Hüzün Atölyesi'nden Mektuplar

İntihar etmek çok zor bir iş. Soğuk namluyla dakikalarca bakıştım.. Nereden mi soğuk olduğunu biliyorum? Çünkü hava soğuk. Çocukken babamla ava gittiğim zamanlardan biliyorum. Demir çok çabuk soğur ve ellersen yapışıverir. O yüzden bana dönük olan namlunun soğuk olduğunu tahmin edebiliyorum. Hayır hayır kafama dayamadım o kadar da değil. Sadece aklımdan geçirdim.

Ama alsam Dessert Eagle markalı tabancamı dayasam kafama ve tetiği çeksem… Anlık. Benim masaya yönelmem üç saniye, silahı alıp kafama dayamam da iki saniye ve hiç düşünmeden tetiği çekmem saniye bile değil. Yani nereden baksan 6 saniyede kendimin katili olabilirim. Düşünmek için zamanım yok. Zaten düşünürsem vazgeçerim. İntihar etmenin kötü yanı bu.

Mesela 6 saniyede hiç düşünmeden tetiği çektim ve sadece bir iğne sesi. Hayda bak kaderin cilvesine şarjör boş. Şimdi çıkart teker teker mermi koy. Ya da bir tane koy fark etmez. O zaman düşünmek için süren olur ve vazgeçersin. Şarjör boşsa ölmek başka bahara kalır.

Gözbebeklerimi tavana çeviriyorum ve avize beni tartar mı diye düşünüyorum. Ama bu çok zengin bir ölüm. Bana yakışmaz be. Ben, benimle konuşurken iki defa düşünen insanlar görmüş biriyim. Böyle ukalaca ölemem.

Kafamı sola çeviriyorum. Duvarda asılmış bir sancak. Allah, Vatan, Namus, İttihad yazıyor ay yıldızın çevresinde. Bizim teşkilatın sancağı. Hani felaket tütün içen adamlar var ya hani bellerinde söğüt yaprağı bıçak taşıyan adamlar. Heh işte o teşkilatın sancağı. Benim ideallerimin sancağı. Bakışıyorum bir süre. Dakikalarca belki de bakışıyorum.

Konumuz benim intihar etmemdi. Sancağı görünce aklıma geldi, cemiyetin kurucusu Çerkes Mehmed Reşid de yakalanacağını anlayınca intihar eden sevdiğimiz İttihatçı bir ağabeyimizdi. Ama adamdaki karizmaya bakın, valiliğin sırasında yaptığın Ermeni Soykırımı yüzünden tutuklan, tutuklu olduğun yerden kaç ve yakalanacağını veya Ermeniler tarafından öldürüleceğini anlayınca karlı bir Şubat günü intihar et. Karizmatik bir ölüm. Ben ise tütün kokan bir odada dolu bir küllük yanında saçma sapan bir neden yüzünden ölmeye çalışayım. Kabul ediyorum rezilce.

Sağ tarafıma dönüyorum. Evkur'dan aldığım bilgisayar. Kusura bakmayın ama dolandırıcılık. Tamamen dolandırıcılık. Teferruatına girmeyeceğim ama saçmalıktır bu.

Ya aklıma geçen şey gelmişti. Bir kadın var şimdi, kendisine bir nargileci açmış, orada bilmem ne şehzadenin en sevdiği kurabiye diye bir şeyler ikram ediyor. Yok şu padişahın en sevdiği şerbet, Osmanlı aromalı nargile, padişah kokusu şu bu falan filan. Bunları yiyen, içen ve alan garibim insanlara kızmıyorum. Osmanlı'yı seviyorlar ne yapsınlar. Bunları satanda suç. İnsanların bu duygularını sömürüyorlar başka bir şey değil bu. İnsanların duyguları üzerinden para kazanıyorlar. Bu sömürgeciliktir. Hani İngiltere, Afrika'nın Kuzeyinde Mısır'ı, Güneyinde Güney Afrika'yı ele geçirip, kıta üzerinde Kenya, Uganda, Sudan hattını ele geçirip sömürüyor ya aynısı işte. Bunlar da koku, nargile, şerbet derken sömürüyorlar.

Ben bunları neden düşündüm? Gerçeği söylemek gerekirse bilmiyorum. Gece bir sigara yakıp bunları düşünüyorum. Canımı acıtıyor artık. Hani kafayı bir şeye takarsın ve alakasız bir yerde patlarsın ya aynı bu hesap.

Ben aslında kafamı başka şeylere taktım. Ben uyuz oldukça hareketlerine devam eden insan müsveddeleri var. Ben buna belki yanlış bir tabir olacak ama boncuk dağıtmak diyorum. Çok sövmek ve konuyu deşmek istiyorum ama yapmayacağım. Ben daha kendimi kendime ifade edemedim. Size ifade etmem zaman alacak.

Şimdilik, intihardan vazgeçtim.

Ben Yolgezer, Yakub Cemil, Karazıpkalı, Son İttihatçı veya Kürşad Yavan. Birçok ismim var. Size Hüzün Atölyesi'nden ilk mektubumu yazdım. Devamını ruh halim belirleyecek. Sağlıcakla kalın efendim. 

Telif Hakkı

© Kürşad Yavan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

Ne Mutlu Türküm Diyene
GERÇEK ÜLKÜDAŞLIK

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış