HAKAN ŞÜKÜR OLAYI ve HUKUK

Galatasaray Mali Genel Kurulunda eski sporculardan Hakan Şükür ve Arif Erdem'in ihracı oy çokluğuyla reddedildi.

Bunun üzerine önce GSB Ç.Kılıç "Alınan karar konusunda GS ivedi şekilde bir düzeltmeye gitmelidir. Çünkü ülkemize, devletimize ihanet edenlerin ülkemizin köklü kurumları ve kulüplerinde işi yoktur." dedi. 

Sonrasında BY V.Kaynak "…Hakan Şükür FETÖ'ye sempatisini gizlemeyen bir şahıs. Bütün bu deliller ortadayken Galatasaray gibi bir takımın böyle tartışılacak bir karar imza atması asla kabul edilemez…" şeklinde açıklama yaptı.

Bu açıklamaları değerlendirmeden önce hukuk ne diyor kanun diyor ona bakmamız gerekir. Malum, çok şükür ki, her şeyin önceden kurallara bağlandığı, keyfiliğin olmadığı, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik, suç ve cezaların kanuniliği vb. evrensel hukuk ilkelerinin geçerli olduğu bir hukuk devletinde yaşıyoruz !!!

Spor kulüpleri 5243 sayılı Dernekler Kanununa ve bu Kanuna istinaden çıkarılan Gençlik ve Spor Kulüpleri Yönetmeliğine tabi derneklerdir. Kanuna göre, her derneğin anayasası hükmünde mutlaka bir dernek tüzüğü bulunur, bu tüzükte bulunacak hususlardan biri de "Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleridir."

GS Spor Kulübü Tüzüğünün "Üyeliğin Sona Ermesi ve Üyelikten Çıkarılma Nedenleri" başlıklı 20'nci maddesine göre;

-Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümlerine göre üyelik koşullarının kaybedilmesi,

-Üyelikten çıkma kararının yazılı olarak Yönetim Kuruluna bildirilmesi,

-Ödeme yükümlülüğünün 6 (altı) yıl üst üste özür belirtmeksizin yerine getirilememesi

-Ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeme nedeniyle üyeliği sona eren kişinin yeni başvuru ile yeniden üyeliğe alınmasından sonra ödentisini 2 (iki) yıl üst üste ödememesi,

-Önceden özür belirtmeksizin üst üste 8 (sekiz) Genel Kurula katılmaması,

-Tüzük hükümleri uyarınca üyelikten çıkarılması, hallerinde üyelikten genel kurul kararıyla çıkarılır

GS Spor Kulübü Tüzüğünün "Üyelikten Çıkarma Yaptırımı Gerektiren Eylemler" başlıklı 109'uncu maddesine göre;

- Genel Kurul ile diğer organ ve kurulların toplantılarını engellemek,

- Seçimlerin düzenli ve sağlıklı bir biçimde ve dürüstlük ilkesine uygun yapılmasını engelleyici söylem veya eylem veya davranışlarda bulunmak,

- Kulüp Başkanı yöneticileri ile üyelerine karşı hakaret fiili eylemde bulunmak,

- Kulübün malvarlığına kasten zarar verici eylem veya davranışlarda bulunmak, üyelikten çıkarma yaptırımı gerektiren eylemlerdir.

Tüzüğün 107'nci maddesinde "Kulübün onur veya saygınlığına zarar verici söylem veya eylem veya davranışlarda bulunmak" eyleminin "Kınama" yaptırımına tabi olacağı yer almaktadır.

Resmi açıklama yapılmadığından bu iki sporcunun hangi eylemleri nedeniyle disiplin kurulunca çıkarma talebiyle genel kurula sevk edildiği hususunda kesin bir bilgimiz yoktur. Ancak mesele Fetö iddianamelerinde adlarının geçmesiyse aşağıdaki hususların dikkate alınması şarttır:

Bu kişiler hakkında bağımsız yargı organlarınca verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır, GS Tüzüğüne göre bu kişilerin üyelikten çıkarılma şartları bu aşamada oluşmamıştır, en fazla kınama cezası verilmesi mümkündür.

