Hüzün Atölyesi'nden Mektuplar - 5

Gecenin gelmesini bekliyorum. Saat 24'ü vurunca beklediğim mesajı alıyorum. Artık böyle ne yazık ki. Bir caddede tesadüfen karşılaşmak diye bir şey pek mümkün değil. Ya da ileriye dönük verebileceğin sözleri tutmak artık imkansız. Zoru başardıkça imkansız gözünüzde çok büyümeye başlar. Çünkü zoru başardıkça ne kadar zorlandığınızın farkına varırsınız. İmkansıza adım atmak daha da bir imkansız olur. Laf oyunları falan filan anladınız siz.

Aslında insanlar benim kadar sembolist olmadıkları için hepsiyle problem yaşıyorum. Misal eski bir kız arkadaşımdan örnek vereyim. Birlikte olmaya başladığımız zaman saat tam 23:16'ydı. İstanbul'un iyi bir semtinin parkındaydık. O gün, olur da ayrılırsak, her ayın 23'ü tam bu saatte bu parkta buluşmak için sözlendik. Daha yeni bir başlangıç yaparken, işin sonunu tasarlamak, tam da benim gibi bir mazoşiste yakışan bir şey. Oluruna bırak? Hayır. İlla o sonu tasarlayacağım. Çünkü kendimle ve dünya ile bir savaş veriyorum. Franz Kafka, Dünyayla arandaki savaşımda dünyadan yana ol demiştir. Fakat ben Kafka'nın tarafında olmayı seçtim ve arınamadım.

Lafı uzatmaya gerek yok, ayrıldıktan sonra iki ay boyunca her ayın 23'ünde ve 23:16'da o parka gittim. Çünkü öyle konuşmuştuk.

Gelmedi.

Sorun gelmemesi değil. Sorun benim fazlaca sembolist olmam. Bu yüzden artık yeni başlangıçlar yapamıyorum. Yeni arkadaşlar edinemiyorum, yeni alışkanlıklar kazanamıyorum, yeniden sevemiyorum.

Ama sevgiler insanlara zarar vermez mi Karya? diyorum. Dozunda olan hiçbir şey zarar vermez diyor. Bu doz nedir peki? Sevgini sınıflandırabilir misin sen? Elbette diyor. Sevgin zarar veriyorsa sevmemelisin. Bu biraz insafsızlık diyorum. Değil diyor. Ben iyi değilim diyorum. Konu bundan sonra darmadağın oluyor.

İnsanın yaşadıklarının, kendisinin bir evrimi olduğunu daha önce söylemiştim. Aslında evrimden ziyade, dönüşüm demek daha doğrudur. Hepimiz dönüşüm geçiriyoruz. İşin en kötü yanı, sevdiğiniz insanların, bu dönüşümü fark etmeyecek olmalarıdır. Aslında dönüşüm geçiren biz değil de diğer insanlar olmasınlar? Ya da bizim dönüşümümüze sebep olanlar belki de insanlardır. En doğru tabir bu. Seni dönüştürürler ve hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. Sen ise bambaşka olursun. Bunu daha ayrıntılı bir şekilde anlatmak lazım. Yazının bundan sonraki kısmını, Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı yapıtından örnekler vererek devam ettireceğim. Aranızda kitabı okumamış cahiller varsa hemen yazıyı kapatsınlar. Germeyin beni.

Baş karakter Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendisini yatağında bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Fakat bu durumu yadırgamaz. Sen böcek olmuşsun fakat buna şaşırmıyorsun ve hala işe gitmeyi planlıyorsun. Olaylar zaten bundan sonra garipleşiyor. Patronu, kız kardeşi ve ailesi, böcek olan Gregor'a şaşırmıyorlar. İşinden kovuluyor. Artık ailesinin borçlarını ödeyemiyor ve odasında yaşamaya devam ediyor. Bir süre sonra, ailesi çalışmaya başlıyor, Gregor'u önemsememeye başlıyorlar, odasını eskici olarak kullanıyorlar ve duruma alışıyorlar. Hatta babası, sırtına elma fırlatıyor ve Gregor sakat kalıyor.

İşte bu insanın dönüşümüdür. Buradaki asıl nokta bir böcek olarak, yaşadıklarının seni dönüştürmesi değildir. Sen dönüşümünü tamamladıktan sonra duyguların aynı kalsa bile artık çevren değişmiştir. Yani aslında dönüşen en sevdiklerindir. Onların işine yaramadıkça bir kenara itelenirsin ve yük olmaya başlarsın.

Atlamamamız gereken bir nokta, iyi kötü gerçekleşen bir dönüşümün, senden daha çok diğer insanları ilgilendirmesidir.

Sen hala dönüşümünü gerçekleştirmedin mi? Yaşadıkların seni dönüştürsün ve otur izle.

Şunu da belirtmeden geçmeyelim. İnsanı dönüştüren tek şey yaşadıkları değildir. Çarka ayak uyduramamaktır. Kimisi o çarka ayak uydurur, kimisi çarkı kırar. Kimisi hiçbirini yapamaz. İşte hiçbirini yapamayanlar, absürdizmi ortaya çıkartanlardır. Kendime verebileceğim en büyük sıfat bu olsa gerek. Ben absürd bir adamım Karya. Beni böyle sevin.

Kaçıncı mektup olduğunu ve işinize yaramayan sıfatlarımı tekrar tekrar saymayacağım. Sağlıcakla kalın efendim.

İSLAMCILAR ZEYTİN DALI HAREKATINA, MEHMETCİĞE HAKA...
KATİL ''ESED'' Mİ MİLLİ MENFAAT Mİ

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış