Tahmini okuma süresi: 4 dakika (762 kelime)

GUGUK DEVLETİ-1 Pasaport? Yok pasaport!

Malum olduğu üzere Anayasamıza göre; Türkiye Cumhuriyeti "…demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."  Dilimize pelesenk olan ve hemen herkesin her durumda kullandığı hukuk devleti nedir? Hukuk devleti en öz tanımıyla, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukukî güvenlik sağlayan, keyfiliğin olmadığı devlet demektir. Otoriter devletlerden demokratik devlete geçişi ve insan haklarının yükselişini ifade eden hukuk devleti kavramı karşısında maalesef ülkemizde sıklıkla yaşanan hukuk garabetlerini bu burada "Guguk Devleti" başlığı altında zaman zaman dile getirmeye çalışacağım. Bu konuda gönderi olursa onları da burada paylaşabiliriz. Bulunduğumuz noktada mevcut OHAL yönetimi ve artık kış lastiği takma şartlarını bile düzenleyen OHAL KHK'leri doğal olarak bu yazıların başlıca kaynağını teşkil edecektir. İlk hikâyemiz şöyle;

KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerinin ve eşlerinin varsa pasaportları da iptal edilmektedir. Bu düzenlemenin hukukiliği bir tarafa bu kişilere ve eşlerine tekrar pasaport verilmemektedir. Bu kapsamda; pasaport almak için randevu alarak ilgili ilçe emniyet müdürlüğüne giden bir mağdur randevusuna gittiğinde "FETÖ/PDY şüphelisi" olduğu gerekçesiyle pasaport işleminin yapılamayacağını öğrenir. "Bakın efendiler benim bu yapıyla ilgim olmadığı gibi hakkımda adli veya idari herhangi bir soruşturma da yoktur, bu nedenle yapılan işlem doğru değildir" dese de oturdukları koltuklardan ve firavunun verdiği rızıktan olmamak için her türlü fedakarlığı! yapmaya hazır memur ve amirlere derdini anlatamaz. Duyduğu tek şey "savcılığa veya pasaport dairesine gidin" olur. Mağdur "o halde bana neden işlem yapmadığınıza dair belge verin" dediğinde bunun da mümkün olmayacağı bildirilir. Mağdurumuz ısrarlı davranışları sonunda hakkındaki işlemin gerekçesini öğrenmek üzere kaymakamlığa bir dilekçe bırakarak ayrılır. Şimdi evinde idarenin bu dilekçeye "talebiniz bilgi edinme kapsamı dışında olduğundan bilgi verilememektedir" şeklinde bilgi vermesini beklemektedir!

Temel hak ve hürriyetlerden biri olan seyahat hürriyetinin bir parçası olan yurt dışına çıkma hürriyeti Anayasaya göre; "Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir."

Pasaport verilmeyecek haller ise Pasaport Kanununda şu şekilde düzenlenmiştir: "Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir."

Niçin bu metinleri yazdık? Hani baştan dedik ya hukuk devletinde her şey önceden bellidir ve kurallara bağlanmıştır, keyfilik yoktur bu bakımdan önce kuralı ortaya koymamız gerekir ki ihlalleri tespit edebilelim. Şimdi buradaki guguk durumuna bakalım.

Anayasanın yukarıda verilen 23'üncü maddesinin son fıkrası meşhur 2010 referandumundan önce "Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir" şeklindeyken referandumla yukarıdaki şekle getirilmiştir. Yani askerlik veya vergi borcu gibi durumlar nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı kaldırılırken, yasak için hâkim kararı şartı getirilmiştir.

Pasaport Kanunun 22'nci maddesinin yukarıda verilen metninde altı çizili olan kısım ise 15 Temmuzdan sonra 674 sayılı KHK ile ilave edilmiştir. Buradaki amaç malum yapının yurt dışındaki birimlerinde görevli olanların çıkışının engellenmesidir. Hukuk devletinde normlar (hukuk kuralları) arasında Anayasa-Yasa-KHK-Tüzük-Yönetmelik-Genelge şeklinde bir hiyerarşi vardır hiçbir kural üsteki norma aykırı olamaz.

Bu olayda görüldüğü gibi Anayasanın mutlaka hâkim kararı gerekir dediği bir hususta, Yasa bu kuralın dışına çıkarak idari bir birim olan Bakanlık kararıyla işlem yapılabileceğini hüküm altına almış, örnekte de görüleceği gibi bu husus uygulamaya konulmuştur. Özetle, yasayla anayasaya aykırı hükümler getirilmiştir. Hakim kararı olmadan vatandaşın yurt dışına çıkışı yasaklanamaz. OHAL'den sonra KHK ile aynı yönde ilave yapılmıştır. Anayasanın, temel hak ve hürriyetler KHK ile düzenlenemez hükmüne rağmen KHK ile düzenleme yapılmıştır. Olaydaki mağdurumuz hakkında bir mahkeme veya hakim tarafından verilmiş yurt dışı çıkış yasağı olmadığı halde pasaport alması engellenmiş, ülkemizin modern dünya ile birlikte yaklaşık yetmiş yıl önce kabul ettiği temel hak ve hürriyetler keyfi ve hukuka aykırı olarak sınırlanmıştır.

Hani bir zamanlar çok kullanılan bir kavram vardı ya işte bu yapılan tam da odur. Bu yapılan olsa olsa duble GERİCİLİKTİR ancak millete ileri demokrasi olarak yutturulmaya çalışılmaktadır. Çünkü hem anayasa tarafından getirilen düzenlemeden dönülmüş hem de buna bile uyulmamış ve idari işlemlerle temel hak ve hürriyetler sınırlandırılmıştır. Suçla suçlulukla mücadele hukuk dışına (dikkat buyurun kanun değil, çünkü kanuni olan her şey hukuki değildir) çıkarak değil tam aksine hukuk içinde yapılmak zorundadır.

Son söz "hukuk herkese lazımdır, zamanın muktedirlerine de…"

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Telif Hakkı

© Mehmet Alkan @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

Mademki Din dediniz..
ÇOK BASİT: ‘LÂ’ ŞAHSİYETİ GÖSTERECEKSİN!

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

© Tüm Hakları Saklıdır | tahtapod.com | tahtapod.net | tahtapod.org