Hukuk devleti ve evrensel hukuk ilkeleri; kişinin suçluluğunun bir mahkeme kararıyla sabitliğine kadar o kişinin masum olduğunu kabul eder. Kişilerin eylemleri karşısında karşılaşabileceği yaptırımların bilinebilir ve öngörülebilir olmasını emreder. Kişi ve kurumların her türlü kararlarını baskıdan uzak ve vicdani kanaatlerine göre almasını, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu söyler.

Oysa her fırsatta halkın oyunu ve üstünlüğünü dile getirenler bir spor kulübü üyelerinin kararı hoşlarına gitmediğinde hemen aksi söylemlere başlamıştır. Bu da neticede GS genel kurul halkının bir oylamasıdır ve dışarıdakiler sadece karara saygı duymalıdır. V.Kaynak'ın "Attığınız kişiler atmadığınız kişilerden daha fetöcü" diyen söylemi karşısında bu iki şahsın yargılandığı davalarda yargılama makamlarının bağımsız şekilde karar vereceklerini kim iddia edebilir. Bugün iktidarın etkisine giren, 16 Nisandan sonra ise iktidar partisine doğrudan bağlanacak yargının aksi yönde karar vermesi mümkün müdür?

İktidarın dediğinin anlamı şudur; kimin ne olduğu, kim hakkında ne yapılacağına ancak biz karar veririz, eğer başkası karar verecekse de bizim beğenmediğimiz karar yok hükmündedir, derhal düzeltilmeli ve bu kararı alanlar bedelini ödemelidir. Yani tüm kararları biz alır veya aldırtırız, başkasının hür iradesiyle karar alması ve uygulaması mümkün değildir.

O halde adli ve idari makamlara gerek yoktur, iktidar ve yandaşları neyin nasıl olmasını istiyorsa herkes her şeyi öyle yapmalıdır. Kişilerin suçluluğuna iktidar karar verdiğine göre yargılamaya da gerek yoktur. Masumiyet karinesi, hak hukuk ve yargılama gereksiz işlemlerdir. Bu durumda yakında bir KHK ile GS Kulübünün kapatıldığını veya adı geçen kişilerin KHK ile üyelikten ihraç edildiğini görmek şaşırtıcı olmayacaktır.

Bunlar, haşa!, "ol der olur" sıfatına sahip Allah'la yarışan "biz yaptık oldu" eylemleridir. İşte bu şekilde beni de fetöcü yaptı fetönün yol arkadaşları, yani fetö torbasına attılar ve oldu bitti. Alnımın teriyle kazandığım birikimleri yedi aydır vermiyorlar, pasaport alamazsın diyorlar, hiçbir iş yapamazsın senin yaşamaya hakkın yok diyorlar. Ben de diyorum ki hodri meydan, benim fetöcülüğümün sizin fetöcülüğünüzün yüzde biri kadar olduğunu ispat edin ben sizden bir talepte bulunmayacağım. Ama ispat edemezseniz gasp ettiğiniz haklarımı derhal iade edin.

Son olarak, bu yazıyı yazmadaki amacım ne kimseye destek olmak ne de karşı gelmektir. Bir hukukçu olarak haksızlığa asla tahammülüm yoktur. Burada maksat kamuoyunda ses getiren bu işlemlerin hukukiliğinin ve adında adalet olan iktidarın tutumunun mevcut hukuk kurallarına göre ortaya koyulmasıdır.

Her yerde ve her zaman söylediğim gibi; biri hakkında fetöcülükten (darbeye teşebbüs değil) işlem yapılacaksa, yıllardır aynı hedefe paralel yollardan yürüyen ne istedilerse verenler olarak, iktidar önce kendisinden başlamalıdır, ondan sonra herkes hakkında işlem yapılabilir. Bu arada Hakan Şükür'ün 2011 seçimlerinde AKP İstanbul Milletvekili olduğunu da belirtmek gerekir.

DOLARIN VARSA, KARNIN DOYACAK
Yeter
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış