış ve o tarihten sonra fiili olarak uygulanmamıştır.

İdam cezası 2001 yılında sınırlanarak "savaş tehdidi ve terör suçları" dışında kaldırılmış, 2002 yılında ise "Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" dışında yani terör suçlarında da kaldırılmıştır. 2004 yılında ise istisnasız olarak tamamen kaldırılmıştır. Bu düzenlemelerin temel sebebi mevzuatımızın AB mevzuatına uygun hale getirilmesi olmuştur.

Türkiye Barolar Birliğinin kurucusu ve ilk başkanı, hümanist düşüncenin temsilcisi büyük üstat Av.Prof.Dr.Faruk Erem "İdam ceza değil, cinayettir! Çünkü cezanın tanımında suçlunun devlet tarafından ıslahı, topluma kazandırılması vardır. İdam, ıslahın devlet eliyle imkânsız hale getirilmesidir" demiştir. Üstadın bu konudaki görüşlerine http://www.farukeremvakfi.org.tr/23/20.html linkinden ulaşılabilir.

İdam cezasına taraf olup olmamak buradaki konumuz olmamakla birlikte idam cezasının tamamen kaldırıldığı 07.05.2004 tarih ve 5170 sayılı kanunun görüşmeleri sırasında Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın Meclisteki konuşması da bu konuda değerlidir. Söz konusu konuşma metnine aşağıdaki linkten ulaşılabilir. https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_sd.birlesim_baslangic?P4=11785&P5=B&web_user_id=15419972&PAGE1=1&PAGE2=59

Bu noktadan sonra değineceğimiz konu meydanlarda gündeme getirilen idam cezasının Türkiye'de tekrar uygulanmasının mümkün olup olmadığıdır.

Evrensel ilkeler ve uluslar arası hukuk bakımından bakıldığında Türkiye'nin tekrar idam cezasını getirmesi mümkün değildir. İdamı getirmek tabiri caizse bir nevi "gericilik" olacaktır. Çünkü bu konjoktürel gidişin ve mevcut ortamın aksine bir tutum olacaktır. Bunun yapılması Türkiye'nin kendini bağladığı uluslar arası anlaşmalardan geri çekilmesi ve batıyla bağlarını koparması anlamına da gelecektir.

Baştan belirtmek gerekirse T.Erdoğan bu konuyu gündeme getirmede samimi değildir, amaç deyim yerindeyse tribünlere oynamak, gündem oluşturmak ve taraftarlarını heyecanlandırmaktır.

T.Erdoğan'ın bu hususu ilk olarak 18 Temmuz 2016 tarihinde daha sonra ekim ve aralık aylarında dile getirdiği dikkate alındığında idam konusunun Aralık 2016'da hazırlanan ve 16 Nisan 2017 tarihinde referanduma sunulacak mevcut pakette olması gerekirdi, oysa pakette böyle bir öneri yoktur. Bu paketin, 2007 yılındaki Erzurum mitinginde T.Erdoğan'a, A.Öcalan'ı asması için, urgan atan D.Bahçeli ile beraber hazırlandığı göz önüne alındığında iki liderin de samimi olmadığı açıktır.

Ülkedeki herkese ve her şeye hâkim olan, öğlen verdiği talimat üzerine akşam karar alan; hükümet, yerel yönetimler (bkz.Roterdam-İstanbul kardeş şehirliğinin iptali), adli ve idari organlar (bkz.Çorum Konaklı köy evinin Barolar Birliği Başkanı gelecek diye kilitlenmesi) mevcutken hükümetin bu konuda bir adım atmayı bırakın ses dahi vermemesi niyeti ortaya koymaktadır. T.Erdoğan bu konuda samimi olsa ertesi gün Meclise bu konuda bir tasarı gelir ve gece yarısı geçer.

İdam mevzunun darbe teşebbüsünden sonra ortaya atılarak sanki idam cezası gelse darbe teşebbüsünde bulunanlar idam edilebilecek gibi bir hava yaratılması da tamamen aldatmacadır. Evrensel hukuk ilkelerine göre ceza kanunları geriye yürümez, cezaların kanuniliği ilkesi gereği kimse suç işlediği tarihte var olmayan bir cezaya çarptırılamaz. Başka bir deyişle idam cezası getirilirse ancak resmi gazetede yayınlandığı tarihinden sonra işlenecek suçlara uygulanabilecektir.

Terörün 1984 yılında başladığı ve halen devam ettiği, ancak idam cezasının 1984 yılından tamamen kaldırıldığı 2004 yılına kadar uygulanmadığına da dikkat çekmek isterim. Yani binlerce asker, polis, kamu görevlisi şehit olurken teröristler için idam cezası uygulansın diyen olmamış, kimsenin aklına gelmemiştir. Nedense 15 Temmuzdan sonra akıllara gelmiştir!

Tüm bunlar göstermektedir ki bu konuyu gereksiz yere gündeme getirenler samimi değildir. Belki mevzu yokluğundan olsa gerek, belki yukarıda belirttiğimiz sebeplerden olsa gerek konu zaman zaman gündeme getirilmekte, heyecanlı kitlelere gaz verilmektedir.

1
YENİ TÜRKİYE'NİN ÇANAKKALE ŞİİRİ
6. Türk Milliyetçiliğinin 21. yüzyıldaki temel mes...
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış
©  Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org